‘Bedava Dünya Turu’ Yapmak İçin ‘Sadece Dinle’; Nirvana’ya Ulaşmak da ‘Yanında Hediye’

18 Haziran of 2011 by

Şu ‘bedava’ kelimesi ne sihirli bir kelime değil mi? ‘Bedava sirke baldan tatlıdır’ diye boşuna dememişler. Bahsettiğim şey sirke de değil üstelik. Babalar gibi dünya turu…


Ancak dünya turuna ‘bedenen’ çıkamayacaksınız üzgünüm. Bende olsa dükkân sizin… “Yaaa! Bize fake attın. Sağ gösterip sol çaktın” demeyin şimdi. Kötülüğünüze değil iyiliğinize çalışıyorum çünkü. Bedenen olmasa da ‘ruhen’ sizi kanatlandırıp uçurarak dünyanın bir noktasından başka bir noktasına ışınlayacak, ruhunuzu Nirvana’ya ulaşmış Tibet rahiplerinin dingin havasına sokacak bir şey var. Sadece bir radyo kanalı… Radyo Voyage…

Sakın sıradan bir radyo kanalı diye düşünmeyin. Aman aman! Reklam için para filan da almadım. Aman aman aman! Test ettim; onayladım. Dostlarıma tavsiye ediyorum. Hepsi bu. Yeminle…

Bugüne kadar dinlediğiniz tüm radyo kanallarının ötesinde bir kanal bu. Birçoğunu kenara atacak, bilgisayarınızdaki ya da elinizdeki müzik arşiviyle uğraşmaktan yorulmuş olduğunuzu fark edeceksiniz. Size sadece dinlemek kalacak… Ama nasıl dinlemek… Oy ki oy!

Hani şu televizyonda bir şey izlerken ‘zırt’ diye araya karışan, sinir bozucu ‘sanal reklam’ uygulamaları var ya. ‘Dayatma reklam’ diyorum ben onlara. Hah işte! Aynen onun gibi, sevdiğiniz bir müziği dinlerken, araya girip ‘dır dır vır vır’ saçma sapan konuşmaktan müziğin ‘vıcığını’ çıkaran DJ’lerin olduğu radyoları dinleyenler… Plajda, sokakta, evde, işyerinde, barda, restoranda ‘cıp tıs cıp tıs’tan başka bir özelliği olmayan, ‘şarkı’ demeye dilimin varmadığı ‘hastalıklı müzikleri’ duymaktan bıkanlar… Efendim sinir sisteminizi bozmayınız. ‘Ben zaten kaliteli müzik dinliyorum. Kaliteli bir-iki kanalı takip ediyorum. Geniş ve güzel bir müzik arşivim de var.’ diyenler… Sizler de ‘yeni müzikler’ keşfedebileceğinizi varsayınız ki muhakkak hiç duymadığınız, ‘enfes’ bir tanesine denk geleceksiniz. Hepiniz ama hepiniz müzik kültürünüzün içinde bu kanala bir yer açın…

Sarı, turuncu, kırmızı çiçeklerle dolu bir mabedin önünde, tütsü kokularını hissederek, Hindistan’ın kutsal Ganj’ında ruhunuzu yıkayın. Çin’in yüksek dağlarını merdiven basamakları gibi sarmış, yemyeşil pirinç tarlalarında, bulut bulut olmuş sislerin içinde nefesinizi tazeleyin. Sonra birden Mısır’da Büyük Gize Sfenksi’nin omzuna oturup, uçsuz bucaksız çölü izleyin. Çok mu terlediniz? O zaman hiç vakit kaybetmeden atın kendinizi egzotik bir adaya. Maldivleri mi istersiniz? Yoksa Seyşelleri mi? Boynunuza takın renkli çiçeklerden kolyenizi, alın elinize buz gibi kokteylinizi. Durgunluk sıktı mı? Hadi o zaman maceraya; buyurun Amerika’ya. Takın bir kartal tüyü saçınıza; Kızılderili ruhunu arayın oralarda. Buradan uzanın Avrupa’ya. Yüzyıllar önce yaşayan bir gezgin gibi tarihi yapıları seyreyleyin doyumsuzca. Sonra özleyin kendi ülkenizi… Türkiye’nizi… Salının altın sarısı buğday başaklarının olduğu tarlalarda. Güneşe yüzünüzü dönün ayçiçekleriyle aynı anda. Akasyaların, sakız ağaçlarının, ıhlamurların ve daha yüzlercesinin kokusu mayhoş etsin sizi. Toroslar’dan Ağrı’dan süzülün vadiler, nehirler boyunca. Yaylalardan soğuk sular için; serinleyin. Coşkun şelaleler köpüklesin; durulasın bedeninizi. Yumuşak bir meltem ve sıcak güneş kurutsun teninizi. Mis kokulu çiçeklerden rengârenk bir yatak bulun; kapatın gözlerinizi. Kuş sesleriyle onlarca uygarlığın gizemli tarihi rüyalarda bulsun sizi…

Alın size bedava dünya turu… İşte bu kadar basit… ‘Dünyanın müziğine yolculuk’ yapacaksınız çünkü. Dinlediğiniz müzik her neyse size bir ülkenin, şehrin, bölgenin ruhunu getirecek. Ait olduğu yerin coğrafyasında size sıra dışı bir keşif yapma şansı verecek.

Kendinize bir iyilik yapın ve ‘ses kirliliği’, dolayısıyla da ‘ruh kirliliği’ yapan ‘hastalıklı müziklere’ kulaklarınızı tıkayın. “Atcam seni; yakcam seni; tırmala beni kaşı beni. Çatlicaksın; patlicaksın; hop hop hoplicaksın. Yeni bir sevgili yapcam; koluma takcam; sana havamı atcam, sonra ikoncan olcam” gibi sözlerin olduğu, basit, sığ, duygusuz, insana ‘böğ’ getiren, şarkı – müzik kisvesi giymiş ‘şey’leri atın gitsin. Kaliteli müziklerle hem dünyada, hem ülkenizde, hem de kendi içinizde ‘yeni keşifler’ yapmanın zamanıdır artık…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

 

Previous:

“Iyy! Kedii!” Dediğinde Bir İnsan, Diyebilse Bir Kedi “Iyy! İnsaan!”

Next:

Zanaatkâr Okulları İle ‘Yaşasın Zanaatkârlık’

You may also like

Post a new comment