‘Dünyanın tekdüzeliğinden yakınmak aslında dünyanın çok yönlü doğasıyla derinden kaynaşma yetersizliği mi?’

22 Mart of 2011 by

Bir zamanlar bu soruyu Kafka sormuş. Yorgunluktan mı yetmezlikten mi bilinmez ama son zamanlarda ben de bu soruya cevap arar oldum!

Her yeni gün yeni bir karşılama ile gelse güzel olurdu ama bir süre sonra dünyanın iki yönlü doğası her şeyin ikili doğasına yenilerek kendini durağanlığa terk ediyor. Bu iki yönden çıkan çok yönlülükse bir insan yaşamının içine nasıl sığar? Yaşamla baş etmek mi onu yaşamak mı ikilemine girmeyen biri var mı aramızda?

Sorular çoğalırken içimdeki isteksizlik doğru mecrada olmadığımı fısıldıyor kulağıma. En önemli inancı; kendime inanmayı bırakmış olabilir miyim? Eğer fazlaca soru geliyorsa o zaman inançsızlık bataklığı zihnimi ele geçirmiş olabilir belki de bir yerlerde. Dünyanın Kafka’nın sözünü ettiği çok yönlü doğası zihnimde aza indirgenmiş de benim mi haberim olmamış!

Potansiyel! İçimdeki potansiyel uykuya yattı ve uyanmak istemiyor. Bildik olan şeyler o denli fazla ki içinde yer almak istemeyen yanım tüm varlığıma habis hücreler gibi yayılmış olabilir. “İnsanın iyi bildiği oranda iyi hareket ettiği doğrudur” diyen zamanın eski filozoflarına katılmıyorum. İnsanın iyi bildiği oranda hareket edemediği zamanlar da var. Ve nereye kadar gitmiş olursak olalım bilgi yolunda, insanın psikolojisine yenilme riski her zaman var!

Konu yaşamın içine ne kadar değil yeteri kadar ‘dağılmadan’ sızabilmek ve zamanı geldiğinde insanın pılısını pırtısını toplayarak kendi yalnızlığına yara almadan çekilebilmesidir belki de. Ve insan zihninin bitmek tükenmez labirentlerine girmeden özüne, özünden gelene sadık kalabilmesinde, onu sadeliğin içinde yalın bir şekilde duyabilmesindedir asıl cevap. Zindeleştiren, doyuran, özgür kılan ve yücelere taşıyan öz doğamızla buluşmak… Ama önce uygun soruyu sormalı! En son nerde kalmıştım? Ve şimdi nerdeyim?

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Balinaların Karnı

Next:

Büyük Anadolu Yürüyüşü

You may also like

Post a new comment