01 Ocak’10 Cuma

12 Aralık of 2010 by

Yeni yılın ilk günü Rio de Janeiro (Ocak Irmağı) da gün daha ağarmadan, Copacabana açıklarında güneşin doğumunu fotoğraflamak için erken kalkıyorum. Kaldığım otelin terasına çıkıyorum ve şansımdan güneş ufuktan doğmak üzere. Atlantik Okyanusu üzerinden doğan güneş etrafına harika bir kızıllık yansıtıyor. Benim gibi bu anı yaşamak isteyen birkaç Riolu plajda ve kum üzerinde, birkaç kişi ise dalgaların arasında…

Gündoğumu fotoğrafları ardından bugünkü Rio gezi rotamda, İsa heykeli ile buranın sembolü olmuş Corcovoda Tepesi var. Fotoğraf makinemi ve küçük sırt çantamı sırtıma geçirip Copacabana’dan ayrılıyorum. Rua Cosmo Velho sokağına taksi ile ulaşıyorum. Günün daha ilk saatleri olmasına rağmen bir hayli kalabalık ve 10.30’da kalkacak treni bekliyorum. Corcovoda kambur demek ve Rio da tam bir ‘kamburlu tepeler’ şehri. Bu tepelerin hemen eteklerinde birçok yağmur ormanı ve park bulunmakta. Corcovoda Tepesi yamaçlarında Tijuka Milli Parkı bulunmakta. Gezi rotamda Amazon bölümü yer almasa da şu ana kadar gördüklerim doğa’nın Rio’yu çok güzel bir şekilde yarattığıdır. Yeşilin tüm tonlarına, okyanus dalgalarının dağlar ve tepelerle birleşerek birbirinden güzel plajlar oluşturmasına sebep olmuş.

Yaklaşık yirmi dakika süren tren yolculuğu sırasında kıvrılarak Corcovoda Tepesi’nin zirvesine doğru yaklaşıyoruz. Daha şimdiden her iki tarafta harika bir manzara bizlere eşlik ediyor. Sol tarafımızda Rio’nun diğer bir kambur tepesi olan Pau de Acucar (Sugar loaf) ve eteklerindeki Flamengo, Botofago gibi şehrin diğer merkezleri ve plajları. Sağ tarafımızda Copacopana, İpenama, Lebnon plajları ve uçsuz bucaksız gibi görünen Atlantik Okyanusu.

7 Temmuz 2007 tarihinde, ‘dünyanın yeni yedi harikası’ndan biri olarak seçilen, Brezilya’nın ve Rio’nun sembolü Reedemer Heykeli “Kurtarıcı İsa” denizden 710 metre yükseklikte bulunmakta ve 38 metre uzunluğunda. Dokuz yıllık bir uğraş sonucu 1931 yılında yapımı tamamlanmış. Şimdilerde ise tam bir turist akınına uğruyor. Heykeli ve bu harika manzarayı görmek için yılda yaklaşık 1 milyon ziyaretçi buraya çıkıyor. Buraya çıkarken trenden gördüğümüz manzara, heykelin çevresindeki balkonlardan tam olarak 360 derecelik bir bakış sunuyor ziyaretçilerine. Dünyaca ünlü, birbirinden önemli futbol karşılaşmaları yaşamış Maracana Stadyumu’nu buradan görmek bile ayrı bir keyif. Hemen önümüzde ‘Lagoa Rodrigo de Freitas’ lagünü ve biraz ilerisinde Copacopana ve İpenama plajları bu kez ayaklarımızın altında. 2016 olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olan Rio, kürek ve kano yarışları bu lagün de yapılacak. Çevresindeki devasa gökdelenlerin altında parklar yer almakta. Saatlerce bu harika manzara eşliğinde akşama kadar kalabilir, panoramik fotoğraflar çekebilirsiniz ama dakikalar ilerledikçe ziyaretçiler bu küçük alanı doldurmakta. Rio’ya inen ve havalanan birçok uçak Corcovoda Tepesi‘nin ve ziyaretçilerinin altında kalıyor…

Öğle’den sonra Rio’nun şehir merkezinde yer alan ‘downtown’ bölgesindeki katedral, tiyatro, müze gibi mimari detaylarını gezmek için yeniden Cosmo Velho’ya trenle iniyorum. Elimdeki Rio de Janeiro kültürel haritası yardımıyla otobüs ile öncelikle geniş bir meydan olan Cinelandia Meydanı’na ulaşıyorum. Brezilya ve Rio’nun en önemli tarihi ve kültürel miraslarından biri olan tiyatro binası ‘Theatro Municipal’ 1909 yılından beri ayakta. 1.700 kişilik bir izleyici kapasitesine sahip, tiyatro ile birlikte opera ve konser organizasyonlarına da ev sahipliği yapmakta. Tüm çevresini dolaşırken en etkili detayları çatı kısmında yer alan yeşil yuvarlak kubbeler oldu. Dört bir tarafı heykeller ile süslenmiş, arka tarafında iki de saat bulunmakta. Bu yapının hemen yanı başında. Ulusal Kütüphane ve Güzel Sanatlar Müzesi de yer almakta. Bir diğer tarihi yapı olan Metropolitana Katedrali, gökdelenlerin arasında kendini gösteriyor. 1676 yılından beri ayakta duran konik şeklinde yaklaşık 100 metre yüksekliğindeki yapı yaklaşık 20 bin kişilik. Corcovoda Tepesi’nden kuşbakışı gördüğüm Maracana Stadyumu’nu yakından görmek için metro istasyonuna yöneliyorum. Yol üstündeki kuleleri ve kızıl rengiyle hemen dikkat çeken tarihi itfaiye binası çevresindeki eski ve yıkık harabe şeklindeki evlere inat yepyeni bir şekilde ayakta duruyor. Sanki daha dün inşa edilmiş gibi.

Brezilya’nın birçok spor dalında başarılı olmasının yanı sıra tartışmasız dünya futbolunda lider özelliğinden dolayı buraya kadar gelmişken 200 bin kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük stadyumu unvanını elinde bulunduran Maracana Stadyumu’nu görmeden dönmek olmaz. Temeli atıldıktan on yedi sene sonra tam olarak bitirilen ve 1965 yılında açılan stadyum, kim bilir bugünlere kadar nice önemli maçlara ve futbolculara ev sahipliği yapmıştır…

Previous:

31 Aralık’09 Perşembe

Next:

02 Ocak’10 Cumartesi

You may also like

Post a new comment