20 Nisan

15 Aralık of 2010 by

Barcelona’dan Madrid’e uçuşumuzun olduğu günün sabahında havayolu şirketinden gelen mailde, volkan patlaması nedeniyle uçuşumuzun iptal olduğu yazıyordu. Erkenden havaalanına gidersek uçuşumuzu başka yöne çevirebileceğimiz de belirtilmişti. Biz de apar topar gittik Girona Havaalanı’na.

Orada bizim gibi muzdarip, uzun bekleyiş saatlerinde yerlerde uyuyan bir sürü insan vardı. Biz havayolu şirketimizle konuştuğumuzda, uçuşun yapılabileceğine yeniden karar verildiğini öğrendik. Uçuş iptal edilmemişti, fakat biz erkenden havaalanına gitmiş olduk. 6 saat sonra uçuşumuz gerçekleşti.

 

Madrid Barajas Havaalanı’nda inip, oradan metroya bağlanıp, daha önce arkadaşımızdan aldığımız bilgi üzerine otellerin ve ‘backpacker’ların yoğun olduğu Calle de Leòn ve Calle de las Huertas’a gitmek üzere Anton Martin durağında indik.

Sakin bir Madrid akşamı soluyorduk. Henüz turist bilgilendirme ofisine uğramadığımız için haritamız yoktu. Aklınızda bulunsun, Avrupa’da otobüs duraklarındaki haritalardan yolunuzu kolayca bulabilirsiniz. Biz de öyle yaptık, o esnada da köşede Kurdistan adlı bir dürümcü gördük. Aa Türkçe biliyor mu acaba diye içeri girdik, Merhaba dedik, bir iki gülümseme ve merhabalaşmadan sonra Türkçe bilmediğini öğrenmiş olduk. 

 
Kardeşim buranın Sevilla sokaklarına çok benzediğini söyledi. Sonradan ben de görecektim ki hakkı var. Madridliler için ‘Gizli Endülüslü’ derlermiş. Endülüs’ten Barcelona, Madrid gibi büyük şehirlere çalışmaya giden işçiler, oralara kendi kültürlerini taşımışlar. İşçi sınıfının getirdiği bu kültür Barcelona’da kentli halk tarafından aşağı muamele görmüş, fakat Madrid’te çok yabancılık çekmemişler Endülüslüler. Nitekim Endülüs tüm haşmetiyle İspanya’nın bir simgesi ve Katalanlar da diğerleri kadar bu kültürün ekmeğini yiyorlar. Flâmenko gösterileri turistleri çekmek için çokça kullanılıyor.
 

Otelimize yerleştik. Eşyaları koyup İranlı bir dürümcüye yemek yemeye gittik. Federico Garcia Lorca’nın sanırım orijinal boyutlarında yapılmış bir heykelinin bulunduğu bir yerden geçtik.

İranlı dürümü de harika oluyormuş. Ayranı da naneli.

Çıkışta barların bulunduğu yollardan geçmekte iken kart dağıtan bar çalışanlarından biri bizi tutup zorla kart verdi. Söylediğine göre bu kartla girersek mojito bedava imiş. Sözüne kanmama taraftarıydık fakat sıcakkanlı samimi bu delikanlı bizi ikna etti, içeri girdiğimizde ise hakikaten de mojito bedava idi.

Eğlenceli bir Madrid gecesinden sonra tekrar otelimizin yolunu tuttuk. Sabah erken kalkılacak ve gezilecek çok yer vardı.

 

Next:

21 Nisan

You may also like

  • 16 Ara

    21 Nisan

    Madrid / Özlem Dikel

    Bugün de önceki günlerin yorgunluğunu atamamış bir şekilde erkenden kalktık. Ama aldığımız uyku bize yeter ...

  • 17 Ara

    22 Nisan

    Madrid / Özlem Dikel

    Bugün üçüncü gün ve bense Barcelona’dan beri hala dinlenememiş bir halde olmama rağmen azmimi koruyarak ...

  • 15 Ara

    20 Nisan

    Madrid / Özlem Dikel

    Barcelona’dan Madrid’e uçuşumuzun olduğu günün sabahında havayolu şirketinden gelen mailde, volkan patlaması nedeniyle uçuşumuzun iptal ...

  • 18 Ara

    23 Nisan

    Madrid / Özlem Dikel

    Bugün Madrid’deki son günümüz. Kahvaltıdan sonra, Sevilla’ya gitmek üzere otobüsten yer ayırttık. Dili fransızca olan ...

Post a new comment