21 Eylül 2010, Salı

03 Ocak of 2011 by

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Anadolu ve Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVAM) 2010 – 2011 Öğretim Yılı etkinlikleri arasında Gürcistan’a bir seyahat gerçekleştirdi. Bu etkinliğe katılan öğretim elemanları kendi disiplinlerinde birer rapor yazarak merkezin web sayfasında (http://avam.yyu.edu.tr) yayınladılar. Bu gezinin tarih ve arkeoloji dalındaki rapor benim tarafımdan kaleme alındı. Aşağıdaki bu raporun bir özetidir.

Sabah kahvaltısından sonra iki taksi ile Trabzon Otogarı’na gidiyoruz. Otobüs bizi bekliyor. Batum’a sabah 07.00’den itibaren her saat başı dolmuş kalkıyormuş. Ücreti ise 20 – 25 TL. Bu hatta çalışan Gürcü dolmuşları bile varmış. 1997’de Gürcistan’a gittiğimden beri her şey ne kadar değişmiş?

Otobüste Bizden başka birkaç kişi daha var, onlar da yolda iniyorlar. Neredeyse her ilçede yolcu almak için duruluyor, Hopa’da gümrük için yolcu listesi yapılıyor ve sınıra doğru artan Gürcü pazarlarından geçiliyor ve nihayet Sarp sınır kapısına varılıyor. Burası adı gibi sarp bir yer. Pasaport işlemleri, vergi pulları, damgalar, fotoğraf çekimleri… Sonunda sınırın öbür tarafındayız. Bizi birkaç dilenci çocuk karşılıyor. Onlara verecek bozuk Gürcü paramız yok. Bize “Türk parası da olur.” diyorlar.

Batum yolu deniz kıyısı boyunca devam ediyor. Sıra sıra şezlongların, şemsiyelerin, dükkânların dizildiği uzun bir plaj geçiyoruz. Sınırdan 7 km kadar ileride, Gonio Köyü’nden hemen sonra, Çoruh Nehri’nin denize döküldüğü ovanın girişinde bir kale çıkıyor karşımıza. Burada yapılan arkeolojik kazılarda İÖ V. yüzyıldan kalma bazı mezarlar bulunmuş. Roma döneminde, Pilinius buradan ‘Apsaros Kalesi’ diye söz ediyormuş. İS II. yüzyılda Appianus da, Mithridates’in savaşlarını anlatırken bu kaleyi anıyormuş. Kaleden söz eden biri de XIII. yüzyılda, Trabzon Devleti yazıcısı olan Panaretos. Kalenin bir başka önemli yanı, Hıristiyanlığın 12 havarisinden biri olan Matthias’ın burada gömüldüğüne inanılması.

                                                                                                                                                  Gonio Kalesi

Batum’un girişinde şoför bir döviz bürosu önünde duruyor. 1 TL = 1,2 Lari. Herkes biraz Lari satın alıyor. Daha sonra Otogar denilen toz duman bir yere geliyoruz ve köhne minibüse binip otelimize gidiyoruz.

Hotel Boni üç katlı ve temiz bir otel, ama epey pahalı. Otel sahibi eski bir Kızılordu generali imiş. Burası eskiden KGB Oteli diye biliniyormuş. Herhalde bu yüzden, limanın hemen arkasında, demiryolu, sebze hali ve petrol rafinerisi arasında oteli inşa edilebilmiş. Bizi mafya bakışlarıyla karşılayan eski general, minibüsle ilgili sıkıntımızı öğrenince bir yerlere telefon edip daha düzgün bir minibüs buluyor. Oda ücretlerini ise peşin alıyor.

                                                                                        Hotel Boni’den penceresinden Batum Limanı

Batum adı, Pers kaynaklarında Bathys diye geçiyormuş. Yaygın kanıya göre burası eski bir Yunan kolonisi. Roma imparatoru Hadrian zamanından (İÖ 117 – 138) önemli bir liman haline gelmiş ve önemini Bizans zamanında da, IX. yüzyıldan sonra güçlenmeye başlayan Gürcistan Krallığı zamanında da korumuş. Gürcistan Krallığı XIV. yüzyılda parçalanınca Batum da İmereti hanedanlarının egemenliği altına girmiş. XV. yüzyılda bölgedeki baskılarını arttıran Osmanlı, nihayet kenti 1564’de kurduğu Lazistan Sancağı’nın merkezini yapmış. 1877 – 78 Osmanlı Rus Savaşı sonucunda yapılan Yeşilköy Antlaşması ile bölge Rus Çarlığı’na bırakılmış.

Batum Limanı asıl, 1883’de Bakü ve Tiflis demiryolunun buraya bağlanmasıyla büyümeye başlamış. 1900’de ise Bakü ile Batum arasına döşenen petrol boru hattı tamamlanmış ve liman Rus Çarlığı’nın Karadeniz’deki en önemli petrol taşıma limanı haline gelmiş. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya ile imzalanan Brest – Litovsk Antlaşması ile Osmanlıya bırakılan kenti bu kez 24 Aralık 1918 günü İngilizler işgal etmiş. İki yıl sonra kenti terk eden işgalciler kontrolü Gürcülere bırakmış.

Aslında Ankara’da 23 Nisan 1920 günü açılan meclise beş Batum temsilcisi de katılmış. Aynı yılın sonbaharında Doğu Cephesi Komutanı olan Kazım Karabekir bölgede kontrolü sağlamış. Şubat 1921’de Gürcülerle imzalanan antlaşma ile Ardahan ve Artvin ile birlikte Batum da Ankara’ya bağlanmış. Fakat 16 Mart 1921 günü Sovyet Birliği ile Moskova’da yapılan yeni bir antlaşma ile Batum bırakılmış ve Acaristan Bölgesi Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü altında özerk ilan edilmiştir. Aynı antlaşmaya göre Batum bölge halkının serbest yararlanma hakkı olan bir kentmiş. Türkiye tarafında yaşayan bölge halkı 1935 yılına kadar pasavan ile geçiş yapabilmekte imişler. Ancak Stalin döneminin oldubittileri sonucu geçişler imkânsız hale getirilmiş. Bu durum 1988’de Sarp sınırının yeniden açılmasına kadar sürmüş.

Batum bugün 120 bin kadar nüfusuyla Acara Özerk Bölgesi’nin merkezi ve Gürcistan’ın en büyük limanıdır. 8 milyon tonluk hacmiyle halen, Bakü petrolleri başta olmak üzere, Kazakistan ve Türkmenistan petrollerinin de dünya limanlarına taşındığı liman kentidir.

Batum’da görmeyi istediğimiz tek yer Botanik Bahçesi. Kentin kuzeyinde ve deniz kıyısında olan bu bahçenin giriş ücreti yabancılara 6, yerlilere 2 Lari ediyor. Burada dünyanın dört bir yanında gelen bitkilerle büyük bir flora müzesi meydana getirilmiş. 1880’lerde başlayan çalışmalar botanikçi Andrey N. Krasnov tarafından yürütülmüş. Zamanla büyük bir başarıya ulaşıldığından 03 Kasım 1912’de resmi bir açılış yapılmış. Sovyetler Birliği zamanında da çalışmalar desteklenmiş ve bahçe büyütülmüş. Bahçede bugün, 113 hektar büyüklüğündeki arazide iki binin üzerinde bitki türü yaşıyor. İçinde bir de Kafkas Subtropik Kültür Enstitüsü var. Eğer bahçenin her yeri görülmek istenirse buraya birkaç gün ayırmak gerekiyor.

                                                                                                      Batum Botanik Bahçesi’nden kuzeye

                                                                                Batum Botanik Bahçesi’nde bambu oturma sırası

                                                                                                                               Batum Botanik Bahçesi 

                                                                                                        Batum Botanik Bahçesi’nden Batum

                                                                                                                               Batum Botanik Bahçesi

Hotel Boni’nin önüne geri döndüğümüzde yeni minibüsü bizi beklerken buluyoruz. Sahibi bütün gezi için 600 Dolar istiyor, paranın yarısını Lari olarak ödüyoruz. Gürcistan’da toplu gezmek için fiyatlar hiç de fena değil.

 

Next:

22 Eylül 2010, Çarşamba

You may also like

Post a new comment