29 Aralık’09 Salı

09 Aralık of 2010 by

Sabah kahvaltının ardından yepyeni bir ülkeye daha girmenin ve adım atmanın heyecanı içinde Misiones Eyaletindeki Puerto Iguazu Şehri’ne hareket ediyorum. Yarım saatlik yolculuk sonrası Paraguay’dan doğup Brezilya ve Arjantin sınırından geçerek Bounes Aires’te, Rio de la Plata Deltası’nda, Atlantik Okyanusu’na dökülen Parana Nehri’nin üstünden bir köprü ile geçiyoruz.

Paraguay ve Brezilya sınırında Parana Nehri üzerinde dünyanın en büyük barajı olan İtaipu yer almakta. Dünyanın en çok elektrik üreten ve üretim kapasitesi en büyük hidroelektrik santrali olan Itaipu adı Guarani dilinde ‘şarkı söyleyen taşlar’ anlamına geliyor. Ancak unvanını, Çinlilerin yakın zamanda tamamlayacağı Tree Gorgos Barajı’na bırakacak.

Parana Nehri üzerinden geçip, sınır karakolunda pasaport kontrolündeyim. Yoğunluktan dolayı biraz bekledikten sonra Latince ‘Argentum’ (gümüş) kelimesinden adını alan tangonun anavatanı Arjantin’e geçiş yapıyorum. Şelaleleri sınırında bulunduran Puerto İguazu şehir merkezi yerine milli park tarafına doğru hareket ediyorum. Brezilya tarafı gibi koruma altında olan, yüzlerce endemik ve farklı bitki türüne, kelebek, kuş, yabani hayvanlara ev sahipliği yapan milli park, şelalelerin yaklaşık % 70’ini kapsıyor. Haliyle gezmek için tam bir gün gerekiyor. Brezilya tarafına göre daha çok aktivite de mevcut. Bunlardan biri bot ile şelalelerin altına girerek ıslanma turu.

Park içinde özel olarak döşenmiş raylar üzerinde ekolojik tren dedikleri sistemle şelalelerin ilk bölümünü gezmeye başlıyorum. Her şey o kadar düzenli ki, buraya gelen turistler sırasıyla bu trenlere binerek ulaşılması gereken noktalara ulaşıyor. Özel yürüyüş platformları ile şelalelerin büyük bir bölümünü geziyor ve diledikleri açıdan fotoğraflar çekebiliyor. Tropik ormanların arasında rengârenk kelebeklerin eşliğinde hiç bitmesini istemediğim bu ufak tren yolculuğu sona eriyor.

Şimdi yeniden yürüyüş ve keşif zamanı. Nehrin üzerine oluşturulmuş köprüyü yürüyerek son noktada şelalelerin en geniş ve büyüğü olan ‘Şeytan Boğazı’na bu kez neredeyse dokunacak kadar yaklaşıyorum. Bir anda belirleşip kısa bir sürede kaybolan ve hep fotoğraflarda gördüğüm o rengârenk gökkuşağını görme imkânını burada buluyorum. Dün Brezilya tarafının son noktasında aşağıdan bakıp hayran kaldığım bu bölüm bu kez hemen yanı başımdaydı. Büyük bir gürültü ve coşku ile akan şelalelerde yine ıslanmamak imkânsızdı. Tabi burada fotoğraf çekmekte bir hayli zordu. Hazırlıklı geldiğim için sualtı kılıfı ile yine onlarca fotoğrafı arka arkaya çekiyorum. Islanmak kimsenin umurunda değil. Şelaleleri farklı açılardan görüntülemek için diğer noktalara hareket ediyorum. Yaklaşık 10 farklı noktayı gezmek için 2 ila 3 saatlik bir yürüyüş gerçekleştirmek gerekiyor. Yürüyüşün son noktasında biraz daha macera diyor ve özel olarak hazırlanmış botların düzenlediği. Nehir ve şelalelerin altına girme turlarına katılıyorum. Kısa bir nehir gezisi ardından, birden farklı noktada şelalelerin üstümüze döküldüğü o an maceranın ve keyfin tam anlamıyla doruklarındayım. Yine burada ıslanmak kimsenin umurunda değil. Bottan indikten sonra harika doğanının derinliklerinde ki maceramız bu kez üstü açık devasa arazi araçlarıyla devam ediyor. 4X4 Safari rehberi Portekizce bölge hakkında birçok bilgi veriyor. Ama benim kulaklarım doğanın sesinde ve gözlerim yeşilin canlılığında farklılığında. Elim her an deklanşöre basmak için hazır. Fotoğraf avcılığı bu olsa gerek…

Previous:

28 Aralık’09 Pazartesi

Next:

30 Aralık’09 Çarşamba

You may also like

Post a new comment