Aaaah Goa

04 Şubat of 2011 by

Daha Hindistan’a gelmeden duymuştum Goa’nın adını. Herkes ille de gidilmesi gereken yerlerden biri olarak söz ediyordu oradan. Adı bile hoşuma gitmişti… Goa… Söylemesi bile keyifliydi. O kadar sık duymuştum ki oranın ismini, eğer gitmezsem çatlardım doğrusu. Bu yüzden burada ki ilk seyahatimi Goa’ya gerçekleştirdim.

Ama gördükten sonra oraya sadece bir kez gitmemin söz konusu olamayacağını anlamıştım. Dolayısı ile burada bulunduğum toplam 9 ay boyunca 4 hafta sonumu Goa’da geçirdim diyebilirim.

Üstelikte orada yaşayan bir arkadaşınız olunca Goa daha da keyifli bir yer haline geliyor. Bundan 3 yıl evvel son derece başarılı olduğu işini gücünü bırakıp Goa’ya yerleşen, yarı evliya yarı Çelebi arkadaşım Ali Murat’tan bahsediyorum. Onun sayesinde Goa’yı avucumun içi gibi bilir hale geldim. Özellikle kendisine ve Gülenay’a yazdıkları, bize kazandırmış oldukları, Hindistan’da yaptığım seyahatlerimde bana çok yardımcı olan ve Lonely Planet’in yanında halt ettiği çok değerli Hindistan rehberi için çok teşekkür ediyorum. Sizlere verdiğim bilgiler doğrultusunda başvurduğum, her zaman yanımda taşıdığım ve doğruluğuna çok güvendiğim kaynaklardan biri oldu benim için.

Bangalore, Mumbai ve Delhi’den her gün Goa’ya kalkan uçaklar var, 150 – 200 dolara uçabiliyorsunuz, tabi ki yerinizi önceden ayırtmanız gerekiyor özellikle hafta sonları her yer dolu olduğu için. Goa’da spontane yaşayabilirsiniz ama kesinlikle seyahatiniz spontane olmasın. Mutlaka önceden planınızı yapmış olun. Goa Bangalore ve Mumbai’den sadece 1 saat uzaklıkta. Tabi oraya varınca hemen iş bitmiyor, havaalanından Goa’nın en yakın merkezine gitmek minimum 1,5-2 saatlik bir araba yolculuğu gerektiriyor. Fakat en sonunda gideceğiniz yere vardığınız da, ayaklarınız yumuşacık kumlara değdiğinde, elinize de buz gibi bir lime margarita aldığınızda katlandığınız yolculuk her şeye değiyor doğrusu.

Goa tam 100 km uzunluğunda, palmiye ağaçları ile dolu kumsallara sahip tropikal bir cennettir. Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrılır. Arap Denizi’nin kıyısında olduğu ve Arap Denizi son derece kumlu bir katmana sahip olduğu için, deniz suyu bildiğiniz denizlerden farklı bir tona sahiptir, daha çok kahverengiye yakın bir rengi vardır ve suyun derecesi ılıktır. Günün her saati, özellikle gece yüzmek bence son derece keyifli. En ünlü plajları ise; Anjuna, Baga, Palolem, Vagator ve Calangute’dir. Bunların arasında özellikle Baga Beach bitpazarıyla meşhurdur.

Eğer herkes gibi sizde scooter kiralarsanız, 1 günde tüm plajları dolaşmanız mümkün. Trafik diğer yerlere göre daha sorunsuz ve akıcıdır, yine de kurallar orada da geçerli olmadığı için dikkatli olmanız da fayda var.

Plajlarda, denize karşı son derece keyifli ve pejmurde birçok cafe ve dolayısıyla insan akınından kaynaklanan bir kalabalık olduğundan dolayı, açlıktan yiyecek aramaya gelen ve onlarla birlikte güneşlenen birçok inek, öküz ve boğalarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu son derece normal bir görüntü olduğundan korkmanıza veya çekinmenize gerek yoktur. Yalnız öküzlerin hiç kavga edenini göreniniz var mı bilmiyorum ama bilin ki eğer iki öküz boynuz tokuşturmaya başlamışsa yanlarına yaklaşmamanızda fayda var. İnanılmaz saldırganlaşabiliyorlar. Hele kavga ederlerken çıkardıkları sesi tarif edebilmemin imkânı yok.

Goa çok eski devirlerde İngiltere, Fransa, Hollanda gibi birçok ülke tarafından işgal edildiği için birçok kültürü içinde barındırır. Son olarak 16. yüzyılda Portekizliler de burayı işgal ederek yerleşim bölgesi olarak kullandığı ve burada yaklaşık 450 yıl gibi çok uzun bir süre ikamet ettikleri için, Goa’da en çok Latin ve Hıristiyan kültürü hâkimdir. Evlerinde ve kiliselerinde ise yine Portekiz mimarisinden çok fazla renkli örnekler görebilirsiniz.

Hatta bu Latin kültürü yüzünden isimleri Marco, Eduardo, Maria olan birçok Hintliye rastlayabiliyorsunuz İsin en ilginç tarafı da burada yatıyor zaten. Bu kültürleri Goa’nın içinde çok başarılı bir şekilde kabullenip, sindirmiş olması ve kendi hayatlarına geçirmesi.

Goa’nın hemen hemen büyük çoğunluğu Katolik’tir ve neredeyse azınlık grup olan Hindularla yıllarca bir arada ve kardeş olarak yaşamaktadırlar.

Goa son derece sıcak ve tropikal bir bölge olduğu için genelde turist mevsimi Kasım da başlar ve Marta kadar sürer. Sıcaklık yüzünden öğlen siesta yapanlara sık sık rastlayabilirsiniz.

Burada kalabileceğiniz son derece lüks otellerden, feci ucuz pansiyonlardan, inanılmaz bambu kulübelerden tutunda, kumsala serpiştirilmiş agaç evlere kadar birçok seçeneğiniz var. Palolem Beach özellikle bambu kulübeleriyle meşhur. Bugüne kadar geçirdiğim en keyifli ve ilginç tatillerden birini orada geçirdim diyebilirim. O kadar romantik ki yalnız gitmemenizde fayda var tabi? Eğer yalnızsanız bile size eşlik edecek birilerini bulmakta zorluk çekmeyeceğinizi söyleyebilirim. Özellikle Goa halkı hippi kültüründen ve yabancılara çok alışık olduklarından dolayı son derece yardımsever, arkadaş canlısı ve misafirperverler. Eğer yardıma ihtiyacınız varsa ve kendileri eğer yardım edemeyecek durumdalarsa, size gereken yardımı bulabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Birinden yardım istediğinizde, yaklaşık 2 dakika içinde etrafınıza toplanan ve neye ihtiyacınız olduğunu öğrenmeye çalışan en az 10-15 kişi sayabilirsiniz ve inanın ki hiç biri yardım edemese bile size gereken yardımı bulacaklardır…

Eğer İngilizce biliyorsanız Goa’nın her yerinde yerlilerle kolayca anlaşabilirsiniz. Başta aksanları sizi biraz zorlayabilir ama kulağınız alıştıktan sonra, kesinlikle konuşmaları size çok sevimli geliyor.

Hippi kültürü ve genç nüfusta Goa’ya çok hâkimdir. Her yerde rengârenk kıyafetler içinde, garip görünüşlü, rengârenk hippiler görebilirsiniz. Sadece bu yüzden bile gökkuşağının tüm renklerine sahip Goa’da sıkılmanız çok zor. Burada herşey çok ucuz; bir biranın fiyatı 1 dolar bile değil ve uygun yerlerde 2-3 dolardan akşam yemeği bile yiyebiliyorsunuz. Zaten genç nüfusun Goa’ya bu kadar hâkim olmasının bir sebebi de bu ucuzluğu.

Gece hayatı da aynı zamanda son derece de meşhurdur Goa’nın. Gece kafayı bulup plajlarda dans edenleri, içmeye devam edenleri, şarkı söyleyenleri, parti verenleri, denize girenleri görmek son derece normal. Goan Trance müziği de neredeyse dünyaca meşhurdur, eğer buraya gelirseniz mutlaka müzik CD’si almadan geri dönmeyin.

Yalnız uyuşturucu sorunu yüzünden maalesef suç oranı giderek artmakta. Her yerde olduğu gibi ölçüyü fazla kaçıran genç bayan turistler, hele alışık değillerse, geceleri yalnız başlarına kumsalda yürüyüşe çıkıp, yabancılarla eğlenmeye kalkıyorlarsa, bir takım sorunlar yaşayabiliyorlar. Bu yüzden dikkatli olmakta fayda var. Yine de buradaki eğlence ve hayat tarzından dolayı kısaca buraya Hindistan’ın İbiza’si diyebiliriz.

Saturday Nite Market

Goa’nın en ünlü yerlerinden birisi ise Arpora’da bulunan ve sadece Cumartesileri açılan Saturday Nite Market’idir. 1999’da ilk başlayan ve sonradan bir kültür ve turistik yerlerden biri haline gelen bu markette çok ucuza başta Donna Karan olmak üzere çok ünlü stilistlerden bile kıyafetler bulabiliyorsunuz. Genelde turistlerin uğrak yeri olan markette dolaşırken bir yandan biranızı yudumlayıp, bir yandan canlı müzik dinleyip, bir yandan da son dedikoduları takip edebilirsiniz. Küçük bir pazar olarak başlayan market ilerleyen yıllarda inanılmaz bir büyüklüğe ulaşmıştır. Uluslararası bir üne sahip olduğu ve yabancıların akınına uğradığı için bazen bazı kitleler tarafından maalesef hedef haline de gelebiliyor. Geçtiğimiz Kasım ayında Mumbai’de gerçekleşen terörist saldırısından sonra maalesef market bir kaç kez gelen tehditlerden dolayı bazı Cumartesileri açılmamasına rağmen halen eski popülerliğiyle yaşamaya devam etmektedir. Kaosun ve düzensizliğin son derece normal olduğu bir ülkede bu kadar iyi organize edilen bir yer görmek aslında son derece şaşırtıcı olmakla beraber çok ta keyifli. Tabi sanırım bu biraz da yönetimin Alman ağırlıklı olmasından kaynaklanmıyor da değil?

Umarım bu pazarı başlatan İngo ve pazar sakinleri, polise ödediği korkunç miktarlarda rüşvete rağmen burayı çok uzun yıllar sürdürebilir.

Haa unutmadan, buraya geldiğinizde, Hindistan’da ki her yerde olduğu gibi pazarlık yaparken kanınızın son damlasına kadar mücadele etmeyi asla unutmayın.

Previous:

Hintlilerin Yanlış Bilinen Yönleri – İnançları II

Next:

Masal

You may also like

Post a new comment