Abant’ta Kış

21 Aralık of 2010 by

Ne zaman kar yağsa aklıma ilk önce Abant Gölü gelir. Kar belki de en çok bu coğrafya yakışıyor ya da ben yakıştırıyorum. Karda yürümekten keyif aldığımdan mıdır nedir? Bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki beni burada yürümeye çeken sebep, gölü yukardan gören tepelere çıkıp, ayaklarınızın altında kalan çam ormanları içerisindeki panoramik göl manzarasıdır.

Bu sezon rehberlik yapacağım ilk Abant turu için kar yağmasını Aralık ayının ilk gününden itibaren sabırsızlıkla bekledikten sonra nihayet beklenen karlar 15 Aralık’tan itibaren Abant’ı beyaz bir örtüyle kapladı.

Günübirlikte olsa karda yürüyecek olmanın heyecanını dizginleyemedim. Daha önce defalarca Abant’ı görmeme rağmen yeni insanlarla Abant’ı yeniden görmek bu güzellikleri farklı açılardan göstermek keyif verici bir duygu. 

Ankara ve İstanbul gibi iki büyük şehre yakın mesafede bulunan Abant’ta göl kenarında yürüyüş yapanlar, mangal keyfi yapıp, fayton ve kızak ile kayanların arasından geçerek Mudurnu istikametine doğru gölü yukardan gören yaylalara doğru araçla devam edip yürüyüşe buradan başlamaya karar verdik. 

Bin metre civarındaki göl, çam ormanları içerinde ayaklarımızın altındaydı. Bu yürüyüş patikasını bizden başkasının kullanmamış olması bugüne özel sis denizini kaçırmalarına sebep oldu. Son on yılda kış mevsiminde hemen hemen her hafta sonu rehberlik yaptığım Abant’ta ki bu harika sis denizi gerçekten bambaşkaydı.

Bu harika manzarayı izleyip, karlara bata çıka 1.300 metresiyle Abant’ın en yüksek noktası olan Keltepe’ye doğru yürüyüşe devam ettik. Daha yükseklere çıktıkça göl manzarası sanki daha bir güzelleşiyordu. Abant’a daha önce gelip, bu noktaya çıkmayanlar daha geniş bir açıyla Abant Milli Parkı ve gölü izlemek daha da keyiflendirdi.

Yürüyüş ardından göl kenarında kış mevsiminin olmazsa olmazı mangalda sucuk ziyafeti ardından göl kenarında fotoğraf çekimleri yaptık. Abant çevre köylerinden yöresel ürünlerin satıldığı köy ürünleri dükkânlarına uğradıktan sonra şehre geri dönüyoruz. Bir sonraki Abant yolculuğunda yine o harika sis denizini görmek ümidiyle…

Abant Gezi Rehberi:

Abant Gölü kıyısında üç tane beş yıldızlı otel bulunmakta. Bunlar; Büyük Abant Oteli, Abant Palace ve Abant Köşkü.

125 hektar genişliğinde bulunan gölün denizden yüksekliği 1.325 metredir. Göl özellikle kar ve yeraltı suları ile beslenmekte. Abant Gölü’nün en derin yeri ise 18 metredir. Göl kış aylarında donarak üstündeki buz kütlesi 1 metreyi bulmakta. Abant’ta yürüyüş ile birlikte at ve fayton turlara katılabilir, küçük kızaklarla kayabilirsiniz.

Abant Milli Parkı’nın 1150 Hektarlık bölümü 1988 yılında ‘Tabiat Parkı’ olarak koruma altına alınmıştır. Milli park zengin bir bitki örtüsüne sahip. Sarı ve karaçam, kayın, meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç ağaçları ve ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, papazkülahı, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, böğürtlen, çilek, nane, ahududu, sarmaşık, ısırgan, atkuyruğu ve çayır otları başlıca ağaç türleridir. Göl kenarı ve su içi de çeşitli su bitkileriyle ve nilüferlerle doludur.

Gölde bulunan ve ilginç ve bir hayli uzun bir ismi olan, endemik türdeki Abant alabalığı ‘salmo trutta fario varyette abanticus’ literatüre geçmiştir. Balık meraklıları yılın belirli zamanlarında, ücret ödeyerek bu balığı avlayabilmektedirler.

Abant semalarında ve göl üzerinde su kuşlarından; yaban kazları, yaban ördekleri, balıkçıl, sakarmeke, karabatak, turna; yırtıcılardan; şahin, doğan, atmaca, baykuş; diğer kuşlardan; toygar, alakabak, karatavuk, bülbül, ispinoz ve saka görülmektedir.

Çevredeki köylerden gelenlerin sattığı birçok doğal ürünün bulunduğu milli park girişinin hemen sağ tarafındaki küçük barakadan, bal, peynir, erik kurusu, fasulye, kuşburnu, ıhlamur, kekik ve yakın illerden getirilen birçok doğal ürünleri buradan alabilirsiniz.

20 Aralık 2010

Yazı ve fotoğraflar: Erol Şahin

Previous:

Anadolu’nun En Kuzey Ucu; Sinop

Next:

Kar Tanelerinin Huzurla Dansı

You may also like

Post a new comment