Ada

02 Ağustos of 2017 by

‘Bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey?’ diye sorulan sorular vardır ya, cevabım pek çok meslektaşım gibi “Adaya düşsem yeter, başka bir şey istemem” olurdu. İşin esprisi bir yana, sağlıklı çocuklar, bilinçli yetişkinler için bazen çok zorlasa da payımıza düşen ne varsa sağlık alanında yapmamız gerekiyor. Zaman içinde tükenmemek, yeniden enerji bulmak için ülkenin farklı coğrafyalarına yolculuk yapmak da benim için keyifli bir tercih.

Çoook eski adıyla Theodosius Limanı çıkış noktam bu defa. Sırt çantamı alarak, sonsuz bir heyecanla keşif yolculuğuma başlıyorum. Harita üzerinde, serpiştirilmiş küçük çakıl taşları gibi duran yaz aylarında nüfusu birazcık artan, kışın yine sessizce kabuğuna çekilen yaşlı bir kaplumbağa gibi Marmara Adaları…

Deniz otobüsü içinde bebeden, dedeye onlarca insan. Sohbet ettikçe benim gibi ilk defa Marmara ve Avşa yolcusu olduklarını öğreniyorum. Yol uzun, yanımda biri hediye, iki kitabım var.

İlki, satırlar arasında kaybolduğum ve beni içine çeken, neden okumakta bu kadar geç kaldığımı sorguladığım G. S. Petrov’un ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ isimli kitabı…

Günümüze ışık tutacak, farkındalığı, mücadeleyi yine yeniden ateşleyecek bir kıvılcım değerinde.

Diğer kitap bir gezgin dostumdan, Ercan Kesal’a ait ‘Peri Gazozu’ alışmaya direnen bir hekimin gözüyle, sohbet makamında insan hikâyeleri sırada beni bekleyen onlarca gerçek kesit.

Mavi atlas üzerinde, martıların eşliğinde adeta süzülerek ilerliyoruz ve kara, yani ada görünüyor sonunda.

Uzun deniz yolculuğu ardından sahilde küçük bir gezi, daha sakin arka ve ara sokaklara kısa bir bakış ve ardından doğa dostu bir bilge ile buluşma. Sadece yüreğinden yana, vicdanından yana yıllarca emek harcamış, ailesiyle beraber güzel bir dünya oluşturma gayretine omuz vermiş değerli bir insan. Buğday Derneği ve ‘TATUTA’ projelerindeki diğer kahramanlar gibi, sağlıklı toprak, gıda ve doğal beslenen nesiller için çaba harcayan Gürcan Durmazbilek…

Yetmedi zaman, sohbet yarım kaldı sanki ve toprak anaya ait tecrübelerini öğrenmek için yine ve daha uzun süre bir arada olacağız ümidiyle, ayrılıyorum. Gürcan Bey’ in ailesi ve TATUTA gönüllüsü olarak orda bulunan Lokman kardeşimi sanki yıllardır tanıyor gibiyim, hüzünle vedalaşıyorum. Buğday ekolojik yaşam destekleme derneği kurucusu sevgili Victor’ un söylediği gibi
‘Yaşam dönüşümdür.’ Kendisini ve yaptıklarını sevgiyle anıyorum.

Gelelim ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’ kitabının kahramanı Snelman’a; ülkesindeki mucizeyi her ülkenin gerçekleştirebileceğini ön görüyor; sadece sihirbazlara gerek var: Canlı düşünceye, geniş kalbe, kültürlü emek için çalışmak isteyen insanlara ihtiyaç var. Ebedi önderimiz Atatürk de aynı düşüncelerle, özellikle öğrencilere bu kitabı tavsiye etmiş.

Karış karış her köyü gezmek, eğitim ve kültür hamlesi ile yoğrulmuş cennet bir ülke görmek, hayal değil.

Dönüş yolunda yine dilime düşüyor bu sözler, bu melodi…

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma…

Kuzusuna kurduna Yunus’una Emrah’a
Bütün âlem kurban benim yurduma
Lay lay…

Deniz Can

1.8.2017

Previous:

Mayıs 18’e

You may also like

Post a new comment