Ahuramazda

17 Eylül of 2011 by

18 Şubat’07, Tahran, İran

Yakın tarih böyleydi böyle olmasına da öncesi neydi? Bir zamanlar Pers kültürünün, Zerdüşti bilgeliğinin yaşadığı bu topraklar insanlığa bir mesaj bırakmıştı. Bu mesaj neydi? İnandığım oydu ki yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir uygarlık boşuna yaşamadı!

Ve dünyanın hangi noktasında olursa olsun gerçeğin açılımları aynıydı, karanlığın da öyle. Gerçeğe doğru akan yollar da, yanlışa doğru gerileyenler de hep kendi mecralarında yol alıyorlardı. İnsana düşense bu izi sürmek, nereden gelip nereye doğru yol aldığını görmekti. Bu çok önemliydi. Eskiden kadim uygarlıklar, antik çağlarda olan biten ne varsa ne olduysa kayıt altına alırlardı. Ve gidişatı böyle izler, geleceğin şimdinin görüntüsünden ne getireceğini bilirlerdi.

Günümüzde ise tarih; basmakalıp ve yüzeysel bir biçimde ele alınarak insanları birleştiren değil de ayıran bir formda şekillenmektedir. Detaylarda boğulup giden bilgi nedeniyle insanlık, tarihi döngüleri hiç durmadan ve ara vermeden yaşamaya devam ediyor. Yersel ve göksel (astrolojik ve arkeolojik) kaynağı artık göremeyen ve incelemeyen insanlığın bilinç düzeyi antik çağlardaki betimlemelere de kapalı hale gelmiş olduğundan günümüzdeki insan profili, yaşamak için temel ihtiyaçlarını ancak karşılayan insan modelini yaratmış durumda. Yine de insan her yerde aynı insan değil. Kendi iç dünyasının, izlerin, başka bir dünyanın kapılarını aralayanlar, diğerlerinin gittiği yoldan çoktan ayrılmışlar bile…

Zerdüşt halk dilinde ‘yaşayan yıldız’ anlamına gelmekte. Kelimenin kök anlamı ‘güzel, doğru’ demek. Tapınaklarda hiç sönmeden yanan ateş her daim kutsanır ve ona yüklenen anlam hatırlanır. Bu anlama göre; devamlı yanan ateş kötülükleri uzak tutar, ateşin içinden geçen temizlenir, arınırdı. Ateş aynı zamanda ocak ateşi olarak evin bereketi, omurgasıydı. Ateş Zerdüştilikte çok kutsal bir öneme sahiptir. Tanrı’nın oğlu ve ışığıdır. İlahi güç, kudret ve kuvvet veren daimi kaynaktır. Kutsal tapınaklara Ateşgah (Ateşkedi) denir. Zerdüştiler, dini tören ya da ayinlere önem vermezler. ‘İyi sözler, iyi düşünceler ve iyi hareketler’ önemlidir. Dua’nın ise yaşamlarındaki yeri özeldir.

Zerdüştiler, dünyada bulunan elementlerin saf olduğuna ve ateşin yeryüzünün insan kalıntılarıyla bozulmaması gerektiğine inanırlardı. Bu yüzden de ölülerini sessizlik kuleleri denen kuyulara atıp cesetleri akbabalara ve doğal etkenlere karşı korumasız bir şekilde bıraktılar.

Zerdüştiliğin, Mezopotamya ve Anadolu kültürleri ile arasındaki bağın aynı kaynaktan beslendiği doğrudur. Bu kaynak Şaman bilgeliği ve yaşayışıdır. Zerdüşt, havayı, suyu, toprağı ve ateşi kutsal kabul eder. Doğal güçlerle aralarındaki bağı bilir. Zerdüşt bilge kişidir ve bilge kişi aynı zamanda da Şaman’dır. Doğanın dilinden anlayan, onun güçlerini kullanandır. Yeryüzü, gökyüzü, toprak, su, bitkiler, hayvanlar, insanların ateş ile birlikte dünyanın yaratılışında altı unsur olduğuna inanılır. Ve kaynağı (Ahuramazda) ile temasa geçen insanın ateşi en kutsal ateş kabul edilir. Persepolis’te kapalı bir cam bölme gördüğüm el yazması bir kitap* her iki yana açık sayfalarından bana bakarken okuduklarımdan anladığım tek bir cümle vardı; ‘Ahuramazda dedi ki:’

Persepolis’in bıraktığı izler, geleceği şekillendiren önemde ve değerdedir. Persepolis antik şehri, kendine özgü saray sanatındaki kral yapıları ve saraylardaki görkemi ile özgünlüğünü hala taşımaktadır. Mimarideki taş sütunların önemi ve sütun başlarında kullanılan hayvan tasvirleri, mükemmel heykeltıraşlık örnekleriyle dolu olup her birinin ifade ettiği anlam sembollerin dilidir. Kral ve halkın aynı bilgeliğin birbirini tamamlayan parçaları olduğunun farkında olan hükümdarları Kuruş ve Darius’un rehberliğinde Pers halkının ışığa, ateşe, suya, toprağa ve rüzgara olan saygısı, onun arketip halklardan biri olduğunun altını çizmektedir.

Persepolis İran’ın Antik Çağı’dır ve çok önemli bir dönemdir. Bu izleri takip etmeyi bırakmak karanlığa teslim olmak demektir. Ahuramazda’nın ışığı, Zerdüşti tapınaklarında bugün ve sonsuza dek yanmaya devam edecek. Zerdüştilerden bir kutsal şarkı şöyle der;

“İyi olanların en iyisidir doğruluk,

Işıltılı amacıdır dünya üzerindeki yaşamın;

Bu Işık”a ulaşır biri doğrulukla yaşarken

Yalnızca en yüce doğruluk adına…”

*Avesta: Zerdüşti inanışına ait kutsal metinlerin derlendiği kitabın adı. ‘Bilgi, hikmet’ anlamına gelir. İki bölüme ayrılır; ilk bölüm çeşitli yasalar, efsanevi hikâyeler, meseller ve dualardan oluşur. Diğer bölümde ise farklı elementlerin etkin olduğu kimi günlerde okunan kısa dua ve şarkılar vardır. Avesta, eski İranlıların, Hindistan’da yaşayan Parsilerin ve Zerdüştilerin kutsal kitabıdır. Avesta’nın bir bölümü, var oluş ve dünyanın yaradılış sürecini ve sonucunu eski kaynaklara bağlı anlatır. Bir bölümü, Zerdüştlüğün ortaya çıktığı bölgenin mitolojik ve kahramanlık hikâyelerinden bahseder. Bölümlerden biri sorulu cevaplıdır. Bir başka bölümü ise yeraltına ve gökyüzüne yolculuğu anlatır.

 

Previous:

Tarihsel Döngü

Next:

Perslerde Yaşam Amacı; Nirang

You may also like

Post a new comment