Amaç Mutasyona Uğramamak, Herkese ve Her Şeye Rağmen

01 Aralık of 2010 by

‘Değişinim ya da mutasyon, canlının genetik bilgisinde meydana gelen ve kuşaktan kuşağa aktarılan kalıtsal değişmelerdir. Bireyin, kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre, herhangi bir nedenden dolayı (X ışınları, radyasyon, ultraviyole, bazı ilaç ve kimyasallar, ani sıcaklık değişimleri vb. maddelerle) bozulabilir. Bu durumda DNA’nın sentezlediği protein veya enzim bozulur.

Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Bir gen mutasyona uğradıktan sonra kararlı hale gelir ve tekrar eski haline dönmek için herhangi bir eğilim göstermez. Mutasyonlar, kalıtsal materyalin normal kombinasyonunu değiştirmeyen, kalıtsal yapıda meydana gelen bütün değişikliklerdir.’

Yukarıda geçen mutasyon hakkında genel bilgi. Mutasyon dediğimiz kavramı bir de şu şekilde ele alalım ki bana göre çok önemli ve ciddi sorun teşkil etmektedir ‘peki bizler ne kadar mutasyona uğruyoruz’ konusu. Tabi ki her insanoğlunun tabiri caiz ise bir midesi var ve midesi elverdiği müddetçe kendini korur, ancak bir noktadan sonra aşama aşama, basamak basamak kendini koy verir ve mutasyon başlar.

İlk basamaktan inerken farkında değildir indiğinin, değer kaybettiğinin. Benimsemediği, özümseyemediği, yanlış bulduğu kavramlar, kişiler ile bir şekilde hayatı kesişir ve mecbur hisseder bu kavramları hayatına bir parça dahi olsa katmaya ve iniş basamağına doğru yürümeye başlar. Bunun adını ise ‘sosyalleşmek’ olarak adlandırır çoğu. Mecburi ilişkiler, mecburi toplantılar, mecburi yemekler, vs vs vs. Ve eğer “ne var bunda” diye devam ederse, ilk basamaktan çoktan inmiştir. İster istemez etkilenir ve değişim süreci ve savaş başlar. Tercihleri seçimleri hayırları yoksa eğer, çok hızlı iner o basamakları. Kişi o zamana kadar cebinde biriktirdiği birikimlerini bu basamakları bir bir inerken ve değişim/mutasyon sürecindeyken yer bitirir. Bazıları yarı basamakta fark eder ve basamakları geri çıkarak kısmen kazanır. Fark etmeyenlerin sonu ise günümüzün en önemli hastalığı, bunalım / depresyon sebeplerinden biridir…

Ancak biz üstün yaratıklarız ve bu gayet normal, hayat diyerek geçeriz ve üzerinde durmayız. ‘Hayvanlar âlemi’ diye nitelendirdiğimiz o sevimli âlemdeki değişimleri bilim kitaplarından takip ederiz. Onlarınki mutasyon bizimki ‘hayat işte…’

Maalesef ki çoğumuz bu kavramının etkisi altında ve bunun farkında olmalarına rağmen yine de bu etkiden çıkmak adına bir şey yapmaz. Aykırı olmamak adına, asosyal ilan edilmemek adına veya başka saçma sapan şeyler adına.Aykırı olan eleştirilir dalga geçilir,toplum dışı ilan edilir vs vs vs .

Peki, çoğumuzca hep altı çizilen ‘biz farklıyız bir insanoğlu olarak ve üstün yaratıklarız’ kavramı bu durum için çelişkili değil mi? Madem bizim farklarımızdan biri beynimiz, o durumda seçimlerimiz ve tercihlerimiz ve hayırlarımız olmalı diye düşünüyorum. Çoğumuza göre ‘o aciz canlılar’ diye nitelendirdiğimiz canlı grupları; bu farklılıkları, seçimleri, tercihleri, fikir üretecek bir beyin yapıları olmadığı için değişime ayak uyduramadılar, peki bizim bahanemiz nedir?

Vaktinde bu değişimin etkisinden geçmiş o sevimli canlılar şuan seyirci, bizler ise oyuncu çünkü roller değişti. Bu kez bu kavramın mağdurları biziz, hem de farklı boyutta ve en yoğun en zararlı haliyle. Onlar bir şekilde bazı kayıplar ile ancak sonucunda yine de bizimle kıyaslanırsa en zararsız halleri ile atlatmışlar bu dönemi. Belki yok olmuşlar, belki tamamen değişmişler ancak sonucunda sadece değişim olmuş ki değişim zarar vermiyorsa kişiye ya da topluma, sakıncalı değildir. Gerekiyorsa yok oluşlarda gereklidir. Ancak zararlı bir canlıya dönüşmek en tehlikeli değişimdir, bu bir gerçek.

Şuana kadar direniş bayrağımı, her şeye ve çoğu kişiye rağmen yere indirmedim umarım son dakikaya kadar bu savaşı başarı ile sürdürürüm. Ayrı bir hayatta belki bir kürede, belki asosyal ilan edilerek, ancak kendi sosyalliğim ve az mutasyona uğramış olarak varlığımı sürdürüyorsam eğer, bu hayatta manen midem sorunsuz bir yaşam sürüyorsam, yola devam diyorum…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Manisa Çaldağ’da Bir Doğa Katliamı; Birçok Örnekleri Gibi…

Next:

Skor; Hayvanlar Âlemi: 10 / İnsanlar Âlemi: 0

You may also like

Post a new comment