Ankara

11 Nisan of 2011 by

22 Eylül 2006, Ankara

‘İnsan kendini hissetmeye başladığı andan itibaren, ‘olmak’ istediği yanının peşine düşünce, içinde bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldayan sesi dinlemeye başlar. Böylesi bir duygunun eşliğinde yapılanlar hiçbir deneyimle kıyaslanamayacak kadar özeldir. İnsan bunu bir kez yaşamaya görsün, bir daha asla aynı insan olmaz.’

Bu benim kendimle olan yolculuğum; yanıma sadece kendimi aldım, sadece kendimi. Yine de herkes benimle şu an, her şey kafamın içinde. Adım adım ilerleyen ve tekrar tekrar saran bir bant gibi. Birbirinden çok değişik iki duygu sarıyor beni; bir taraftan öngöremediğim, neler olacağını, neler yaşayacağımı bilmediğim, an be an kendi adımlarımla oluşacak olan bu yolculuğa başlamış olmanın verdiği heyecan, diğer taraftan an be an artan bir burukluk ve acı.

Ankara’dayım. Hava soğuk. Rüzgâr beni destekliyor sanki ayağa dikiyor, havanın soğukluğu yeniden diriltiyor umutlarımı. Benim mevsimim. Yanımda, her zaman benimle olduğunu hissettiğim ‘güçlü bir his’ var ve bunu hissetmeyi çok seviyorum. Biliyorum bu an ‘özel’ bir an.

Önce Pakistan Konsolosluğu’na gittim. Niye Pakistan’a gitmek istediğimi soran görevliye, kısaca ‘geziyorum’ dedikten sonra aynı gün pasaporta basılmış Pakistan vizesini aldım. Aynı anda vize için gelen Mirza ve Yavuz’la tanışmamız da o günün güzel rastlantılarından biridir benim için. Yavuz’un yere bakan, mahcup gözleri ile Mirza’nın kendi halinde mütevazı tavırları daha sonra görüşmeye devam edeceğimizin işaretleriydi.

Hindistan Konsolosluğu’na giden yokuşu hep beraber çıktık. Ankara nedendir hüzün kokuyordu, belki de içimdeki hüzündü bilmiyorum. Ağır ağır yürümeye devam ederken kimsenin yeteri kadar mutlu olmaması da dikkatimi çekmişti. İçimizde biriken onca yaşanmamışlık ve yaşanılanların yükü herkeste alıp başını gitme isteği uyandırıyordu belki de…

Konsoloslukta görevlinin gülümseyen yüzü ile karşılaştık ilk. Gülümsemek ne güzel bir şey. Sonraki adımlar güzel bir şeyi takip eden güzel şeyleri çağırdı ve aynı gün ‘Hindistan vizesi’ de pasaportumuzdaydı. Birbirimize iyi dilekler dileyerek ayrıldık. Kim bilir belki yollarda tekrar görüşmek de vardı; rastlantıların insanları nerde, nasıl yakalayacağını kim bilebilirdi.

Bizim rastlantı sandığımız eşzamanlı karşılaşmaların!

Aklımda ise sadece uzaklaşmak var; yol almak alabildiğince; kendime yakın olmak için uzaklaşmak…

Previous:

Kırılma Noktası

Next:

Seyr-ü Sefer

You may also like

Post a new comment