Anlat Bana…

27 Mayıs of 2011 by

Hadi hiç uyumayalım. Anlat…

Anlat bana… İlk işe başladığın gün nasıl da heyecanlandığını… Gömleğini yatmadan ütüleyip sabaha kadar kaç kez kalkıp baktığını… İlk maaşınla aileni yemeğe götürdüğünü… İlk maaşından ayırdığın uğur parasını hala cüzdanında taşıdığını…

Anlat bana… İstediğin bölümü kazandığında nasıl da mutlu olduğunu… Ağlamaktan konuşamadığını. Belki de ilk kez sevinçten ağladığını… Uykusuz kaldığın tüm gecelere nasıl da değdiğini anlat bana…

Anlat bana… Üniversiteye hazırlanırken geceleri uyanık kalmak için neler yaptığını. Kibrit çöplerini anlatJ Bir arkadaşından duyup denediğin ve mideni temizletmek için hastanede geçirdiğin geceyi anlat… Sınava girdiğinde nasıl heyecanlandığını. Ve hatta ilk 10 dakika heyecandan kitapçığın kapağını açamadığını ilk kez bana anlattığını anlat bana…

Anlat bana… Üniversiteye ilk başladığın gün nasıl mutlu olduğunu… Kendini nasıl da özgür hissettiğini… Sonra eğlenceleri, vizeleri, finalleri, okulun bahçesini, sabahladığın geceleri, kazandığın dostları, kaybettiğin insanları anlat bana…

Anlat bana… İlk aksini… Deli gibi asık olduğunu… Onu ilk gördüğünde vücudunda çalışan her şeyin durduğunu, tüm tüylerinin diken diken olduğunu, yemeden içmeden kesildiğini, her gece nasıl da onu rüyanda gördüğünü… Ve o yıl sınıfta kaldığını… Onsuz yasamı haram saydığını… Sonra onun nasıl da gidip okulun en yakışıklısıyla çıktığını ve ilk hayal kirikliğini… Sonra da tüm bunların 8 yasındayken olduğunu anlat bana ve gülelim beraberJ

Anlat bana… Yapmaya çalıştığın ilk yemeğin nasıl da hursan olduğunu… Oysaki suyu tam 10 dakika kaynatmış, makarnayı da tam söylendiği kadar atmıştın içine… Olmadı… Olmasın… Nasıl da oturup keyifle yediğinizi anlat…

Anlat bana… En çok güldüğün, gülmekten altına yaptığın anları anlat bana… Neye güldüğünü, gülmenin o güzel enerjisini anlat bana…

Anlat bana… Çocukluğunu anlat bana… Okula ilk gittiğinde nasıl ağladığını. Annenin elini sıkı sıkıya tutup nasıl bırakmadığını. 1 hafta boyunca annenin hep seninle beraber sınıfta oturduğunu… Anlat bana… Kardeşin aranıza katıldığında nasıl sevindiğini, biraz da kıskandığını… Sürekli gidip baktığını… Orada mı, uyuyor mu, uyandı mı? Büyüyünce en yakın arkadaşın, dostun olduğunu. Belki de şu hayatta seni karşılıksız seven tek insan olduğunu…

Anlat bana… Çocukluk lezzetlerini anlat bana. Leblebi tozu, mabel sakızı, çilekli süt, pamuk helva, kaymak, çikolata, dondurma… Anlat ki sana umut vermek istediğimde sana alayım bunları… Çünkü çocukluk umuttur. Çünkü çocukluk saftır… Çünkü çocukluk şüphesizliktir… Anlat ki bu lezzetleri, bu anıları, bu anları sana getireyim ki, sen tekrar saf ol, beklentisiz ol, anda ol, şüphesiz ol, umut dolu ol… Çocuk ol…

Hadi… Gel de anlat…

Beşiktaş, 12.09.2010

 

Next:

Ayna

You may also like

Post a new comment