Aşk Mektubu

12 Haziran of 2011 by

Bundan üç – dört sene önce Taksim’de yaratıcı drama çalışmalarına katıldım. İlk kuru bitirdim. Yaklaşık dört – beş ay sürdü. Sonra fırsat olmadı devam edemedim. Ama o dört – beş ay muazzam geçti. Hem ordaki dostluklar çok güzeldi… Hem de yaratıcılığımızı geliştirmemiz adına pek çok çalışma yapıldı. Aşağıdaki mektup drama çalışmalarında bize verilen ödevlerden biriydi. Askerde sevgilisi olan birinin ağzından mektup yazacaktık. Ben Nazlı adında, güzel bir köylü kızı oldum… Mektubun devamı mı? Aşağıda okunmayı bekliyor. Buyrun…

Canım,

Seni çok özledim. Her gece seni düşünerek ağlıyorum. Her gece sabahlara kadar sağ salim gel diye dualar ediyorum. Günlerim gecelerim birbirine karıştı. Böyle söylendiğime bakma. Sen iyi ol kendini iyi koru. Sağ salim köyüne, evine geri dön. Ben başka birşey istemem .

Her gün annenin elini öpmeye gidiyorum. Bir tas çorbasını yapıyorum, içiriyorum. Sen onu merak etme emi? Beni de merak etme…

Dün çeşmebaşındaki kızlar seni sordu . Mektubu geldi mi dediler. Gururla o cephede dedim. Topraklarımızı koruyor dedim. Bir de bana mektup yazmakla mı uğraşacak dedim. Dedim ama. Gel birde bana sor. İçim kan ağlar. Bir satırcık olsun haberin için neler vermezdim. Yüzün, boyun, posun yavaş yavaş aklımdan siliniyor. Bir siluet gibi hatırlıyabiliyorum seni. Ama ya sevdan öyle mi? Özlemin öyle mi? Seni görememek daha da arttırdı aşkımı, ismini sayıklar oldum. Bazen kendimle konuşurken buluyorum kendimi. Korkuyorum. Sensizlik beni delirtir mi diye? Annem babam sağolsun. Bir beni böyle görmekten üzgünler. Onun dışında ses ettikleri yok. Seni beklediğim bilinir ya köyde, kimse bana dil uzatamaz. Komandonun yavuklusu diyorlar bana. İtibarım çok büyük kızlar arasında.

Dün aklıma ne geldi biliyormusun? Seninle ilk gözgöze gelişimiz. Hatırlıyormusun sende? Mor entarim vardı üstümde. Çeşmede sıradaydım. Sen yanımıza geldin. Anam hasta aradan bir tas alıp gidicem olur mu dedin. Bana baktın. Bakışın işte o sırada kalbimi deldi geçti. Nefesim sıklaştı. Başım döndü. Bir sen bir ben vardık artık o meydanda sanki. Ben ne dedim sen ne yaptın hatırlamıyorum. Kızlar kıkırdayarak , gitti, gitti hadi senin sıran diye ittirmeseler ne kadar daha öyle hareketsiz kalırdım bilmem. Nasıl utanıp nasıl kızarmıştım. Aman yarabbim.

İşte Metinim. Köy aynı. Herkes aynı. Ben özleminden ve merağından deli divaneyim. Durum budur. Ne olur iyi dön. Ne olur sağlıklı dön olur mu?

Çatışma olursa öldür diyeceğim can nasıl alınır bilmem öldür diyemiyorum. Öldürme desem ya senin canın giderse ben ne yaparım bilmiyorum. Ne yapmalı Metinim? Ne yapmalı?

Sen bana bakma Metin. Sensizlik beni çok yıprattı. Günler gecelere geceler günlere eklenir oldu. Dön artık Metin.

Biriciğin Nazlın.

Yazan: Anette İnselberg

Kur: 1

Yer: Taksim

 

 

 

 

 

Previous:

Yağmur Bebek Geldi… Hoş Geldi…

Next:

Seslerden Oluşan Bir Hikâye…

You may also like

Post a new comment