Aşk

14 Şubat of 2012 by

Kendimi gecenin en karanlık anında yapayalnız ve ıssız sokaklarda yürümeye mahkûm etmiştim. Gecenin soğuk rüzgârı yüzüme her çarpışında geçmişteki kalp kırıklıklarını bir kez daha bana hatırlatıyordu. Huzursuzca ürperdim siyah kasvetli paltomun içinde adeta geceyle bütünleştiğimi hissettim.

Akşamüzeri yağan yağmur bankları nemli bırakmıştı. Hafif nemli olan banka oturdum, soğuk ve sertti. Kış yavaş yavaş yerini ilkbahara bırakıyordu ama sanki gitmek istemiyormuş gibi soğuk rüzgârlarını etrafa savuruyordu. Bahar yenilikti, tazelik, yeni başlangıçlar ve aşktı belki de hüsran.

Bahar bana her zaman yeni doğan bir bebeği hatırlatırdı. Yeni bir yıl için ilk kez tomurcuk veren çiçekler gibi. Peki ya aşk? Aşk bambaşkaydı ilkbahardan bile farklı. Aşk bekli de gerçek değildi ama insana her defasında hiç beklenmedik bir anda kendisini fark ettirirdi.

Aşkı fark etmek bazen zor bazense çok uzun yıllarımızı alabiliyordu. Neredeyse sabah olmak üzereydi. Karanlık gitmek istemiyor, güneşse yeni bir gün için sabırsızlanıyordu. Yeni bir gün, yeni başlangıçlar ve baharın yavaş yavaş kendisini hissettirdiği anlar. Siyah ve kalın paltomun içinde terlemeye başladığımı fark ettim. Düğmelerini aceleyle açıp üzerimden çıkardım. Paltomun altında kalan kırmızı yeleğimin yakasını düzeltip oturduğum banktan kalktım.

Her şey karanlık değildi elbette karanlığın ve kışın sabahı ve ilkbaharı vardı. Ama bu güzel ve kusursuz yeni günde her insanın içinde aşkı tatmak isteyen yeni bir ilkbahar vardır…

Yazı: Gönül Melisa Köylüoğlu, fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Simitçi Fırını

Next:

Bulut Mu Olsam

You may also like

Post a new comment