Atık Yağları Dökme! ‘Alo Atık Hattı’nı Ara! Hem ‘Doğa’ Hem ‘Ekonomi’ Kazansın!

04 Şubat of 2011 by

‘Evdeki – işyerindeki atık yağları lavaboya dökmek istemiyorum. Ne yapacağım?’ diyen duyarlı vatandaşımız! Duyduk duymadık demeyin! Arayın 444 2845 (ATIK) Alo Atık Hattı’nı; biriktirdiğiniz atık yağları kapınızdan teslim edin! Geri dönüşüme gönderin!

Normal olarak hala duymayanlarımız var bu uygulamayı. Yaygınlaşmadığı için duyup da uygulamayanlar da çoğunlukta. E madem öyle; bizim de çorbada tuzumuz bulunsun. Hepimiz üçer, beşer kişiye bile duyursak kar kardır. Bilen bilmeyene söyler; bu döngü böyle devam eder. Sonunda bir bakmışız herkes duymuş. Denizlerimiz bir kirlilik sebebinden kurtulmuş; ekonomiye de harika bir katkı sağlanmış olur…

Toplanan atık yağların geri dönüşümünden ‘çevre dostu’ bir enerji yani ‘biyodizel’ üretiliyor. Bu ekonomik katkı da yine ‘doğaya dönük’ yararlar içeriyor aslında. Biyodizel, hızla tükenen fosil yakıtlara alternatif olabilecek ‘yenilenebilir’ enerji kaynaklarından biri. Enerji konusunda dışa bağımlılığımızı azaltmaya da fayda sağlamış oluyor.

Evlerde, yeme-içme mekânlarında çoğunlukla kızartma yapımı, özellikle fritöz kullanımı nedeniyle birçok atık yağ oluşuyor. Tatlıcıları düşünelim mesela… Lokma, tulumba tatlısı vs gibi yağda kızartılan tatlılar yapılırken litrelerce yağ kullanılıyor. Balık restoranlarını düşünelim… Midye tava, kalamar tava yapılırken kullanılan yağları… Fast food restoranlarında patates kızartılırken kullanılan yağları… Ve daha birçok atık yağı… Bir de bunların doğaya verdiği zararları…

Bu uygulamadan önce yapacak bir şeyimiz yoktu. Orası tamam. Evlerde ve birçok işyerinde atık yağları lavaboya dökmemek kişilerin insafına emanetti. Ama artık yapabileceğimiz bir şey var. Dolayısıyla bunu bir ‘sorumluluk’ bilinci içinde yapmamız gerekli. Bu aşamadan sonra da insafa kalırsa sonuç hiç iyi değil çünkü.

Eskiden büyük sanayi işletmelerinin elde ettiği yağ atıkları sabun ve hayvansal yem yapımında kullanılıyordu. Ancak kanserojen etkileri nedeniyle yasaklandı. Bu yeni geri dönüşüm fikriyle gerçekten yararlı bir alanda kullanılmaya başlandı. Bu atıklardan litrelerce, tonlarca elde eden işletmelerden toplanan atıklar biyodizele dönüştürüldü. 2005’ten bu yana ciddi ve bir o kadar da zorlu bir şekilde devam ediyor. Şimdi evlerimiz ve atık toplama kapsamı dışında kalan yerler de buna dâhil edilmeye çalışılıyor. Çünkü buralarda ortaya çıkan miktarlar önemsenmeyecek gibi değil. ‘Alo Atık Hattı’ yoluyla bu önemli kesimin atıkları da lavabolara dökülmeyip, geri dönüşüme gidecek.

Konuyla ilgili birçok işletme için kanuni yükümlülükler var. Çevre Kanunumuzun ‘Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nde restoranlar, lokantalar, sanayi mutfakları, yemeklik yağ üreten fabrikalar, oteller, moteller, tatil köyleri, askeri birliklerin mutfakları ile hazır yemek üretimi yapan firmalar ‘atık yönetimini sağlamak ve lisanslı atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüler’. Aksi taktirde verdikleri çevresel zararın bedelini ödemek zorundalar…

Yağ atıklarını ‘toplayan’ ve ‘geri dönüşümünü yapan’ birçok işletme var. Ezici Yağ Sanayi Biyodizel ve Enerji Üretimi Şirketi bu konuda en büyük çabayı gösterenlerden biri. WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın desteklediği ‘Bitkisel Atık Yağların Geri Kazanımı’ projesi kapsamında Alo Atık Hattı’nı onlar devreye soktular. Birçok belediye ile atık yağların toplanması konusunda ortak çalışmaları var şirketin. Belediyeler belirli yerlere ‘atık yağ toplama üniteleri (bidonları)’ yerleştiriyorlar. Buna rağmen şirket tahmin ettiği atık yağ miktarını toplayamıyor. Litrelerce atık yağ çıkabilecek işletmelerden bile toplayamıyorlar. Çünkü yine duyarsız kalıyoruz. Hiç şaşırmadım buna. Biyodizel üretilebilen bu yağlardan elektrik üretimi bile yapılabiliyor düşünün.

Şimdi bir caddeye girip dükkân dükkân yeme-içme mekânlarını dolaşsam, mutfağına bir baksam ne yağlar bulurum. Ama litrelerce yağı Allah bilir kaç bin kez kullanıyorlar kızartma için. Kullan kullan sonu ne olur? Bir tencere dolusu yağ yarısından aza iner. Onu da lavaboya dökerler olur biter. Oysa kızartma yağlarının kullanım seferinin olabildiğince az olması gerekiyor. Çok seferli kullanım kanserojen madde oranını arttırıyor. Olan bizim sağlımıza oluyor.

Bitkisel yağ atıklarının dönüşümü büyük işletmelerin olduğu kadar bizim de sorumluluğumuzda. Tüm belediyeler bu konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapmalı; yurdumuzun her yerinde yaygınlaşmalı. Hatta sadece yağlar için değil, diğer atıklar için de olabildiğince çok ünite kurulmalı. Her sokakta yan yana birer büyük atık kutusu olsa fena mı olur? Yağ, kâğıt, plastik, cam diye… ‘Doğa kazanır; ekonomi kazanır.’ diyoruz ya hep. Asıl kazanan bizleriz aslında. Doğa da ekonomi de hep bize fayda sağlayan şeyler değil mi sonuçta?

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Sağım HES, Solum HES! PES Diyoruz Yahu! PES!

Next:

Çılgın Proje Kanal İstanbul’a İnat: Çılgın Türkler Kanmaz İstanbul

You may also like

Post a new comment