Ayrılış Vakti

29 Ağustos of 2011 by

Delhi, Hindistan, 03 Şubat’07

Vakit geldi. Hindistan’dan çıkmam için 3 günüm var. Burada uzun kalmasaydım çok kesin olmamakla birlikte trenle güneye, Goa’ya doğru, belki Osho’nun Puna’sına belki de en güneye Sri Lanka’ya, uzun sürecek tren yolculuklarına rağmen gidebilirdim. Yine de kuzeydeydim ve güney çok uzaktı. Bodhgaya’da uzun kalmıştım. Bir rahibin arkadaşlığı, Buda’nın bıraktığı izler, Tibet insanları ve görkemli tapınak ve manastırlarıyla Bodhgaya beni bırakmamıştı…

Hindistan haritasını önüme açtığımda hissettiğim şey her milimetresinde bir yaşam olduğuydu. Bu başımı döndürüyordu. Öyle şehirlerin, yaşamların, insanların ve kültürlerin içinden hızlı bir şekilde geçip gitmek burada imkânsızdı. Bir şey, bir etki insanı mutlaka durduruyordu. Zamanın bu denli yavaş aktığını daha önce hissetmediğimi söyleyebilirim. İçimdeki ses sürekli olarak ‘yetişecek bir yer yok’ demeye devam etmeyi sürdürüyor…

O gece Anan’la birlikte tren istasyonuna gittik. Biletimi ertesi günün sabah 6.30’una aldığımda içimde bir burukluk vardı. Kalamayan yanım, içinde olamayan durumlara uyumlanamayan tarafım, yeni keşiflerle beslenen tarafımla gitgide zenginleşerek ayrılıyordum buradan. Biliyorum, bu yolculuğun her anı gizemle, işaretlerle ve derslerle doluydu. Olabildiğince algım açık, olanı biteni içime almaya çalışıyordum; aynı anda kendimi anlamaya ve dünyayı da…

Sabah çok erken Bo ağacına giderek ağaca veda ettim. Dallarından birine bir bez parçası da ben bağladım. Biraz oturdum ve meditasyon halinde kaldım. Gün hala tan yeri zamanını işaret ediyordu. Ortalık sessizdi. Dilenciler her zamanki gibi sokaklardaydı. Her şey rutin gibi görünen tarafıyla yeni bir güne başlarken, aslında görebilecek gözler için rutin gibi görünen şeylerin arkasında sürekli hareket halinde olan olasılıkları içinde tutan büyük bir potansiyel varmış gibiydi. İnsan her an bir şeyleri değiştirerek, bir şeylerin de değişmesine neden olabilirdi. Kim bilebilirdi!

Anan’ın yanına gittim. Beni bekliyordu. Sessizce daldık sokaklara. Çantamı benden alıp taşıması, içimden bir sevginin ona doğru akıp gitmesine neden oldu. Artık o benim dostumdu. İstasyonda trenimi bulduk beraber. Beni kompartımanıma kadar götürdü. Koltuğumu gösterdi. Tren hareket edene dek orada kaldı. Beni yolcu ederken, orada kalan yanından, benim giden yanıma doğru ardımdan el salladığını biliyordum…

Bir anı daha gerideymiş gibi, Bodhgaya’da kaldı. Aslında geride kalan bir şey yoktur, yaşanan her şey insanın ruhunda bir etki olarak kalır. Onunla yaşamaya devam eder. Ben de oradan ayrılırken ondan bir etkiyi yanıma aldım. Onda bir etki bıraktığımı bilerek…

Dosdoğru Delhi’ye gidiyorum. Pakistan vizesini yenilemem gerek. Ve ardından Hindistan’dan vizem bitmeden ayrılmalıyım. Soluğu Delhi’de Baharganj’da aldıktan sonra bir konuk evine yerleştim ve dosdoğru Pakistan konsolosluğuna gitmek üzere atlı bir araba durdurdum. Konsolosluğun önünde indiğimde dışarıdaki sıraya dâhil olmuştum ben de. Ve sıra bana geldiğinde adamın belgeleri uzatmamın ardından ‘3 gün sonra gelin’ deyişi kulağımda bir süre daha çınlamaya devam etti. Ve o kadar zamanımın kalmadığını, eğer bu vizeyi en geç yarın alamazsam Hindistan vizesini uzatmak durumunda kalacağımı söyledim. Umursamaz bir tavırla yapabileceği bir şey olmadığını söyleyerek ilgisini benden sonrakine kaydırdı. Bir an ne yapacağımı bilemedim ve durumu Türkiye konsolosluğuna bildirmek üzere adımlarımı hızlandırdım. Konsolosluğun önüne geldiğimde demir parmaklıkların ardında bir sürü insanın beklediğini gördüm. İçlerinde Türkler de vardı. Selamlaştık. Ve kapıdaki görevliye yaklaşıp yetkili biriyle görüşmek istediğimi söyledim.

Adam beni içeriye alıp telefonu elime verdiğinde, karşıdaki sesin ‘buyurun, nasıl yardımcı olabilirim’ derken konuştuğu dilin Türkçe olması karşısında bir an afalladım ve sesin kulağımdaki hoş etkisinde kaldım. Türkçe konuşarak durumu anlatırken Türkçe konuşuyor olmaktan dolayı kendimi tuhaf hissettim. Ve özlemişim dedim kendi kendime. Türkçe konuşmayı özlemişim…

 

 

 

Previous:

Rahibin Cevapları

Next:

Şansım Yaver Gitti

You may also like

Post a new comment