Bali’de Sörf …

29 Mayıs of 2011 by

Endonezya’nın en güzel adalarından birisi Bali Adası. Genelde balayı çiftlerinin tercih ettiği bir bölge olarak düşünülse de Bali, sırt çantasından başka bir şey yanına almak istemeyen tüm gezginler için keşfedilmesi gereken dipsiz bir kuyu. En önemli özelliği sörf cenneti olması.

Ülkemizde bilinen adı dalga sörfü ile ilgilenen tüm gezginlerin yolu mutlaka Bali’ye düşmüştür ya da düşecektir. Coğrafi olarak Avustralya’ya yakın olması sebebiyle, en çok turisti buradan alan Bali’de dünyanın her yerinden sörfçülerin yolları sadece gezmeye gelen turistler ile Kuta Beach’de mutlaka kesişir.

Kuta Bali’nin havaalanı Denpasar’a bir saat uzaklıktaki en hareketli bölgelerinden biri ve özellikle sörfe yeni başlayanlar için ideal. Kuta’nın eğlence hayatı, kumsallarındaki hareketlilikle sörfçü cenneti olması bölgeyi çekici kılıyor. Bali’nin bundan yıllar önce Hollanda’nın sömürgesi olmasından mı kaynaklanıyor bilinmez ama Hollandalı turistlerin de oldukça ziyaret ettiği bir bölge. Sörf yapmak için yüksek sezon olan Haziran – Temmuz ayında Kuta Beach’de okyanus da sörf yapmak için gelen yüzlerce kişiyle beraber dalga beklemek çok da eğlenceli. Tabii yeni sörfe başlamış biri olarak Kuta’da kalabalık bir suyun içinde sörf yapmanın hem dezavantajları hem de avantajlarını bir gün Kuta’da sörf yapmak isteyecek tüm maceraperestler için sıraladık;

Dezavantajlar;

– Deniz sörf yapmak isteyenler yüzünden kalabalık olunca zaten 80 dalganın içinde yakalayabildiğiniz 10 dalgayı da yanınızdaki Japon sörfçüye kaptırmanız olası ki, Japonlar gerçekten iyi sörf yapıyorlar.

– Deniz kalabalık olunca daha pis görünüyor, çünkü dalgaların altında su ve kumlarla boğuşurken suyun rengi de bulanıyor, denizde mutlaka dalga yakalayacağım diye 3 – 4 saat çıkmayınca bazı ihtiyaçlar suda giderilebiliyor, mikrop kapılabilinir.

– Dikkatli olmazsanız, diğer sörfçülerin düştükten sonra sörf tahtaları, size çarpıp burnunuzu kanatır, kafanıza çarpabilir, ağzınıza fin girebilir (fin; sörf tahtalarının altında bulunan, köpekbalığı yüzgeci şeklinde, sörf tahtasının tipine göre hız kazandıran ekipman).

Avantajlar;

– Sörfte operant yani izleme yoluyla öğrenmenin en iyi yapıldığı su, kalabalık sudur. Çünkü sörf uzun uğraşlar ve antrenmanlarla geliştirebileceğiniz bir spor, birinin size tenis dersi gibi sörf dersi vermesi temel bilgileri öğrenmenizle beraber çok bir şey katmaz. Uzun lafın kısası sörf izlenerek de öğrenebilen bir spordur, tabii öğrendiklerinizi denemezseniz bunu eyleme dökmemiş olursunuz, izlemeyle de olmuyor yani bir yandan. İzle ve korkmadan dene sörfün ilk kurallarından biri.

– Su kalabalık olunca sizin ne kadar yeteneksiz ve dalgaları yakalayamadıkça depresyona gireceğinizi hisseden yanınızdaki sörfçü size yardım eli uzatabilir. Tabii ki sörfün de püf noktaları var. Örneğin, eğer long ve ağır bir board’da sörf yapıyorsanız, sörf tahtasının üzerinde yatarken daha arkada yatmalısınız, ‘board’un önü kafanızdan uzak olmalı. Bu bilgi, çok umutsuz bir anımda tanımadığım bir sörfçü tarafından verilmişti. Yani neymiş; kalabalık su her zaman kötü değildir.

– Sinerji… Şöyle ki; tek başınıza suda sörf yaparken, dalga yakalayınca sağa sola bakarsınız, kimse bakıyor mu, biri sizi alkışlayacak mı diye. Çocukken – anne bak anneee, bi bak ya bi bak nası yüzüyorum — diye mızmızlandığınız olayın aynısı yani… İşte böyle zamanlarda su kalabalık ve yeni başlayanlar ile doluysa sizi tanımasalar bile gülümserler, iyi iş derler, tebrikler derler, sevincinizi kutlarlar. Siz çocukluğunuza dönüp sevinirken, arkanızdan gelen dalga sizi çap diye suya geri yapıştırabilir, dikkat etmekte fayda var…

Kuta Beach: Kuta’da konaklamak ve etrafı motosikletle keşfetmek kesinlikle macera dolu. Yolları bilmiyorsunuz ve Bali’de trafiğin tersten akmasının yanında, Hindistanvari bir karışıklık söz konusu trafikte. Motosikletten geçilmiyor yollar, mesela kırmızı ışıkta bir duruyorsunuz sanki yarışa katılmışsınız gibi her yanınız motosiklet oluyor ve siz elinizde harita, gözler tabelalarda, kâh pirinç tarlalarının içinden kah maymunlarla gezmenin tadından yenmiyor. Dolayısıyla Uluwatu, Nusa Dua, Canggu, Padang Padang, Impossibles gibi spotlara motorunuzun yanına yerleştirdiğiniz sörf tahtanızla macera dolu bir yolculukla gidebilirsiniz.

Uluwatu: Burada çok güzel sörf kampları var, sadece doğa, okyanus ve kaldığınız basit bir yer. Konfor, gece eğlencesi arayanlar burada kalmasın. Dalgalar inanılmaz büyük, dar merdivenlerle bir tapınağın içinden geçerek kumsala ulaşılıyor. Sahile ulaşmak yetmiyor, dalgalar açıkta kırıldığı için cesareti olan iyi sörfçüler yüzerek Lineup’a çıkıyor. Bir adacık var, bu adacığın üzerindeki teraslarda sörfçüleri izleyebilirsiniz, fotoğraf çekmek için de ideal. Yalnız buradaki sörfçüleri gerçekten takdir etmek gerekiyor. Lineup çok uzak bir kere ve o zamana kadar da deniz oldukça zorlu, oraya kadar yüzdükten sonra, eminim en az 3 saat kalıyorlardır. Çünkü sahil diye bir şey yok, kayalıklardan atlayıp uzun bir süre yüzüp o şekilde dalgaların kırıldığı yere ulaşılıyor. Susadım, çişim geldi, acıktım gibi sebeplerle çıkıp bi daha girmek çok yorucu olur. Bu yüzden burası özellikle iyi sörfçüler için iyi bir nokta. Burada canlı canlı tüpe giren insan rahatlıkla görebilirsiniz. Altta dalgalardan ve kimlerin Uluwatu’da sörf yapabildiğine bir kaç örnek var;

Padang &Padang ve Impossible: Padang&Padang ve Impossible da Uluwatu’ya yakın yerlerde, motosiklet ile gelebilirsiniz. Uluwatu’da olduğu gibi burada da konaklama imkânı var, sörf ‘camp’ları mevcut, sadece sörf yapmak için motosiklet kiralayıp günü birlik de gelinebilir. Padang Padang’in ufak bir sahili var, deniz sakin görünmekle birlikte sörf yaptığınızda anlayacağınız üzere resmen sinsi. Burada da açığa yüzmeniz gerekiyor, açığa kadar dalgası olmayan bir yapısı var, çok rahat sörf tahtasının üzerinde yüzerek ‘lineup’a (dalgaların açığa doğru gelirken başlangıç noktası) çıkabilirsiniz. Zaten asıl sorun burada başlıyor, dalgalar Uluwatu’daki kadar yüksek ve Kuta’daki kadar küçük değil, ama yine de çok güçlü.

Burada cesaret edip seviyemi görmek ve biraz da eğlenmek için suya girdim ve çıkışım çok hoş olmamıştı. Sıra sıra gelen ‘swell’lere yakalanırsanız şansınız yok, ya çok iyi sörf yapacaksınız ya da düşe kalka, hafif boğularak dalgaların sizi döverek kıyıya atmasına razı olacaksınız. Ben Padang&Padand’de seri bir dalga bombardımanına tutuldum ve çıkmakta zorlandım. Yine de bu tarz yerlerde cesaret edip hem seviyenizi hem de hayatta kalma mücadelenizin derecesini ölçebilirsiniz. Ben ölçtüm, sörf vasat, hayatta kalma mücadelem 10 numaraydı… Lokallik (sörf spotlarında bölgenin lokal insanları onların bölgesinde sörf yapmanıza izin vermeyebiliyor) yok, her milletten herkes yakalayabildiği dalgayı sürüyor. Suda insanlar yardımsever, sahilde de sörf yorgunluğunuza birebir yemekler ve muhteşem meyveler var.

Imposibble ise adından da anlaşılacağı üzere imkânsız bir spot, dalgaların yüksek olduğu sezonda burada profesyonel sörfçüler antrenman yapmak için geliyorlar. Uluwatu kadar popüler olmaması, bu bölgenin sakin ve gizli kalmasını sağlamış. Çok az sörfçünün bildiği ve sörf için suya girdiği bir bölge olarak biliniyor. Konaklamayı Uluwatu’da yapabilir, ya da Kuta’dan motosiklet ile günübirlik gelebilirsiniz.

Bali Endonezya’da sörf dışında mutlaka görülmesi, keşfe çıkılması gereken yerlerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Tapınakları, Kuta sokakları, motosikletli kalabalık trafiği ve antropologların niye bu kadar güler yüzlü olduklarını inceledikleri insanları, yemekleri, eğlenceleri ve tabii ki sörf izlencesiyle alın biletinizi gidin derim.

Yazı ve fotoğraflar: Çiğdem Öztabak

 

 

 

Previous:

Endonezya’nın En Çekici Adası; Bali!!!

Next:

Süreyya Çeşmesi

You may also like

Post a new comment