Balinaların Karnı

18 Mart of 2011 by

Okyanusun masmavi koyu karanlığının içinde özgürce yüzdükleri söylenebilir mi? Uzundur sahillere intihar etmek niyeti ve kararlılığıyla kendilerini atmalarından sonra artık özgürce yüzdüklerini düşünemiyorum! 

Bunu duyduğum ilk seferde neden demiştim kendi kendime, nasıl olur, neden yüzlercesi hep birden ölmek ister? Ortak bir kararmış gibi! Sonra sonra bir kitapta buldum cevabını. Dünya birbirinden ayrıymış gibi duran bu yerde olan, olmuş olan ve olmakta olan her şey enerji düzeyinde bir diğerini etkiliyordu. Morfojenik rezonans adı verilen bu etkileşimde enerji, spiraller halinde büyüyor, büyüyor, büyüyor ve dünyanın bir ucundan diğer ucuna, bir köşesinden diğer köşesine ‘etki’ gönderiyordu. Dünyanın karanlık denizi aslında binlerce acıdan katlanarak büyüye büyüye büyük bir keder olarak gidip balinalara da çarpıyordu. Enerjiyi en yoğun balinalar hissediyordu. Ve dünyadan gelen bu derin keder balinaların karnına şiddetli bir şekilde çarpıyordu.  

Balinalar dünya üzerindeki psişik anlamda en gelişmiş, en hassas canlı olarak bilinir. Onların hissettiği bu derin keder okyanuslarda varlıklarını sürdürmek yerine ölmek istemelerini böyle açıklıyor. Ne yazık ki yüzlercesi bu etkiye dayanamayıp yaşamlarını sonlandırmayı seçiyorlar. 

İnsanoğlunun dünyayı yaşanılası bir yer olmaktan çıkarmak için bilinçsizce yaptığı her şey hayvanları daha çok etkiliyor. Gezegenin her yerine dağıldık. Yaşam alanlarımız onlarınkiyle iç içe girdi. Ve ‘önce ben’ yaklaşımı onların yaşam alanlarını yok etti. Hayvanların çektiği acı insanların çektiğinden çok daha fazla! 

İnsan olmanın bedelini de, onlara verdiğimiz acının bedelini de hep birlikte ödüyoruz! Kimse ödemediğimizi sanmasın!!! 

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Sır

Next:

‘Dünyanın tekdüzeliğinden yakınmak aslında dünyanın çok yönlü doğasıyla derinden kaynaşma yetersizliği mi?’

You may also like

Post a new comment