Bedevi Kızı

17 Şubat of 2011 by

15 Aralık 2008, Palmyra

Palmyra küçük bir kasaba. Toprak renginde her yer; yapılar, evler… İnsanları geleneksel giyiniyor; erkekler; uzun bir entari (galebiye), başını sardıkları peştemal ve peştemale geçirdikleri bir halka kullanıyor. Tipik Arap giysisi. Bedevi kadınları dışında etrafta pek kadın göremedim. Onlar da sadece yüzlerini açıkta bırakan uzun, renkli elbiseler giyiyorlar.

Aklımda kalansa sonradan öğrendiğim üzere, yüzlerine kömürden çektikleri kapkara sürme oldu. Daha sonra kendimi geleneksel kıyafetlerin, takıların ve eşyaların satıldığı bir dükkânda buldum, dükkân sahibiyle yaptığımız sohbet, benim bedeviler gibi giyinip bedevi makyajı yaptırdığım kareyle sonlandı. Oradan bir ‘bedevi kızı’ olarak keyifli bir vaziyette çıktım…

Ayaklarım beni nereye isterse o yöne yürüyorum. İlgimi çeken bir şey olursa durup inceliyor, ikram edilen çayı dinlene dinlene, sohbet ede ede içiyorum. İnsanlar çok misafirperver ve ilgili. Özellikle Türkiye deyince de akan sular duruyor; zaten isimler aynı hemen hemen. Derken karşıdan gelen bir hurma ikramı ile yerimden kalkıp o tarafa doğru yönlendim. Abdülkader’le böyle tanıştık. Abdülkader kısaca kendine Abid diyor. Hurmalar enfes, bir daha, bir daha derken mahcubiyetimden derhal bir kutu satın aldım. Abid’i sonra hatırladım. Palmyra’ya ayak bastığım ilk gün elinde hurma kutusuyla beni içeriye davet etmiş, ben de daha sonra geleceğim diyerek söz vermiştim. Böylelikle sözümü yerine getirmiş oldum…

Dükkân çok kalabalık oldu bir süre sonra. Köşe başından dönen uğramadan geçmiyor. Hurmalar çeşit çeşit. Üzerlerine bal döküp ezilmiş şamfıstığı serpiştirip öyle servis ediyorlar. Orada kaldığım süre boyunca bol bol hurma yiyeceğim daha o vakit belli olmuştu. Derken şişman, güler yüzlü bir adam “selamünaleyküm” diyerek çıktı iki basamaklı merdivenden. Herkes ayağa kalktı; sonradan anlayacağım üzere gelen Abid’in babasıydı. İlgi malum benim üzerimde yoğunlaşmıştı. Bir taraftan sorulara cevap veriyor, diğer taraftan onları, yaşamlarını, konuşmalarını gözlüyordum…

Abid’in tam 9 kardeşi var; babasına dönüp gülerek “babam güçlü bir adammış” deyişi kadınları neden dışarıda göremediğime bir cevap olmuştu. Çay içip hurma yemek güzeldi güzel olmasına da karnım zil çalıyordu. Bir süre sonra izin isteyip kalktım. Palmyra Tradational Restaurant’ın yolunu tuttum. Hava serin, niyetim sıcak bir çorba içip geleneksel bir yemeğin tadına bakmak.

Ben giderken Abid yoldan geçen turistlere hurma ikram etmeye devam ediyordu…

Previous:

Tudmor Yolunda

Next:

Palmyra – Sahra’da Uyanmak

You may also like

Post a new comment