Benim Sürpriz Yumurtalarım: Mağaralar…

10 Nisan of 2011 by

Çocukluğumda Kinder’in sürpriz yumurtaları vardı… Hep onlardan alırdım… Hem çikolatamı yerdim… Böylece midem ve  ruhum keyiflenirdi… Hem de içinden çıkan küçük parçaları birleştirmeye çalışırdım… Ya eşek, ya at, ya ev, ya araba parçaları çıkardı…

Üç dört aşamada onu yapıverirdim… El becerilerimi de ufaktan geliştiriverirdim… O içinden ne çıkacak merağı yumurtayı alırken  büyük bir heyecandı… Bazen hayal kırıklığı bazen de mutluluk gelip bulurdu beni… Bazen aynı şekilden birkaç tane çıkardı… İçimden geri vermek gelirdi yenmiş yumurtayı satıcıya… Ama sonra  kıyamazdım… O parçayı da koleksiyona dahil ediverirdim… Aynı parçalar birbirinden ayrı köşelerde duruverirlerdi…

Cam kenarında onlara ayırdığım köşede büyük bir dünya vardı…

Şimdiki çocukların Bakugan’ı var… Bizim sürpriz yumurtaların gelişmişi… Bir kaç kere elime aldım… Gerçekten hoş…

Eee şimdi büyüdüm ne olacak… Kendime yeni bir sürpriz yumurta bulmalıydım… Çok gecikmeden buldum da… Mağaralar…

Mağaralara dışarıdan bakarsınız ve içinde ne olduğunu asla bilemezsiniz, adımınızı attığınız anda o gizem yavaş yavaş aralanır ve sizi kucaklar. Nefesiniz kesilir, heyecanlanırsınız, şaşırırsınız, bir müddet mağarayla beraber yaşarsanız… Ne yazık ki sonra gitme vaktiniz gelir…

Mersin’de Cennet ve Cehennem Mağaraları vardır… Çok da meşhurdur… Ben de gezdim… Kendi çaplarında değişikler… Güzeller… Ama beni esas çarpan hemen onların yakınındaki Astım ya da diğer adıyla Dilek Mağarası oldu…

Dilek adını daha çok sevdiğim için bu adı kullanmaya devam edeceğim… Dilek Mağarası’na tesadüfen gittim… Mağara aşkımdan… O da bir mağara… Gönlü kırılmasın… Onu da görmüş olayım dedim… İyi ki de demişim…

Gezdiğim en iyi mağaralardan biriydi… Sarkıtlar, dikitler, renklerin cümbüşü nefes kesiciydi… Ayrıca mağara da bayağı büyüktü… İçinde bir sürü dehliz ve merdiven var, merdivenden  iniyorsunuz başka küçük bir mağaraya ulaşıyorsunuz… Mağara içinde mağara…

Bir yandan mağara o kadar nemli ki… Üstünüz başınız sırılsıklam oluyor, bir yandan gözlerinizi  o olağanüstü görsellikten alamıyorsunuz…

10 dakika da girip çıkarım dediğim mağarada üç saat kalıyorum… Mağaradan çıkıyorum… Mağara beni geri çağırıyor… Tekrar geri giriyorum… Harikulade bir görsellik, anlatılmaz yaşanır dedikleri tam bu…

Tadı hala damağımda… Bana en  büyük sürpriz bu mağara oldu… Cam kenarındaki köşemde yerini aldı : ))))

Mağara çıkışı biraz dinlenmek istedim… Yandaki kafeye oturdum… Önde develer arkada yörenin manzarasına bakarak keyif yaptım… Bir de nefis tantuni yedim… Ehhhh artık daha ne isteyeyim… Mutlaka gidin görün bu görselliği yaşayın derim… Bakalım siz nasıl bulacaksınız…

Sağlıcakla,

Previous:

Her Yaşın Bir Güzelliği Var Mı???

Next:

Konserde Akan Gözyaşlarım

You may also like

Post a new comment