Bir Sürü İnsan

09 Aralık of 2010 by

Geçtiğimiz ayın ortalarında (13 Haziran)  İstanbul’da, Ali Sami Yen Stadı’nda on dört bini aşkın insan toplandı. Toplanma sebepleri bir futbol karşılaşması değil;  ‘Dünyanın En Çok ve Aynı Anda Kitap Okuyan Topluluğu’ olmaktı…

Ne büyük, ne önemli ve ne gerekli bir konu… Hele hele okuma oranın yüzde dört buçuk gibi komik bir değerlerde olan bir ülke için çok iyi seçilmiş bir rekor denemesi değil mi? Ve iki yüz kişi daha gelmediği için bu rekoru kıramadık… Vah vah çok yazık… Şaşkınlıkla ve gülerek  ‘Tezatların Efendisi’ diyebilirim bu olay için.

Her yüz kişiden beş tanesinin bile  ‘kitap okumadığı’ bir ülkenin insanlarının;    dünyanın aynı anda en çok ‘kitap okuyan kitlesi’ olmak istemesinin altında  ‘kitap okuma’ değil, ‘sürü olabilme yeteneği’ vardır. Ve maalesef toplumumuzda kitap okuma değerinden yoksun ama sürü olabilen insanlar ‘bir sürü’…Hoş gelmeyen o iki yüz kişi yüzünden doğru dürüst sürü bile olamıyorlar…

Bu sürü giderek büyüyor. Büyürken de cehaletinin yanında günümüz şartlarının onlara sunduğu şımarıklılığı da omzuna yükleyerek;  her şey den bir haber; ‘tarihini tam olarak benimseyememiş, kendi inancını kendi dilinde anlayamamış Sofi’yi, Raskelnikov’u ve onlarca kahramanı tanımadan hayatında bir kere olsun köşe yazısı okumamış şekilde; bir sürü insan oluşuveriyor… Ve her şeyi çok iyi bildiği yanılgısıyla çoğalan ‘bir sürü’ insan…

‘Bu sürü’  içinden acınası bir yaşanmış iki örnek vererek yazımı tamamlamak istiyorum.

Birincisi okumak üzerine… Bildiğiniz üzere Halid Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’ adlı romanı, özel bir televizyon kanalında dizi haline getirilip yayınlandı. Ve rekorlar kırdı. Dizi bittikten birkaç gün sonra; bulunduğum bir ortamda, bir arkadaş sevgilisi ile konuşurken bu düşündürücü sözleri söyledi. Aynen aktarıyorum; ‘Aşkım Bihter çok beğenilince kitabını çıkarmışlar, hemen alalım ’…

İkincisi ise sürü psikolojimiz üzerine… Safranbolu Eski Çarşı Mevkii’nde bulunan dükkânımıza bir bayan topluluğu geldi. Gelen toplulukta sevimli bir teyzemiz sahlep aldı. Yanında da ısrarla bir sabun hediye etmemizi istedi. Tabi ki kıramadık, hediyemizi verdik. Bu alışverişi duyan; sahlep alan sevimli teyzemin birlikte geldiği topluluktan dört tane hanımefendi,  ‘sahlepin yanında sabun veriyormuşsunuz’ diye içeri hızlı hızlı giriverdi… Onları kırmadık ve sahleplerin yanında sabunlarını hediye ettik. Gelelim şaşırtıcı olaya, hediyesi için satın aldıkları sahlep, onlara hediye ettiğimiz sabunun on katı fiyatında… Ve o bayanların bana sorduğu o soruyu iletmek istiyorum; ‘Biz bu sahlebi nerede kullanacağız…’

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Ayakkabı Bir Oyuncaktır

Next:

Orada Bir Takım Var Uzakta

You may also like

Post a new comment