Bodrum Haremtan Turgutreis Feneri

22 Ocak of 2011 by

1930 yılında Fransızlar tarafından yapılan, Bodrum’un en güzel yerlerinden birinde denizcilere göz kırpan fener artık Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından 10 yıllığına kiraya verilerek restaurant hale getirilmiş.

Tabela ismi ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü amblemli bayrak indirilmiş ‘Rüzgâr Cafe’ adı konmuş. Üniversite mezunu üç gençten biri İşletme, diğer ikisi turizm okumuş. Hemen yan tarafında ise ‘Fener Restaurant’ dikkatimi çekti ve içeri girip sahibi ile tanışınca gerçek deniz feneri bekçisi olduğunu öğrenince hem sevindim hem de üzüldüm. Çünkü sohbete başlar başlamaz dört kuşaktır yapılan fener bekçiliği ellerinden alınmış ve doğup büyüdükleri fener evine izin alarak girmek zorunda kaldıklarını öğrendim. Fener bekçiliği hala Mustafa Çürük tarafından yapılsa da sadece herhangi bir bakıma ihtiyaç duyulduğunda girebiliyor fenere.

Trabzon Sürmene doğumlu Büyükbaba İsmail Çürük birinci kuşak fener bekçisi.

Dede Mustafa Çürük ikinci kuşak fener bekçisi. 30 yıl civarı bekçilik yapmış.

Baba 1933 doğumlu Adil Çürük üçüncü kuşak fener bekçisi 31 yıl civarı bekçilik yapmış.

Ve 1958 doğumlu Mustafa Çürük dördüncü kuşak fener bekçisi 1986’dan beri. 24 yıldır bekçilik yapmış. Mustafa Çürük’ün iki oğlu da bu fenerde doğup büyümüş, Muğla’da Üniversite eğitimlerini tamamlamışlar, şimdi doğup büyüdükleri fenerin yanında hep beraber fener restaurantı işletiyorlar ve onların restaurantı tıklım tıklım iken, gerçek fenerde in cin top oynuyordu.

Hüseyin Burnu Feneri’nin bekçisi Mustafa Çürük hala Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne bağlı dokuz fenerin bakımını yürütmektedir;

1- Üçyan Adası Feneri

2- Çatal Adası Feneri

3- Topan Adası Feneri

4- Büyük Kiremit Adası Feneri

5- Orak Adası Feneri

6- Senta Postal (Karada) Feneri

7- Paşakayaları (Makpiye) Feneri

8- Gündoğan Balıkçı Barınağı Feneri

9-  Hüseyin Burnu Feneri

Ayda bir kez tüm fenerlerin bakımı ile ilgili Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne rapor vermektedir.

Eskiden önce kurmalı, sonra asetilen gazı, sonra da elektrikle çalışıyormuş fener.

Denizyoluyla tekneyle haftada bir gün Bodrum’a gidip alış – veriş yapılırmış eskiden. Sahilden 500 metre 130 kilogramlık asetilen gazı taşınırmış. Çünkü yol yokmuş.

Bekçi Mustafa ile başladık mavi Turgut Reis Koyu’na karşı sohbet etmeye; ‘işi en iyi bilen, içinde yetişen’ olduğu için babadan – oğula ya da kıza geçer bu meslek. O yüzden içinde yetişenler tercih edilir dedi. Fenerciliğin okulu yoktur dedi. Şimdi sistem elektronik olduğundan kolay ve herkes tarafından yapılabilir dedi.

Beş kuşaktır doğup – büyüdükleri fenerin kiraya verilmesinden dolayı gözleri dolan, boğazı düğüm düğüm olan Bekçi Mustafa bir süre konuşamadı. Baba Adil Çürük 2007 yılında kiraya verildikten sonra fener arazisine adım atmamış. Mustafa Çürük’e göre Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilip bilet karşılığında turistlerin gezmesi sağlanarak da gelir elde edilebilirdi diyor.

İzin alarak ve de Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü izin belgemi göstererek bekçi Mustafa ile feneri gezdik içimiz burkularak ve uzun kalmadan bir an önce fener arazisini terk ettik, vedalaştık sessizce…

Previous:

Anamur Feneri

You may also like

Post a new comment