BU ÖDÜLÜN KENDİSİ KÜÇÜK, ANLAMI DÜNYAYA DEĞER

29 Haziran of 2011 by

25 Haziran 2011’de 13 Avrupa ülkesi ve Türkiye, “Avrupa Üniversiteli Kadınlar Birliği” (UWE) Belek, Lykia World otelde bir toplantı gerçekleştirdi. Kuruluşunun 25. yılı olan 2006’da kurucusu Jans Gremmee adına on yıl süresince her yıl üstün başarılı ve diğer Avrupalı Üniversite mezunu kadınlara “Rol model” olacak bir kadına verilmek üzere bir ödül koydu. Birincisi Jans gremmee’nin kendisine verildi. Bu yıl altıncısı Prof. Dr. Gaye Erbatur’a sunuldu. Bu ülkemiz ve kadınlar adına büyük bir onurdur.

Gaye Erbatur, 22. ve 23. dönem iki kez millet vekilliği yaptı. Ülkemiz ve dünya kadınları için önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Ülkemizi temsilen de Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in çeşitli platformlarında yaptığı çalışmalarda takdir topladı. Her zaman olduğu gibi, bizde yine çalışanın değeri bilinmedi, daha yapacağı çok şey olan Erbatur, aday listesine alınmadı. Oysa onun başarılarını dünya biliyordu.

Ödül töreninde, Gaye Erbatur, kısa ve anlamlı bir konuşma yaptı. “Kendimi bildim bileli, kadınlar için, kadınlarla birlikte çalışıyorum. Aynı zamanda parlamentoda bu doğrultuda çalıştım. 2002 ve 2007’de iki kez parlamentoya seçildim. Ne yazık ki, bu kez listeye bile alınmadım. Politika, erkeklerin politikası, zaten değiştirmek istediğim de bu. Hepimiz dünyayı değiştirmek için uğraşıyoruz. Dünyayı, kadın ruhuyla, kadın duyarlılığıyla, kadın kalbiyle değiştirmeye çalışıyoruz. Kadınların ve erkeklerin eşit olduğu bir dünya için uğraşıyoruz. Bu ödülü aldığım için çok mutluyum, çünkü ödülü erkeklerden değil, kadınlardan alıyorum” dedi.

Ben de Gaye Erbatur’u bulmuşken, birkaç soru yönelteyim dedim. Hiç nazlanmadan, severek, düşüncelerini paylaştı

K.Y. Kadınları parlamentoda neredeyse tek başınıza temsil ettiniz. Kadınların lehine hangi yasa çıktıysa, o yasada emeğiniz var. Aday listesinde adınızı beklerken, aday olmadığınızı gördük.

G.E. Ben aday adayı oldum, ama aday gösterilmedim. Nedenini ben bilmiyorum. Mutlaka bir açıklaması vardır. Çünkü yaptığım çalışmaların bir süre daha devam etmesi gerekiyordu. Parlamentoda işleyişi öğrenmiştim,  kadın kuruluşlarıyla daha iyi iletişim kuruyordum. Kadınlar adına atılacak adımlarda deneyimliydim. Partim bilmese de, görüyorum ki, çalışmalarımı takdir eden birileri var.

K.Y. Sizin gibi kadın bakış açısı olan kadınların mecliste olması, kadınlar için çok önemliydi. Erkek düşünceli kadın parlamenterler bizi kaygılandırıyor.

G.E. Kadın bakış açısı yok gibi görünse de, mecliste daha çok kadın olmalı. Kadın duyarlılığının meclise yansıması gerekiyor. Meclisin koltuklarının yarısı aslında kadınlara ait. Orası kadınların hak ettiği yer. Çünkü demokrasi, eşit temsile dayanan bir sistem. Bizim ülkemizde, kadınlar açısından bir temsiliyet sorunu var. Nüfusun yarısı tam olarak temsil edilmiyor. Kadının yaşadığı sorunları, ancak kadın bilebilir. Bizim adımıza erkekler, bizim sorunlarımızı çözemez, çözemediler, çözemiyorlar.

K.Y. Parlamentodan bakınca, yurdumuzda kadınların durumu nasıl görünüyor?

G.E. Bugüne dek gördüğümüz, kadına yönelik şiddet, kadın istihdamı, kadının çalışma yaşamında yaşadıkları (Mobing), tacizler, bunların hepsi bizi derinden etkileyen meseleler. Kadına yönelik şiddet, sadece kadının dayak yemesi değil, kadının hayatını kaybetmesi söz konusu. Hayatını kaybetme riski olan kadının, yaşamını istediği gibi yaşaması mümkün mü? Kadının yaşamına kısıtlama, kurallar konuluyor. Kadın, istediği hiçbir şeyi yapamıyor. Bu tür kurallar, kısıtlamalar erkekler için yok. Onların şiddet, ölüm tehdidi korkusu yok.  Ülkemizin ve dünyamızın kalkınması bu sorunların çözümüne bağlı. Bu sorunlar, yalnızca kadın sorunu değil, aslında bunlar erkeklerin sorunu. Erkekler, kadınları dışladıkça, patriyarkal sistemi tekrarladıkça, çözümsüzlük üretiyorlar. Çözüm üretmek için, kadın, erkek birlikte çalışmak gerekiyor. Bu nedenle, hem parlamentoda, hem de diğer karar mekanizmalarında mutlaka kadınlar olmalı. Örneğin bir MEB ve bir Müsteşar kadın vardı. Mobing’e uğrayan genç öğretmenler sorunlarını anlatabilmeye başladılar. Bakan erkek iken anlatamıyorlardı. Kadın, eğer bir şeyden şikayet ediyorsa, mutlaka canı yanmıştır. Durduk yerde şikayet etmez. Kolay da şikayet etmez. Söylemeye başlamışsa, dayanacak gücü kalmamıştır.

K.Y. Bakanlığın adından “Kadın” sözcüğü kaldırılarak, “Aile” olarak değiştirildi, siz buna nasıl bakıyorsunuz?

G.E. Önümüzdeki süreçte, bir kadın bakanlığının olması gerekirdi. “Aile Bakanlığı”na çevriliyor. Umarım aile bakanlığı olmasına karşın, ailenin içindeki kadının ve erkeğin durumu ayrı ayrı incelenir, irdelenir, kadının eksik temsil edildiği, ne kadar zor durumda olduğu bilinerek, pozitif önlemler alınır. Çünkü anayasaya pozitif ayrımcılık kondu. Anayasal değişiklik sırasında, 10. maddesine bizzat başbakan tarafından bütün Türkiye’ye propagandası yapılarak, pozitif ayrımcılığın, anayasaya konduğu söylendi. Bunun aksi davranışlar anayasaya aykırı olur. Onun için ben umut ediyorum. Bütün yasaların, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, anayasamızın ana maddelerine sokulmasını, bütçenin toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı yapılmasını bekliyorum. Çünkü kadınlar için ne kadar para harcadığınızı bilmezseniz, ya da böyle bir ayrım yapmazsanız, kadınlara pozitif ayrımcılık yapamazsınız. Çünkü bu parayla olur. Kadın sığınağı açmak, kreşler açmak, okul öncesi eğitimin 3 yaşında başlaması, sıfır yaşında kreş uygulaması, Kadınların eğitimi, istihdamı, sorunlarının çözülmesi parayla olur.

K.Y.Hükümet sağlık sorununu çözdüğünü söylüyor. Siz de öyle mi düşünüyorsunuz?

G.E. Ben hâlâ kadınlar için sorunun çözülmediğine inanıyorum. Çünkü sağlık deyince, kadın için jinekolog önlemler öne çıkıyor. Erkek, kadını doğurganlığının sürmesi için doktora götürüyor. Oysa kadının bedensel rahatsızlıkları, sağlık sisteminde pozitif ayrımcılıkla çözülmüyor. Şiddet mağduru kadında, müthiş baş, bel ağrısı olur. Baskı altındadır. Doktora gidince, “Psikolojik” deyip kadını gönderiyor. Bu ağrıların nedenini araştırmıyor. O travmayı görmüyor. Her hastanede kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracak, kriz merkezleri olması gerekiyor. Sağlık bakanlığınca bu sistem ortaya konulmadıkça görmek mümkün değil. Toplumsal cinsiyet eğitiminin tıp fakültelerine konulması gerekiyor. Doktorların çoğu, toplumdaki genel kanıya göre “Şiddet aile içi meseledir” diye bakıyor. Biz sağlık sistemini çözmedik. Çözüm üretildiğini söyledikleri her alanın, kadınlar açısından yeniden irdelenmesi gerekiyor.

K.Y. Yeni dönem meclisin durumunu nasıl buluyorsunuz?

G.E. Pozitif ayrımcılığı yaşamın her alanına koymak gerekiyor. İcracı bakanlıkların yarısının kadın olması gerekiyor. Parlamentoya girmiş olan 78 kadından çok şey bekliyorum. Çok şey umut ediyorum. Çünkü sayının artması, onların kadınca işleri yapmasına neden olacaktır. %14 ülkemiz için iyi bir rakam. Yavaş yavaş yükseliyor. Keşke daha hızlı olsa, ama bir arada oldukça, dayanışma içinde pek çok şey yapabileceklerine inanıyorum. Çünkü biz buradayız. Bütün sivil toplum örgütleri, parlamenter kadınlara destek olmak için bekliyoruz. Bu iletişimi kurarlarsa, STK’daki kadınlarla, kadın örgütleriyle, benim yaptığım gibi pek çok sorunu aşabiliriz.

K.Y. Yeni parlamenter kadınlar, içlerindeki erkeği yenebilecekler mi?

G.E. Yenerler. Bu bir süreç. Her kadın parlamenterin kadın duyarlılığı vardır. Yaşanmış deneyimleri vardır. Ben şimdi o cevherlerin parlamentoda açığa çıkacağına inanıyorum.

K.Y.Mecliste kadın olarak, rahat yaşadınız mı?

G.E. Çok rahat yaşadım. Ben hiç bir sıkıntı yaşamadım. Erkek arkadaşlarımın her zaman desteğini gördüm. Onlara bir kadın olarak, kadınca bildiğim şeyleri anlattım. Kadına yönelik şiddeti anlattım. Bizim sorunumuz, hâlâ parlamenterlere, topluma şiddeti anlatamamak. Anlatmamız gerek. 80’li yıllardan bu yana çok yol kat ettik. Şu anda kadın-erkek eşitliği komisyonu kurmuş olan, kadın cinayetlerini halledemese de töre cinayetini ömür boyu hapisle cezalandıran, yasalarda bunları suç haline getirmiş, bunun yanlışlığını kabul etmiş bir TC var. Yasalarımızda bu kazanımlar çok önemli, ama yetersiz. Hepimizin daha çok yapacağı şey var. K.Y. Umudumu arttırdınız, çok teşekkür ediyorum.

Previous:

Devrimden Sonra

Next:

Karacaoğlan Geleneğinde Dirmil Güzellemeleri

You may also like

Post a new comment