26 Eylül 2011
24 Şubat’07, Doğubayazıt, Türkiye Türkiye sınırında beklerken yanımda bekleyen Farsi olduğunu öğrendiğim bir adamla sohbete başladık. Tır şoförüymüş. Tebriz’den Türkiye’ye sürekli olarak gider gelirmiş. Eğer bir daha gelirsem beni misafir etmekten memnun olacaklarını söyleyerek bitirdi cümlesini. Derken sıra bana geldi. Pasaportuma basılan ‘giriş’ damgasıyla dönüşüm, ‘yolculuğum’ adına sona ermiş oldu. Biraz heyecanlıyım. Biraz özlem var [...]
25 Eylül 2011
24 Şubat 2007, Türkiye Sınırı Sınıra doğru bindiğim otobüsün beni indirdiği noktadan taksiyle hareket etmem gerekiyordu. İndiğim yerde bakınmaya başladım. O arada yanıma birkaç genç geldi. Türkçe konuşuyorlardı. Nereden gelip nereye gittiğimi merak etmişler. Konuşmanın sonunda içlerinden biri telefon numaramı istedi. Belki bir gün Türkiye’ye gelirlerse aramak için. Derken beni fark eden bir taksinin yanımda [...]
24 Eylül 2011
23 Şubat 2007, Tebriz, Azerbaycan, İran Her ne kadar dönmek istemesem de bildiğim yaşama, şartlanmalara, tanıdık simalara sanki artık dönme zamanı gelmişti. Süheyla’ya, Abdi Bey amcaya, Sağlar’a ve Masood’a hoşça kal deme vakti de gelip çatmıştı. Ruhumda izler silinmemek, kaybolmamak üzere yerleşirken, kendi yaşamım ve diğer insanların yaşamı üzerine değerlendirmeler sunan yolculuğum, bana verdiği mesajı [...]
23 Eylül 2011
22 Şubat 2007, Tebriz, Azerbaycan, İran Aynı gün Süheyla beni bir müzeye götürdü. Tarih müzesiydi. İki katlı bir konaktı. Meşrutiyet Dönemi’nde zamanın öncü ve aydınlıkçı isimlerinden birinin oturduğu, sonradan müze haline getirilmiş bir konak… Konağı dolaşırken Süheyla, birçok olaylara sahne olmuş bu konaktan bahsederken aynı anda da müze görevlisi olduğu belli olan bir adam konuşmamızın [...]
22 Eylül 2011
21 Şubat 2007, Tebriz, Azerbaycan, İran Gece bir ara kalktım, ev halkının bir kısmı uykuda, bir kısmı uyanıktı. Selamlaştık. Semaver, içilmeye hazır vaziyette ocakta ağır ağır kaynamayı sürdürüyordu. Burası, sanki herkesin ayrı ayrı rahat ettiği bir yerdi ve kimsenin diğerini rahatsız ettiği gibi bir durum da yoktu. Ev, hem gece hem gündüz yaşıyordu… Bana ayrılan [...]
21 Eylül 2011
20 Şubat 2007, Tebriz, Azerbaycan, İran Kapıyı çaldığımda yüreğim heyecanlı heyecanlı çarpıyordu. Önce bakkala bakmış, kimseyi bulamamıştım. Kapıyı Süheyla açtı. Kollarını bana doğru açarken yüreğiyle açtığını biliyordum. Aynı hislerle dopdolu sarıldık. ‘’Nerdesin sen’’ derken bir anne edasıyla ve Azeri şivesiyle tatlı tatlı gülüyordu. İyi ki buradaydım. Bir konuk olmaktan ötesiydi bu. Ve iyi ki onunla [...]
20 Eylül 2011
19 Şubat’07, Şiraz, İran Tahran’dan ayrılıp Tebriz’e doğru yol alırken, yolculuğumun ilk başlangıç ve aynı anda da bitiş noktasına doğru yol alıyordum. Türkiye sınırlarından çıkarken hissettiğim heyecan, bilinmeze doğru gidişin verdiği yabansı his ile birlikte geride bıraktıklarım için duyduğum burukluk hepsi birden içimdeydi… Şimdi ise garipti. Bilinmez olan bilinene dönüşürken, geçip gittiğim yerlerin her defasında [...]
19 Eylül 2011
18 Şubat’07, Tahran, İran Saraydan çıktığımda kapının önünde duran aracın mavi rengi, insanın binmek isteyeceği türden bir çağrı uzatmaya devam eder gibi duruyordu. Atlara koşulduğu belliydi. Şimdi ise içeride olan her şey gibi onun da durma zamanıydı… Saray içindeki geniş araziyle bitecek gibi değildi. Saate baktım. Ali’nin eve çoktan dönmüş olduğunu hatırladım ve ince, dar [...]
18 Eylül 2011
17 Şubat’07, Tahran, İran “Toprak çok derin kızıldı; taşa varıldı, taşların üzerine harç döküldü ve sonra pişmiş tuğlalarla örüldü. Bunları Babil ustaları yaptı. Lübnan Dağı’ndan keresteler getirildi. Yunan’dan keresteler getirildi. Babil’den Şuşa getirildi. Yeka ağacı Kerman’dan getirildi. Altın, Sard ve Belh’ten getirildi. Firuze ve akik Sard’dan geldi. Mısır’dan siyah ağaç getirildi. Duvardaki süsler Yunan’dan geldi. [...]
17 Eylül 2011
18 Şubat’07, Tahran, İran Yakın tarih böyleydi böyle olmasına da öncesi neydi? Bir zamanlar Pers kültürünün, Zerdüşti bilgeliğinin yaşadığı bu topraklar insanlığa bir mesaj bırakmıştı. Bu mesaj neydi? İnandığım oydu ki yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir uygarlık boşuna yaşamadı! Ve dünyanın hangi noktasında olursa olsun gerçeğin açılımları aynıydı, karanlığın da öyle. Gerçeğe doğru akan yollar da, [...]
16 Eylül 2011
17 Şubat’07, Tahran, İran Şah’ın sarayının içindeydim. Ana bölümden yukarıya doğru çıkan ahşap merdivenler ilgimi çekti. Üstünde Pers figürleri vardı. Uzun uzun inceledim. Bir zamanlar İran’ın Persia olarak anıldığını biliyordum. Ahşap merdiven bir tarihi betimliyor gibi aşağıdan yukarıya doğru uzanıyordu… Odalardan birine adımımı atar atmaz büyük Atatürk’ün fotoğrafı ile karşılaşmak hem heyecanlanmama hem de onurlanmama [...]
15 Eylül 2011
17 Şubat’07, Tahran, İran Biraz laflayıp uyumak üzere odalarımıza çekildiğimizde işte yine bir başka yerdeydim. Pakistan’ın ve İran’ın hissettirdikleri, ikisi birlikte olduğu halde şu anda bu odada gibiydi. Ali’lerin evi aklıma geldi. Ev, gayet de sade döşenmiş, o boş haliyle aklımda yer etmişti. Burada ise gereksiz eşyalarla doldurulmuş bir salon vardı. Aradaki fark insanın ne [...]
14 Eylül 2011
16 Şubat’07, Tahran, İran) Nakş – ı Cihan Meydanı’nda dolaştım, durdum. Kemerlerin altından geçerken, kılık kıyafetleri incelerken, çayhanelerinde çay içerken mutluydum. Kaldığım otel de güzeldi güzel olmasına ama ucuz da değildi. Başka bir otelde kalmayı da tercih etmemiştim, bu şehir bu otelle güzeldi. Anılar arasındaki yerine bir başkası girsin de istememiştim. O nedenle kendimi hazırlanırken [...]
13 Eylül 2011
13 Şubat’07, İsfahan, İran Doğrudan Mezdek’in yanında buldum kendimi. Beni görünce gözlerine inanamadı. Azeri Türkçesi’yle selamlaştık. Buraya ilk geldiğimde sözleştiğimiz akşam onu beklediğimi, hava karardıktan bir süre sonra saat ayarlamasını yapmayı unuttuğumdan denk gelemediğimizi ve özellikle gelmediğimi düşünme ihtimaline karşılık şimdi burada olduğumu söyledim. Şaşırdı. İnanamadı. Bunu önemsemiş olmamdan dolayı çok sevindi, böylelikle yanlış anlaşılmanın [...]
12 Eylül 2011
12 Şubat’07, İsfahan, İran İran’a giriş işlemleri için büyük tel örgünün önünde sırada beklerken hemen önümüzdeki Batılı biri gözüme çarptı. Yanında Pakistan ya da Afganistanlı olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı. Ayaküstü sohbette karısı olduğunu öğrendim. Buralarda yolculuk ederken tanışmışlardı ve bir daha da birbirlerinden ayrılmamışlardı. İçeriye girdiğimizde büyük salondan adımımı atar atmaz gözüm duvardaki büyük [...]