18 Ocak 2011
Bu şehirde Budistlerin iki önemli tapınağı var. Biri 14. yüzyıl tarihli Bodhnath. Eski şehir merkezinden uzakta, kalabalık bir caddeden giriliyor. Büyük bir avluya açılan giriş kapısının kenarı hediyelik eşya ve dua bayraklarıyla, ana tantraları olan ‘om mani padme hum’ yazan ipekli kumaşlarla donanmış. Kapıdan girerken tam karşımda ortada kocaman yuvarlak bir kubbe üzerinde Buda’nın başı [...]
17 Ocak 2011
Sonraları konuştuğum her Nepalli’den aynı yanıtı aldım. Krallarını sevmiyorlar. Halk hala öldürülen kralı saygıyla ve özlemle anıyor. Kaldığım otelde aslen Ugandalı olan ama İngiltere’de yaşayan söylediğine göre işini beceriksiz oğluna devretmiş, kendini emekliye ayırmış zengin iş adamı Sam‘de dâhil. Sam Nepal’i sevmiş, her yıl geliyormuş. Herkese de iş adamı olduğunu söylemiyordu. Mütevazılıği ile bilinen, sevilen, [...]
16 Ocak 2011
Ayaklarım yorulana kadar sokakları arşınlıyorum. Evlerin arasından, dar geçitlerden geçerek keşfettiğim avlularda yine sunak ve tapınaklar buluyorum. Bu daracık, etrafı iki, üç katlı evlerle dolu avlularda pişen yemek kokuları, konuşmalar avlularda çınlıyor, keşke dillerini anlasaydım diyorum. Sokak aralarında herkesin ortak banyosu olan çeşme başlarında saçlarını yıkayan bayanlar, yarı çıplak sabunlanan yıkanan erkekler, gün bitmeden tamamlaması [...]
15 Ocak 2011
İlginç hikâyesi ile bir diğer tapınak Kumari Bahal Tapınağı; tek yaşayan güzellik, saflık ise el değmemiş bakire tanrıçaları Kumari… Yüzyıllar önce tahtta olan bir kralın, çocuk yaştaki bir kıza tecavüz etmesi ile başlamış Kumari Bahal Tapınağı’nın hikâyesi. Küçük kızın bu münasebetsiz durumda hayatını kaybetmesi üzerine kral, bu utanç ve acı ile arınmak niyetiyle olsa gerek [...]
14 Ocak 2011
Eşyaları atıp bir harita ile taksinin beni götürdüğü yolu takip ederek kendimi turistik Thamel’in dar sokaklarına attım. Cıngıl cıngıl hediyelik eşya dükkânları, renkli pasminalar, her türlü müziğin çaldığı ‘cd’ciler, cafeler, kitapçılar, barlar, restoranların tütsülü kapılarından gelen ‘namaste’ selamına yanıt vererek rikşaların, kalabalığın içinden geçiyorum. İlk anlar, dar sokaklardaki tıkış tıkış binalar üstüme gelir gibi oluyor [...]
13 Ocak 2011
Benim bu topraklara ilk adım atma tarihim 11 Ocak 2006. Ülkedeki krallık yönetimine son verilmesinden bu yana halkın ‘artık yeter’ dediği grevlerle, blok etmelerle sokağa döküldüğü, iki hafta içinde 20 kişinin vurulduğu, iktidarın devrilmesine ramak kaldığı tarihlerdi. Bu beni rahatsız etmiyordu. Ülkemde de böyle ortamlarda büyümemiş miydim? Dünyanın her yerinde durum buna benzer değil miydi? [...]
12 Ocak 2011
İlkokul döneminde İstanbul’un ara mahallelerinde koşup oynarken dar geldi o sokaklar bana. Ağaçlar arasında koşmak, çayırlara yatmak, dalından meyve koparmak, evimin penceresinden ufka baktığımda ufukların koşamayacağım kadar uzak olması ufuklara, uzaklara gitme hevesimin başlaması ile aynı günlere rastlar. Ve ben o yaşta nasıl olduysa anne ve babamı bütün imkânsızlıklarına rağmen, 20 saat süren uzun otobüs [...]