31 Mart 2011
Fransız yapımı Betty Blue filmi; birbirini hiç tanımayan bir hayat kadını Betty ve hak etmediği bir hayat yaşayarak yazdığı romanı ilk kez okuyacak ve aşık olacağı kadını arayan Zork’un hikayesini anlatır. Ahmet Altan’ın ‘Aşk Çıplak Gezer’ denemesindeki gibidir bu filmde aşk. Bir orospudan bir azize yaratmakla meşguldür. Bir orospunun nasıl azizeye dönüştüğünü, aşkın nasıl çıplak [...]
13 Şubat 2011
Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Safranbolu’da günlük yayınlanan yerel bir gazetede ‘Dünya Kanser Günü’ sebebiyle Karabük’te düzenlenen bir toplantının haber yazısı vardı. İlgiyle ve yeni bilgiler öğrenmenin verdiği heyecanla hızlı hızlı okudum. Haberin arka sayfasındaki devam bölümünde gördüğüm fotoğrafa ise çok şaşırdım. 6. sayfada toplantı ile ilgili verilen bu fotoğrafta dinleyici olarak 4 kişi gözüküyordu. Sadece [...]
31 Ocak 2011
İstanbul’un en işlek yerlerinden biri olan İstiklal Caddesi’nde müdavimi olduğum kitapçıda saatlerimi geçirdiğim güzel bir Pazar öğleden sonrası… Yüzlerce yazarın milyonlarca harfiyle inşa edilmiş, güzel kelimelerin oluşturduğu binlerce kitap, fondaki müzikten kurtulup aynı sesi fısıldıyor kulağıma: ‘Ben bu rafta durmaktan çok sıkıldım. Beni kurtar buradan, sana anlatacaklarım var.’ Binlercesi içinden çığlığına kulak verip elimde biriktirdiğim [...]
15 Aralık 2010
Akıl Oyunları filminden şizofren matematikçi John Nash’i hatırlarsınız. Grigori Penelman için de John Nash’in ikibinli yıllardaki temsilcisi diyebiliriz. Kirli sakalları, aksi ve asi duruşu, kalın kaşları ve ilk bakışta ilginizi çeken suretiyle John Nash kadar farklı bir adam olduğunu hissettirebiliyor. Geçtiğimiz Pazar günü otuz altı yaşını kutlayan Rus matematikçi Penelman yüz yıldır çözülemeyen ve dünyanın [...]
14 Aralık 2010
Yaşadığımız doğa bünyesinde milyonlarca canlı ve cansız form ve tonların sayısız olduğu renk cümbüşlerini barındırıyor. Bu farklılık, insanoğlunun davranış tabiatını da pek tabi ki etkilemekte. Çevresine, yaşadığı doğaya ve dünyamızın tehdit eden küresel ısınmaya karşı duyarlı bir kesim var. Maalesef bir o kadar da ‘dünyayı ben mi kurtaracağım’ diyen bilinçsiz ve duyarsız bir kesim. Doğasına [...]
13 Aralık 2010
Papatyayı koparır âşık insanlar. Acımadan ve egoist bir ruh haliyle yapraklarını koparırlar dünyalar güzeli papatyaların. Aşklarının sonunun ne olacağını bilmeyen / göremeyen / kestiremeyen katiller, aşklarının akıbetini papatyaların yapraklarında ararlar. Acımadan koparırlar onları. Doğanın bize sunduğu sarı ve beyazın aşkını, kendi, belirsiz aşkları uğruna heba ederler… Yapraklarını kopardığın, canına kastettiğin papatya senin aşkının sonunu nerden [...]
12 Aralık 2010
İlkokul yıllarında sınıfımızın sağ duvarının üzerinde bize mevsimleri öğreten / tanıtan renkli kartonlar vardı. Her ‘üç aylık’ periyodu ayrı bir renk temsil ediyordu. Sonbaharı sarı, kışı beyaz, ilkbaharı yeşil ve yazı da mavi. Bu kartonlar üzerinde önemli günler de es geçilmemişti. Milli ve Dini bayramlar, belirli gün ve haftalar ve yılbaşı gibi… Ayrıca yılın ilk [...]
11 Aralık 2010
Çocukluğumdan beri sonbahar mevsimini çok severim. Bir telaş, bir koşuşturma evimizin bahçesinde ağustos ayının son günlerinde. Özenle hazırlanmış malzemeler, tertemiz yapılmış kavanoz şişeleri, kabukları soyulmuş yüzlerce domates ve bamyalar… Kışın soğuk günlerinde içilecek sımsıcak tarhana çorbası ve ev makarnası ile konserve fasulye ve bamya yapılması süreci her yıl çok eğlenceli ve hararetli geçmiştir. Görevim bu [...]
10 Aralık 2010
Çok uzakta, çok uzaklarda bir takım… Renklerini, bir tek oyuncusunun adını bilmesekte ve en önemlisi icra ettiği sporu bir kez olsun izlememiş olup,tribünlerinde bir kez olsun bağırmasakta o takım bizim takımımız. Yense de yenilse de A.B.D.’de Philadelphia Eyaleti’nin NHL takımı ‘Eagles’ bizim takımımız. Eagles takımını çok uzaklardan desteklemenin bir sebebi olmalı yurdumun sarısı, kırmızısı, laciverdi, [...]
09 Aralık 2010
Geçtiğimiz ayın ortalarında (13 Haziran) İstanbul’da, Ali Sami Yen Stadı’nda on dört bini aşkın insan toplandı. Toplanma sebepleri bir futbol karşılaşması değil; ‘Dünyanın En Çok ve Aynı Anda Kitap Okuyan Topluluğu’ olmaktı… Ne büyük, ne önemli ve ne gerekli bir konu… Hele hele okuma oranın yüzde dört buçuk gibi komik bir değerlerde olan bir ülke [...]
08 Aralık 2010
İnsan ayakkabısız yürüyemez. Çakıldır yer, topraktır, ıslaktır, soğuktur, taştır ve ayakkabısız yürünmez. Çırılçıplak ayaklarla yürünemez yollarda. Taşın en yumuşak yeri bile ayağını tarifsiz bir acı ile yıpratır. Kimisi çok pahalıdır ayakkabıların. Ve bazılarının değeri diğer bir ayakkabı giyenin aylık kazancından çok fazladır. Bir ayakkabı, bir insanın, bir aylık emeğini satın alabilecek güçtedir bazen… İnsanın yaptığı [...]
07 Aralık 2010
İkisi birbirine yakınlıkta kelimelerdir. Anlamca ise bir o kadar uzak. İkisi arasındaki anlamaca farkı anlatan yüzlerce bilimsel makale vardır. Bu farkı kısaca şöyle özetleyebilirim. Bakanlar; görenlerden daha az dikkatli ve çok şansızdırlar. Şansızdırlar çünkü bu dikkatsizliklerinden ötürü keşfedebilme yetenekleri az gelişmiştir. Hayatı, insanları, sevgiyi, doğayı, tabiatı ve yaşama sanatını keşfede bilme yetileri… Bakan kişiler ona [...]
07 Aralık 2010
Dut ve Kiraz bahar ayının iki güzel meyvesi ve benim vazgeçilmezdir kendileri. Kiraz, kendisi ve dostu dut için şöyle demiş biz insanlara: ‘Beni yiyin. Beni yiyeni dalım gibi ince yaparım. Ama arkamdan da dut geliyor dikkat edin.’ Kirazı ‘beni zayıflatır’, ya da dut yerken ‘ah aman şimdi bu beni şişmanlatır’ demeden ve özgürce en önemlisi [...]