18 Ağustos 2011
Çoğu zaman doğru şeyi yapmak adına, doğru yoldan gitmek adına yolumuzu değiştirir farklı yollara saparız. Farklı şeyler dener, ara sokaklara girer, bazen sıcak sobalara dokunur, bazen o ara sokaklarda güzel çiçekler görür ancak dokunmadan geçeriz. Amaç bize layık, kendimize uygun gördüğümüz yolda yürümektir. Biz olmaya çalışırız, benliğimize uygun bir yaşam yaşamaya çalışırız, en azından mümkün [...]
05 Ağustos 2011
Tulum ve Horon, aslında iki âşık. Kemençe ise bu aşkın kokusuna el veren bir tılsım. Çoğunun fark edemediği, fark edenlerin bu büyük aşkın elinden tutarak coştuğu, bu ikilinin keyfiyeti ile keyiflendiği garip bir tılsım; tulum ile horon arasındaki aşk. Bu ikilinin, yurdumun cennet diyarı Karadeniz olduğunu düşünenlere kısa bir bilgi. Horon, Karadeniz dışında, savaşlar sonucunda [...]
02 Ağustos 2011
Bir şeyleri gömmek ya da kaçmak adına en kolay yol, yola koyulmak uzaklaşmak mıdır? Düşünmemek, takılmamak, saplanmamak adına ya da herhangi bir düşünceyi aklında büyütmemek adına… Aslında bu kaçmak değil belki de ruhunu serbest bırakmak, özgür olmasını sağlayarak nefes almasını sağlamaktır bence ve sırf bu yüzden sürekli gitmek lazım. Takıldı mı aklına bir şey gitmek, [...]
26 Temmuz 2011
Anlamak da istemiyorum ama anlamadığım için aklıma takılıp kalıyor ve çirkin gereksiz bir ağırlık oluşturuyor aklımın, beynimin, hislerimin bir yerlerinde. Anlasam tamam hallettim diyerek uçup gidecek, sorunu çözmüş kendi içimde halletmiş olacağım ve gelsin yeni çözümlenmesi gereken şeyler diyeceğim… Evet, bir sohbet esnasında bir tanıdığımın söylediği gibi; “Çok çeşitli insanlar var ve herkes birbirinden farklı. [...]
26 Temmuz 2011
Şu hayata bir imza atamaz isek ne anladım ben bu işten. Güçlü bir imzaya, yeri yerinden oynatmaya gerek yok; kokumuzu bırakalım yeter. Ağırlığımızın bir kokusu olsun, farklı bir bakış açısı, hayatın derdinden anlayış ve hatta ‘hayat denen arkadaşımız’ bir dert ortağına ihtiyaç duyduğunda bir rakı – balık yapıp demlenip iki sohbet edecek kadar farklı bakmak [...]
07 Temmuz 2011
Çocukluktan yetişkinliğe açılan kapıyı hiç açmak istemiyorum. Onların dünyasına açılan kapının eşiğinden duyduğum muhabbetleri dahi beni sıkıyor. Bir de içeri girip o muhabbetlere dâhil olmak, bir kazanda alakasız yiyeceği karıştırıp sonra bunları yiyerek mideni bulandırmak ve kusmak gibi gereksiz ve iğrenç bir şey bana göre! En güzeli içindekinin elinden tutarak onun istediği yerlere gitmek, onun [...]
14 Şubat 2011
Yaşamlarımız için birer puzzle olduğunu söylesek aslında çok da yanlış olmaz. Ve ve ve şu puzzle (yap – boz) oyunumuzdaki parçalar bizi ne kadar oyalar ve yorar çoğu zaman. Bütünlüğü bozan parçalar girer oyuna, sanırım diğer oyuncuların yap – boz oyunlarından karışmış ve biz yanlışlıkla alırız oyunumuza. Sanırız ki oyunun parçalarından, sonra bakarız olmuyor, eğrelti [...]
10 Şubat 2011
‘Hopa’da Satılık Suyumuz YOK! HES belası Hopa’ya da ulaştı, Hopa’nın içme suyu kaynağı olan Balıklı (Zendit) ve Güneşli (Dzarğina) köyleri arasındaki Güneşli Deresi (Şelale Deresi) üzerine tanınan bir kot markasının şirketi olan ERVA Enerji şirketi tarafından hidroelektrik santrali (HES) kurulmak istenmektedir’ girişi ile başlayarak, bu konuda etkinliğin ne zaman olacağı bilgisi ile haber sona eriyor. [...]
11 Ocak 2011
Bir oyuncak şato hayal edin ama içinde tonlarca penceresi var. Her pencereden bakan bir karakter ve her karakterin ayrı kokusu var. Bu oyuncak şatoda tüm karakterler dışarıdan birbirine benziyor, fotokopi makinesinden çıkmışçasına, kendini farklı kılan sadece; kokuları. Arada farklı oyuncak karakterler de var, ancak onlar da kendini sürekli şatonun dış kapısını aralamış, dışarı bakarken, koklarken [...]
26 Aralık 2010
Doğa bir yaşayan efsane; her şeye ve her pisliğe rağmen direnmekte. Bazıları gider merak eder zarar verir ve döner. Bazılarının ise gözü kesmez yamacına yaklaşmayı, onun harcı değildir yakınında bulunmak. Gidip de zarar vermeyen zaten dönmez, doğanın yüreğinde bir ev kurar ve doğa her çağırdığında ya da her ihtiyacı olduğunda bir ayağı oradadır, nazikçe incitmeden. [...]
16 Aralık 2010
Hani derler ya kadınlar ile erkekler bir günlüğüne yer değiştirseler ne olur. Bende diyorum ki, hayvanlar ve insanlar bir süreliğine yer değiştirse ne olur? Mesela kuşlar insanları avlasa, sırf zevkine ya da insanların bacaklarına ipler vs. yani bir yerlere takılacak şeyler bağlasalar ve karşıdan karşıya geçerken bu ipler tenekeler araçlara takılsa ve aciz gördüğümüz hayvanların [...]
15 Aralık 2010
Hep derim yaşadığımız şeylere başımıza gelenlere bir bakarsak kuşbakışı diğer adı ile objektif olarak, belirli maddeler var hayatta. Bunlar öyle ince noktalar, öyle maddeler ki her yerde ve her canlı için geçerli. Örneklersek Menekşe Yaylası’na gittim, yağmurlu bir gündü. Ayakkabılarım oluklu, kaymayacak ayakkabılar ancak kahvaltı yaptığımız yerde kaydı. Bir kere orada kaydı ya, akla takıldı, [...]
14 Aralık 2010
Hep anlatılır ama bize masal gelir şu ayrıyken iki ayrı birey, birleştiklerinde farklı bir birey olmanın hikâyesini. Ve bizde deriz ki; yok böyle bir şey aslında varmış… Rüzgâr anlattı, silgim de yanımdaydı… Ben sildim beynimdeki kötülükleri o anlattı, ben sildikçe o anlattı… Ve bana söz verdirtti, sakın ‘her şeyi’ anlatma. Tamam dedim… Aslında doğanın ne [...]
12 Aralık 2010
Özgür bulutların keyifle dans ettiği yerler burası, aman sakın gitmeyin. İnsan denen yok edici varlığın doğal güzelliklere uğramaması lazım bence. Doğal güzellikleri doğal felakete çevirmemek adına, kültür turları başlığı altında yapılan turlar yasaklanmalı. Bende kültür turlarına katılan ve faciayı gören biri olarak bunu söylüyorum. Zaten doğa aşığı için kültür turu şart değildir, o bir şekilde [...]
05 Aralık 2010
Yolculuk yapmayana mutluluk yoktur Rohita! Ruhun gelişir, meyveler verir! Dahası da var: Yolculuğun zahmeti kusurlarını törpüler. Gezginlerin ayaklarında çiçekler açar! Diye devam etmekte ‘Atlıkarınca da Bir Tur Daha’ adlı kitabında Tiziano Terzani’nin. Bu cümleler her zaman savunduğum fikrimi destekleyen yönde. Bence ki hepimiz için geçerli, birer yap – boz oyunundan oluşmaktayız aslında. Ve bizi biz yapan [...]