17 Nisan 2011
Antalya’da doğa yine düğüne durdu. Antalya’da yaşayanlar, ne denli farkındadır bilinmez, ama dünyanın en güzel baharı buradadır. Yaşam kaygısı bize denizin rengini bile unuttursa da güzel yine güzeldir, biz görmesek de bakmasak da. Yeşil kırk tondur, pembe yedi renk, turuncu güneşi kıskandırır, beyaz her renge çalım atar, kırmızıyı, moru sorma gitsin, Antalya bir renk cümbüşü [...]
10 Nisan 2011
2 ve 3 Nisan 2011 günleri Antalya’dan, sessizce bir ‘Kadın Filmleri Festivali’ geçti. Sessizce diyorum çünkü bütün çabalarımıza karşın, yeterince duyuramadık. Bilbordlara afişlerimizi astık, sivil toplum kuruluşlarına fakslar çektik, dostlarımıza telefonlar ettik, ama duymadılar. Yine de 50 – 60 kişi izleyici her filmde oldu. Yakınlarda yapılacak olan seçimin gölgesi düştü. Kemal Kılıçdaroğlu diğer salonda konuşuyordu, [...]
04 Nisan 2011
Bir aydır ülkemden uzaklardaydım. O nedenle neler olup bittiğinden pek haberim yok. Kızımın evinde Türkçe kanal olmadığından, Almanların kanallarının da Türkiye umurunda olmadığından, habersiz kaldım. Bu arada zorunlu olarak dinlendiğimi de itiraf etmeliyim. Bu kez yanımda arkadaşımı da götürmüştüm. Ona her şey yeni ve ilginçti. Onun gördüğü yeni şeylerden mutlu olması beni de mutlu ediyordu. [...]
22 Mart 2011
Altın Portakal şiir ödülü programının 15. sini de bitirdik. Ülkenin en ünlü şairleri Antalya’da buluştu. Birbirinden güzel şiir üzerine söyleşiler gerçekleştirildi. Programın tümü aynı yerde değil, değişik yerlerde yapıldı. Keşke halkın dilini anlayabilsek de varoşlara da serpilse böylesi etkinlikler. İşte o zaman ödül daha bir anlamlı, daha bir görkemli olacaktır. ‘Halk şiir mi okuyor da [...]
14 Mart 2011
Ayın dünyaya en yakın konuma gelmesine ‘yerberi’ deniyormuş. 19 Mart’ta ay dünyaya en yakın yerden geçecekmiş. Ay bu konuma daha önce, 1955, 1974, 1992, 2005’te gelmiş. O zamanlarda şiddetli hava olayları yaşanmış. Uzmanlar, gelecek hafta da şiddetli hava olaylarının yaşanacağını söylüyor. Doğa bizi yavaş uyarıyor aslında. Bu çılgınlığa katlanamıyor ama yine de sabırlı davranıyor. Şöyle [...]
14 Şubat 2011
Dün gece çok uzun bir düş gördüm. Düşten ayrılamadığımdan, sabah uyanamadım. Spor arkadaşlarım beni merak etmiştir. Düşümü sizlerle paylaşmak isterim doğrusu. Böylesi güzel bir düş yalnızca bende kalmamalı. Televizyonda Başbakan konuşuyordu: “Ülkemizde her şey tepetaklak oldu. İnsanlar mutsuz. Bu gece sabaha dek bu mutsuzluğa çareler aradık. Her şeyin ters gitmesinin nedenini sonunda bulduk. Bu ülkede [...]
06 Şubat 2011
Soğuk bir hafta geçirdik, kış mevsimini iyice duyumsadık. Şimdiye dek TV haberlerinden dinliyor, Torosların ak duvağına uzaktan bakıyorduk. Bu ay elektrik faturası dudakları uçuklattı. Eh biraz olsun. Kışı sert geçen yerlerde yaşayanların halini anlayalım. Hava böyle sert olunca, sözlere ve yazılara da yansıyor. Hıncal Uluç, geçen gün ölen, Defne Foster hakkında vermiş veriştirmiş. Bu yazılarıyla [...]
28 Ocak 2011
Çarşamba gün (26 Ocak 20011), Fethiye’de bir mahkemeyi izlemeye gittik. Dört yıl önce, Fethiye – Gebeler Kaplıcası’nda 8 erkeğin, bir kadına tecavüz etmesinden dolayı görülen bir mahkemeydi. Kadın tek başına dört yıldır savaşıyor, bir sonuç alamıyordu. Olayın olduğu zamanlarda, Savcı Mehmet Bayram davayı reddetmiş, delilleri toplamamıştı. Bunun üzerine kadın, AİHM’e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) başvurmuştu. [...]
16 Ocak 2011
Dün bir arkadaşımla söyleşirken, radyodan duygu yüklü bir türkü yayılınca içini çekerek “Türkülerin de tadını bırakmadılar. İnsanların önceleri gurbetleri vardı, ayrılıkları vardı onu bile aldılar. Eskisi gibi türkülerden tat almıyorum” dedi. Oysa arkadaşım güzel bağlama çalar, türkü söyler, şiir yazardı. Şiiri yine yazıyor, ama şiirine öfke yerleşti, sevgi azaldı. Bunu okuyan da yazan da duyumsayabiliyor. [...]
11 Ocak 2011
09 Ocak 2011 Pazar gün ANSAN’da (Antalya Sanatçılar Derneği) Cemal Süreya’yı andık. Onu 9 Ocak 1990’da yitirmiştik. Henüz 59 yaşında, daha yazacağı bir yığın şiir varken. Diğerleri gibi onun da yitip gitmesi mümkün mü? Ancak yer değiştirirler, insanların yürekleridir artık mekânları. Bu yıl Cemal Süreya’nın Antalya’da anılması daha bir anlamlıydı. Metin Demirtaş, en masum istekleri [...]
27 Aralık 2010
Akdeniz Öykü Günleri’nin son konusu; Leyla Erbil Öykücülüğü idi. Oturumu Ahmet Tüzün yönetti. Konuşmacılar; İdil Önemli, Ayhan Sönmez, Demir Özlü. Ben öncelikle Leyla Erbil’in çarpıcı konuşmasıyla başlamak istiyorum: “Sanat ve edebiyat insanı değiştirir. Kitap da insanı değiştiren öğelerden biri. Kitap derken, bir tür kitaptan bahsetmiyorum. Kitaplardan söz ediyorum. Eskiden, Tevrat, İncil, Kuran gibi tek kitap [...]
17 Aralık 2010
Bu yıl kış bizi pusuya düşürdü. Havalar bahar ılıklığında seyrederken, biz de gevşedik iyice, kışın bizi unuttuğunu sandık. Daha omzumuza ceket bile almamışken, birden bire kara kış çıkageldi. Zıngır zıngır titretti. Herkes bir telaşla palto, manto, atkı, eldiven aramaya başladı. Pazar gün böylesi bir havaya aldırmadan, ÖDP binasında HES’ler (Hidro Elektrik Santralleri) ile ilgili bir [...]
09 Aralık 2010
Geçenlerde bir eylem yapıldı. Bebekli kadınlar, bebeklerin ana sütü emmesi gerektiğini, çalışanların emzirme hakkı olduğunu anlatabilmek için, oturma ve emzirme eylemi yaptılar. Hepsi birlikte memelerini çıkararak, çocuklarını emzirdiler. Kimseden gocunmadan, görünme telaşına düşmeden, oldukça doğaldılar. Köylerde olduğu gibi. Biliyorsunuz, köylerde meme cinsellik özelliğinden çok bebeklerin beslenme organıdır. Bu nedenle köylüler, herkesin önünde memesini çıkarıp emzirir. [...]
05 Aralık 2010
İnsanın ne denli uygar olduğunun kanıtı kıskançlık duygusunu yenmesiyle anlaşılır. Kıskançlık, ne denli gelişemediğimizin, bu yabanıl duyguya ne kadar yenildiğimizin göstergesi olmalı. İster sanatçı, aydın, isterse ticaretle uğraşan olsun bu değişmez. Toplum olarak bu duyguyu yendiğimiz zaman, şiddetten de arınabileceğiz. Özgüvenimize kavuşabileceğiz. Bir düşünür “Sizi kıskananlar, sizin gibi olmak isteyendir” der. Öyle de olsa, bunu [...]
02 Aralık 2010
Uzun dinlence günlerini içeren bayramı bitirdik. Her ne kadar, bayramın sözlük anlamı; ‘Sevinçli günler’ olsa da, bu sevinci salt bayram olarak yaşayamadık. Yüze yakın kişi öldü, dört yüzü geçkin de yaralı, belki de yaşam boyu sakat kalacaklar. ‘Kurban Bayramı’ her zaman adıyla, beni ürkütmüştür. Bir canlıyı, kendi inancın için öldürmek, bana hep soğuk gelmiştir. Yine [...]