02 Ocak 2011
‘Nereden başlamalıyım yazmaya?’ Bu soruyu kendime sorar sormaz aklıma bir yığın bunaltıcı özelliği geliyor İstanbul’un. Trafik keşmekeşinden mi başlamalıyım? Yoksa dip dibe girmiş, çirkin beton yaratıklardan mı? Yabani sarmaşık gibi iğrenç yapılarla çevresi istilaya uğramış, onların arasında nefessizlikten bitmiş, kurtarılmak için yalvaran tarihi yapılarından mı? Gittikçe daha çok kanalizasyona dönen denizinden mi? Birbirinin üstüne üstüne [...]
24 Aralık 2010
Yüzdük yüzdük; her zaman olduğu gibi şaşalı kutlamalarla girdiğimiz bir yılın daha sonuna geldik. Ben yılın sonundan girdim konuya; ama çoğunluk için yılın başı önemli şu günlerde. Belirsizliklerle dolu bir yıla girişi neden bu kadar coşkuyla kutluyoruz anlamıyorum. Dört rakamdan oluşan sene hanesine fazladan bir sayı daha ekleniyor; sonra yaşam aynen kaldığı yerden devam ediyor. [...]
18 Aralık 2010
Apartman mimarisinin yaygın olmadığı dönemlerde hemen hemen her evde vazgeçilmez bir unsurdu ‘bahçe.’ Evin içi – dışı kadar büyük önem arz eden bir unsur… Bahçe kültürü; özellikle büyük şehirlerde gün geçtikçe azalan, yok olmaya yüz tutan bir çizgide. Mevcut olanlarında da çoğunlukla doğallıktan uzak, yapay bir görünümle karşılaşıyoruz. Klasikleşen romanlardan, hikâyelerden okuduğumuz; diğer yazılı kaynaklardan [...]
10 Aralık 2010
Ablam, ben ve kardeşim ilköğretim yıllarımızda, akşam ders sonrası sıkıldığımız ve ‘Ne yapsak?’ diye düşündüğümüz zamanlarda bir oyun oynardık. Benim kuşağımdan birçok kişi iyi bilir bu oyunu: ‘İsim – Şehir Oyunu’ Hepimiz önümüze birer defter alıp, yatay çevirir, sayfayı altı sütuna ayırır ve her sütunu isimlendirirdik: İsim, şehir, hayvan, bitki, eşya, artist. En sona da [...]
09 Aralık 2010
Efendim hayırlı uğurlu olsun! Bir karpitli mandalinamız eksikti o da oldu! Çoktan varmış zaten de yeni haberimiz oldu daha doğrusu. Gözünü sevdiğim medya kuruluşları da olmasa bu millet nereden bilecek yediği şeyin içinde ne olduğunu, nasıl işlemlerden geçtiğini? Sevgili Uğur Dündar yıllar önce bangır bangır bu milletin nasıl aldatıldığını ekranlardan haykırmasaydı nereden bilecektik ‘gıda terörü’ [...]
06 Aralık 2010
Hava soğuk. Yürüyorum… Çevremde sarı, turuncu, yeşil, kahverengi tonlardan renkler silsilesi. Önümde ise; iki yanı sıra sıra ağaçlarla dolu, uzun, kıvrımlı, dar bir patika… Yol arkadaşlarım; sadık dostum köpeğim, ulu ağaçlar ve yağmurun sesi. Orta karar bir ritim tutturmuş yürüyoruz. Dudaklarımda nefesimin buharı, soğuk ve sıcağın temasının ürünü doğal sigaram… Gri bulutlar usul usul yağmur [...]
01 Aralık 2010
Günümüz insanının tatil anlayışı yavaş yavaş değişmeye başladı. Bunda yorucu ve stresli şehir yaşamının ruhumuzu ve bedenimizi yıpratmasının büyük payı var. Ne yapar şehir insanı? Daha iyi bir evde oturmak, daha iyi bir arabaya binmek, daha güzel kıyafetler giymek, daha güzel yerlerde eğlenmek, daha güzel yerlerde yemek yemek, daha güzel yerlerde tatil yapmak, daha daha [...]
27 Kasım 2010
İsmi mitolojide ‘Daphne’ olarak geçen Antakya’nın güzel bir beldesi Harbiye. Her mevsim taptaze yeşilliğini koruyan defne ağaçlarının ve coşkun şelalelerin koyun koyuna olduğu, buram buram defne kokusunun insanı sarıp sarmaladığı büyülü bir yer. İnsanoğlu tarihte güzelliğinden çok etkilendiği yerleri her zaman şiirsel derinliği olan hikâyelerle, efsanelerle daha da etkileyici hale getirmeye çalışmıştır. Nedendir bilmem. Belki [...]