07 Şubat 2012
Tek farkı farkındalığı olan insanoğlunun, farksızlığının farkına varması gerektiğini hisseden Gregory Colbert’in eşsiz yolculuğuna, Küller ve Kar projesine katılmak için önce içimizde bir boşluk açmak zorundayız. Çünkü gereksiz şeylerle öylesine doldurduğumuz bir benliğimiz var ki; suçlamaları, kızgınlıkları, üzüntüleri, korkuları ve diğerlerini saklama alışkanlığımız, farkına varabilmek için bir engeldir. Yaşamımıza yeni şeylerin ulaşmasına izin vermek için [...]
25 Kasım 2011
Prens Asoka tahta geçtiğinde hırsla doludur ve şanlı dedelerinin fetihlerini tamamlamak ister. Bu uğurda planlarını uygulamak isteyen genç adam bugünkü Kalküta ve Cennai şehirlerinin arasında bulunan Kalinga uygarlığına saldırır. Kalingalılar beklediğinden savaşçı çıkmıştır ve tüm güçleriyle direnirler. Savaşta tamı tamına yüzbin kişi ölür. İnsanlık tarihinin yazdığı en kanlı, en acımasız savaşlardan biridir bu. Savaş meydanına [...]
16 Kasım 2011
Ankyra, ‘gemi çapası’ anlamanı geliyor. Bizanslı Stephanos, kente bu adın Mısırlıları denize kadar sürüp çapalarına el koyan Galatlarca verildiğini öne sürer. Pausinias ise Galatlar’ın değil Frigya kralı Midas’ın burayı kurduğunu ve aynı zamanda da gemi çapasını bulan kişi olduğu için bölgeye bu adı verdiğinden bahseder. Ankara’nın bir diğer ismi de Engürü’dür. Farsça üzüm anlamına gelen [...]
30 Ekim 2011
Tertemiz, sessiz bir Pazar günü. Pencereden yüzüme ılıkça vuran soğuk havanın etkisiyle gözlerim çakmak çakmak uyandım. Havada tek bir rüzgâr yoktu. Kar yağışının hemen ertesinde böle inceden üşüten ama soğukta diyemeyeceğiniz bir hava olur ya hani, aynı öyleydi hava. Burnuma, sonbahar sarısı rengini hemen hemen almak üzere olan yaprakların arasından kar kokuları geliyordu. Daha ekim [...]
24 Ekim 2011
İstanbul’da özgür olmak için orada yaşamak gerekmez. Yaşadığınızı hissetmelisiniz. İstanbul’da özgür olmak için gezip tozmak gerekmez. Hissederek yol almalısınız. İstanbulda özgür olmak demek; kıtaları geçmek demektir. Şehrin kalabalıklığı, egzoz dumanları ve gürültü kirliliği ile beş duyumuza vurduğumuz prangalar, denizin üzerinde akıp giden o demir kutuda, iki kıtanın tam da arasında zincirlerini kırarak ruhunuzu özgür bırakır. [...]
19 Ekim 2011
Yine, yeniden sevgilimi kaybetmekten…Gece can çekişiyordu… Karnından kılıç darbeleri almıştı, hem de üç yerinden, üç hayati organından yara almıştı; polaris, vibro ve alruccabah. Karanlığından damlayan kanlar fışkırıyordu ve yatağıma akıyordu hiç durmadan. Başka kokularda vardı ve gecenin kanlarının yanına sokuluyordu bu kokular. Şirret bir fahişe edasıyla baştan çıkarıyordu gecenin kokusunu. Dayanamıyordum onların sevişmelerine. Bir tek [...]
18 Ekim 2011
Çocuk ile kız neredeyse bir saat kadardır telefondaydılar. Konuşmaya başladıklarında çocuğun anne ile babası daha eve gelmemişti. Genelde gezmeyi çok seven bir çifttiler. Onların çift kişilik yatağının üzerine çıkmış yayıla yayıla, hatta yuvarlanarak, kızla gevşekçe ve eğlenceli bir sohbet yapmışlardı. Sonra ailesi gelince çocuk odasına geçip sohbetin geri kalan kısmını orada tamamlamak istemişti. Bir süre [...]
30 Eylül 2011
Ülkelerin yemek kültürlerini belirleyen en yegâne temellerden biri insanlarının inanış biçimidir. Daha ziyade baskın olan dinin etkileridir. Dinin hayatın ayrılmaz bir parçası ve dokunulmayan bir çizgisi olduğunu düşünürsek, bunun beşeri ve sosyal hayatı etkilememiş olmasını bekleyemeyiz. Hint mutfağının temeline inmek için kültürüne, kültürüne inmek içinde dinine yani hinduizme inmek gerekir. Hinduizm klasik anlamda dünyanın en [...]
28 Eylül 2011
Geçmiş bir saplantıdır, sapkınlıktır. Ruhunuzun size haykırışıdır. Bu haykırışın sapıklığında onun yine sizin tarafından iğdiş edilmesidir. Dışarıya çıktığınızda acaba ocağı kapattımmıdır. Aslında o ocak hep kapalıdır ama o lanet olası beyniniz onun kapalı olduğunu görmeden rahat etmeyecektir… Geçmiş bir çılgınlıktır… İçilmiş ama çalkalanmamış bir ayranın dibinde kalan yoğurttur. Onun bir zamanlar yoğurt olduğunu hatırlamamızı ister. [...]
25 Eylül 2011
Balon olsam en şişirilmişinden, kırmızı mı kırmızı, tombul bir balon. Görenler patlamak üzere olduğumu zannetseler ama bilmeseler aslında o kadar tombulken mutlu olduğumu. Beneklerim de olsa; siyah, düzgün yuvarlak benekler. Üstümde,altımda, yanımda her yerimde olsa. Dokunabilsem keşke onlara sivilcesiyle oynayan ergen kız çocuklarına özendiğim gibi. Ama sivilcelerim de olsa ayrıca. Hiç kokulu balon duydunuz mu? [...]
24 Eylül 2011
Avlanamayan bir karabatak… Dışarıdan bakıldığında çok gülünç değil mi? Gülünç mülünç evet ama biriniz de çıkıp bu adam niye avlanamıyor bir derdi mi var acaba -illa ki vardır – diye sormadınız. Sorsaydınız bilirdiniz ki ben karabatak olmaktan artık çok sıkıldım. Öylesine sıkıldım ki artık böyle boş beleş tehlikeler içinde yüzüp bir cengâver avcı gelse de [...]