24 Ekim 2011
İstanbul’da özgür olmak için orada yaşamak gerekmez. Yaşadığınızı hissetmelisiniz. İstanbul’da özgür olmak için gezip tozmak gerekmez. Hissederek yol almalısınız. İstanbulda özgür olmak demek; kıtaları geçmek demektir. Şehrin kalabalıklığı, egzoz dumanları ve gürültü kirliliği ile beş duyumuza vurduğumuz prangalar, denizin üzerinde akıp giden o demir kutuda, iki kıtanın tam da arasında zincirlerini kırarak ruhunuzu özgür bırakır. [...]
22 Ekim 2011
Bazen AN’a doğru yollar gidersin Zaman geçer, fark etmezsin O AN’a doğru giderken AN’ı kaçırırsın Fark ettiğinde AN o AN’dır. 23.07.2011
21 Ekim 2011
İnsan totem hayvanı ile ortak ruh ve yaşama sahip olduğu için insanlarla hayvanlar ayrılmaz bir bütün oluştururlar. Var olan her şeyin kendinden ayrı bir hayatı vardır. İşte bu dış ruhun (Doğa ile olan ilişkinin) yok olması insanın ölümünü de beraberinde getirir. Bu gizemli gibi görünen bağ insan ile doğa arasındaki ayrılmaz bütünlüğün, sınırsız uyum ve [...]
19 Ekim 2011
Yine, yeniden sevgilimi kaybetmekten…Gece can çekişiyordu… Karnından kılıç darbeleri almıştı, hem de üç yerinden, üç hayati organından yara almıştı; polaris, vibro ve alruccabah. Karanlığından damlayan kanlar fışkırıyordu ve yatağıma akıyordu hiç durmadan. Başka kokularda vardı ve gecenin kanlarının yanına sokuluyordu bu kokular. Şirret bir fahişe edasıyla baştan çıkarıyordu gecenin kokusunu. Dayanamıyordum onların sevişmelerine. Bir tek [...]
19 Ekim 2011
Yerli tüm doğa ile akraba olduğuna inanır. Bir yere ait olmak, yaratılan her şeye ait olmaktır. Yerlinin doğa ile olan ruhsal bağlılığı son derece güçlüdür. Yerli inancı bir ekoloji ve çevre koruma inancıdır. Doğayı tahrip etmekten kesinlikle kaçınır. Günümüz insanı ise akrabalığı insan bazında sınırlı görür ve algılar. Ruhsallık, tinsellik gibi kavramlar fiziksel olarak algılanan [...]
18 Ekim 2011
Çocuk ile kız neredeyse bir saat kadardır telefondaydılar. Konuşmaya başladıklarında çocuğun anne ile babası daha eve gelmemişti. Genelde gezmeyi çok seven bir çifttiler. Onların çift kişilik yatağının üzerine çıkmış yayıla yayıla, hatta yuvarlanarak, kızla gevşekçe ve eğlenceli bir sohbet yapmışlardı. Sonra ailesi gelince çocuk odasına geçip sohbetin geri kalan kısmını orada tamamlamak istemişti. Bir süre [...]
16 Ekim 2011
Yerli toplumların dünyaları bizim algılayışımıza ters gibi görünen karmaşık ritüeller, anlaşılması zor kavramlarla dolu gibi gözükse de bu ‘ayırıcı’ bakış aslında birbirimizden ‘insan‘ bazında ayrı olmadığımız gerçeğine ters düşer. Sırf bu nedenle anlayışımızın ötesine uzanan bu gizemli ve büyülü dünya; insan doğasının, evrenin doğasının ve doğal yasaların buluştuğu mecra olarak bize kaynağını akıtabilir. Yeter ki [...]
16 Ekim 2011
Sabah erkenden kalkıp merkez otogara gidiyorum… Akşehir otobüsünü bulup biniyorum… Otobüste fazla insan yok… İki saat tıngır mıngır gidiyoruz… Yolculuk sırasında şoförden Konya’ya dönüş saatlerini de öğreniyorum… Akşehir’e varınca boş boş sokaklarda dolanıyorum bir süre… Hava iyiden iyiye soğuk… Üstüm kalın ama hafiften üşüyorum… Mahalle aralarında dolaşırken sokakta oynayan çocuklara takılıyor gözlerim… Onları seyrettiğimi gören [...]
16 Ekim 2011
Mahallenin bütün çocukları ellerinde uçurtmalarıyla tepeye doğru koşuyorlardı. Hepsinin yüzünde kendi emekleriyle yaptıkları uçurtmaları bir an önce gökyüzüne salmanın hevesi vardı. Çocuklar birbirlerine yardım ediyor, uçurtmaları sırayla yerden yükseltiyorlardı. Az bir zaman sonra herkes rengârenk kuyruklu uçurtmaların gökyüzündeki dansını seyre dalmıştı. Aradan yıllar geçse de bu seyir, oğluyla ilk kez uçurtma yapan Mustafa Bey’in gözlerini [...]
13 Ekim 2011
Konya sokaklarında uzun uzun yürüyorum… Bu arada bilmeden merkezi bir yere gelmiş olmalıyım ki etraf hediyelik eşya dükkânları, lokantalar ve otellerle süslenmeye başladı… Birden karnımın acıktığını fark edip gözüme kestirdiğim bir lokantaya giriyorum… Bu yörenin meşhur etli ekmeği ve yanında ayranını söylüyorum… Garson da aynen ‘şoför – dede’ gibi konuşkan çıkıyor… “Abla” diyor “sana etli [...]
11 Ekim 2011
İnsanoğlu gün geçtikçe çoğalırken, yaşam alanını yapılandırma çizgisi doğal kaynakları yok etme pahasına da olsa yanlış bir yönde ilerlemeye devam ediyor! Geri dönüşümü mümkün olmayan hatalar var! Nüfusun çoğalması daha fazla enerji ihtiyacını gündeme getirdi. Kapitalist düzen her şeyi salt para kazanmak için ‘bir araç’ olarak görüyor. Hal böyle olunca da doğal kaynaklar hem yanlış [...]
09 Ekim 2011
‘Ürkek, hassas, beyaz kuğu ve güzel. Neden mi güzel? Çünkü tabiatında ne varsa ortaya koyduğu tam da o kadardır, ne eksik ne fazla. Bu onun gücüdür zira. Bir insan bir kuğu olabilir mi? Olduğunu varsayalım. Ürkek, hassas, güzel. Buraya kadar tamam. Bir insanda bu melekeler olabilir. Muhtemelen böyle bir insanda etkileşimlerden kaynaklanan yan aksaklıklar olma [...]
09 Ekim 2011
Ülkemizde ve dünyada gençlik ayakta. Güçleri yettiğince seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Yönetenler ‘Sağır Sultan.’ Öte yandan herkes geleceğini gençliğe bırakıyor. Böyle giderse, gençliğe bırakılacak, gelecek yalanlardan ibaret olacak. Yarın onlar da kendilerinden sonra geleceklere yalan söylemek zorunda kalacak. Başka seçenekleri olamaz, çünkü yalanı öğreniyorlar, eğitimle, gerekirse de zorla. Hele bir ‘Yalan’ demeye kalksınlar, atılıyorlar içeri, gidiyor [...]
09 Ekim 2011
Bundan dört – beş sene önce kişisel gelişim konularına ilgi duymaya başladım. Çeşitli kitaplar okudum, arkasından da kurslara gittim. Bir süre yoga yaptım. Ömer Hayyam’ın, Yunus Emre’nin, Karacaoğlan’ın dizeleriyle iç içe oldum. Ama en çok Hz. Mevlana’nın satırları beni etkiledi. Beni içine çekti… Geçen aralık ayında içimi kaplayan Konya’ya gitmeliyim, Şeb – i Arus (Düğün [...]
03 Ekim 2011
Korkuyorsan kal orada Ellerini bile uzatma! Tutma ellerimi Korkuyorsan kal orada Bir adım bile atma! Gelme bu yana Korkuyorsan kal orada Konuşma! Duymayayım sesini Korkuyorsan kal orada Gözlerini bile açma! Değmesin gözlerin gözlerime Korkuyorsan kal orada Cesaret ister yaşamak Cesaretin yoksa Nefes bile alma 24.10.2010, İstanbul