19 Kasım 2011
Yusuf El – Fahri bu alemi ve içindekileri terk edip Kuzey Lübnan’daki Qadisha Vadisi’nin yamacında yalnız başına kurulu olan hücrede suskun, zahidçe, bir başına yaşamak için gittiğinde otuz yaşındaydı. Komşu köylerin sakinleri onun durumu hakkında anlaşmazlığa düşmüştüler. Bense ruhların içinde gizlenmiş, sanıların ortaya çıkaramayacağı ve tahminde bulunmanın ifşa edemeyeceği sırların bulunduğunu bildiğim için ne öyle [...]
16 Kasım 2011
Yerli ‘kafadan kafaya, kalpten kalbe’ konuşur. Birbirlerini hisseder ve sözcüklere gerek kalmadan birbirlerini anlayabilirler. Kimsenin bir diğerinden saklayacağı bir şey yoktur. Topluluk tek bir vücut gibi hareket eder. Sözler ve hareketler kaynaşmıştır. Ayrılık, aykırılık, uyumsuzluk gibi ruh halleri yoktur. Değişime uğramış olanlar; birbirleriyle sözler aracılığı ile konuşur. Söylediklerini uygulamadıkları, davranışlarına sözlerinin uymadığı görülür. İçerde başka [...]
10 Kasım 2011
‘Ne de olsa hepimiz kendi rüya görmemizi yaşıyoruz’ Ateş yerli için kutsaldır. Yemek, korunmak, ısınmak, yaşamak için ateşten faydalanılır. Ona saygı gösterilir. Uluorta yakmak ya da söndürmek doğru değildir. Ateşin yakılması ve söndürülmesi törenseldir. Ateşin ruhu ve ondan alınan etki bilinir. Ateş onları korur onlar da ateşi kutsal kabul eder. Günümüz insanı ateş denince cehennemi [...]
30 Ekim 2011
‘Avustralya yerlileri genellikle Aborjin olarak anılır. Bu Latincede bir yerin asıl sahibi, ‘ilk orjin’ veya ‘yerli’ anlamına gelen ve beyazların yakıştırdığı bir sözcüktür. Oysa tüm kıtaya uyarlanacak insan veya halk anlamına gelen hiçbir yerli sözcüğü yoktur. Onlar kendilerini, yörelerine ve ait oldukları topluluklara özgü farklı isimlerle anarlar. En az kırk bin yıldır bu kıtada yaşayan [...]
28 Ekim 2011
Yerliye göre tüm hastalıkların nedeni, hayret verecek derecede aynıdır. İlginç olan tüm hastalıkların tedavisi de aşağı yukarı aynıdır. Hasta olmak insanın kendi ayıbı kendi suçudur. Çünkü bedenine onu hastalıklardan koruyacak öyle mükemmel bir bağışıklık sistemi yerleştirilmiştir ki bu mekanizmayı tahrip etmek için ‘uğraşmak’ gerekir. Bütün hastalıklardan kurtulmak mümkündür. İnsanın bundan yararlanmayıp kendini tedavi etmemesi ya [...]
24 Ekim 2011
‘Kabulün bana kazandırdığı şey, görüşümü genişletmiş olmasaydı, kültürümüzü takdir etme ve onu anlama görüşünü kazanamayacaktım. Bana kim olduğum hakkında esin verdi. Nereden gelmiş olduğum ve nereye gittiğim hakkında…’ Bir Aborjin Yerlisi – Çocukluktan yetişkinliğe geçmek demek olan erginlenme ritüelleri aday için korkunun denetlenmesi, açlığın denetlenmesi, acının denetlenmesi gibi hem fiziksel hem de ruhsal güçlendirici sınav [...]
21 Ekim 2011
İnsan totem hayvanı ile ortak ruh ve yaşama sahip olduğu için insanlarla hayvanlar ayrılmaz bir bütün oluştururlar. Var olan her şeyin kendinden ayrı bir hayatı vardır. İşte bu dış ruhun (Doğa ile olan ilişkinin) yok olması insanın ölümünü de beraberinde getirir. Bu gizemli gibi görünen bağ insan ile doğa arasındaki ayrılmaz bütünlüğün, sınırsız uyum ve [...]
19 Ekim 2011
Yerli tüm doğa ile akraba olduğuna inanır. Bir yere ait olmak, yaratılan her şeye ait olmaktır. Yerlinin doğa ile olan ruhsal bağlılığı son derece güçlüdür. Yerli inancı bir ekoloji ve çevre koruma inancıdır. Doğayı tahrip etmekten kesinlikle kaçınır. Günümüz insanı ise akrabalığı insan bazında sınırlı görür ve algılar. Ruhsallık, tinsellik gibi kavramlar fiziksel olarak algılanan [...]
16 Ekim 2011
Yerli toplumların dünyaları bizim algılayışımıza ters gibi görünen karmaşık ritüeller, anlaşılması zor kavramlarla dolu gibi gözükse de bu ‘ayırıcı’ bakış aslında birbirimizden ‘insan‘ bazında ayrı olmadığımız gerçeğine ters düşer. Sırf bu nedenle anlayışımızın ötesine uzanan bu gizemli ve büyülü dünya; insan doğasının, evrenin doğasının ve doğal yasaların buluştuğu mecra olarak bize kaynağını akıtabilir. Yeter ki [...]
11 Ekim 2011
İnsanoğlu gün geçtikçe çoğalırken, yaşam alanını yapılandırma çizgisi doğal kaynakları yok etme pahasına da olsa yanlış bir yönde ilerlemeye devam ediyor! Geri dönüşümü mümkün olmayan hatalar var! Nüfusun çoğalması daha fazla enerji ihtiyacını gündeme getirdi. Kapitalist düzen her şeyi salt para kazanmak için ‘bir araç’ olarak görüyor. Hal böyle olunca da doğal kaynaklar hem yanlış [...]
09 Ekim 2011
‘Ürkek, hassas, beyaz kuğu ve güzel. Neden mi güzel? Çünkü tabiatında ne varsa ortaya koyduğu tam da o kadardır, ne eksik ne fazla. Bu onun gücüdür zira. Bir insan bir kuğu olabilir mi? Olduğunu varsayalım. Ürkek, hassas, güzel. Buraya kadar tamam. Bir insanda bu melekeler olabilir. Muhtemelen böyle bir insanda etkileşimlerden kaynaklanan yan aksaklıklar olma [...]
17 Eylül 2011
Onu yanlış bir yere bağlamış olduğum günden bir ay sonrası… Geçirdiği kaza sonucu ayağı kangrene döndü. Veteriner uyutulmasının onun için en iyi yol olduğunu söylediğinde hayatını elinden alıp alma kararının bana ait olmadığını düşündüm o an… Ve dönüp yüzüne baktım ve sordum ona. Cevabı ‘evet’ ise üç kere başını öne eğmesini istedim. Değerli Eşek Zülfikar, [...]
08 Eylül 2011
Arabayla toprak bir yolda seyrediyoruz. Dağ yolunda bir köy yerleşimine yakın bir yerde küçük bir tepelik dikkatimizi çekiyor. Etrafı tel örgüyle çevrilmiş, tel örgünün içinde onlarca keçi. Kimi kül rengi, kimi siyah, kimi yaşlı, kimi çocuk daha. Biz oradan toz kaldırarak geçip giderken onların dikkatini çekmiş olmalıyız ki içlerinden en yaşlı olanı dikkatimi çekti. Anlık [...]
15 Ağustos 2011
“Biz hüznün çocuklarıyız, siz sevinçlerin! Biz sizleri görürüz çünkü sizler karanlık bir ışıkta durmaktasınız. Sizler bizi göremezsiniz çünkü biz ışıklı bir karanlıktayız.” Böyle demiş Cibran… Karanlık, ışık. Her insan konuşur, anlamaya çalışır bunu. Yorum yapar, düşünür üzerine. Kelimenin manasının neresine değer, neresine dokunur, ne kadar dokunur bakışlar bilinmez! Bilmek ve hissetmenin buluştuğu bir mecrada yaşar [...]
01 Ağustos 2011
Puki ormanda yürüyüşüne devam ederken günlerden bir gün içinde ağaç, çiçek, böcek olmayan bir yer gördü ve birden otların bitmesine bir anlam veremeden yürümeye devam etti. Sıcaktı, topraktan daha sıcaktı. Ağır adımlarla ilerliyor, arada bir durup etrafı kolaçan ediyordu. Birden duyduğu bir sese kulak kesildi. Kocaman hızla ona doğru gelen bu devasa şey dibinde durdu. [...]