23 Temmuz 2011
Yaşamış olan ne varsa, yaşanmış olan ve hali hazırda yaşamakta olan her canlı yeryüzüne kendi bilgisini bırakır. Kişisel ilişkilerden eşya ile olan ilişkilere kadar ruh, yaşanılan coğrafya, oturulan mekânlar hatta üzerinde yürünülen taşlar bu izleri kayıt altına alır. İnsanoğlu tarihsel izdüşümüne bakmayı unuttuğu günden bu yana tarihin tekrar ve tekrar etmesinin en önemli nedenidir bu! [...]
21 Temmuz 2011
‘Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam olurken bomboş gökyüzünde uçar Çelik Atmaca…’ İki ejderha dövüşmeye başladı gökte. İnsanlar telaşla bir oraya bir buraya koşuştururken “neden?” dediler “neden iki ejderha birbiriyle kıyasıya dövüşüyor. Üzerimize çöken bu talihsizlik neden?” İnsan toprağı ve denizi seçerken özgürlük isteyen ejderha rüzgâr ve ateşi seçti. Yer deniz öyküleri bundan sonra ortaya çıktı. [...]
19 Nisan 2011
Anadolu’yu boydan boya alınlarının teriyle, bacaklarının gücüyle, hayvanlarıyla, insanlarıyla birlikte yürüyerek geçen, göçer yaşam kültürünün son insanları; Sarıkeçili Yörükleri köklerimizdir. Göç yolları üzerinde taşıdıkları şey yalnızca hayvanları, insanları, çadırları değil kültürleridir de… Pervin Çoban Savran geleneksel yaşam biçimlerini ve köklerini geçmişten bugüne taşıdığının bilinciyle hareket eden, duyarlı, vatanını, toprağını seven, koruyan, doğaya saygılı kadim bilgileri [...]
14 Nisan 2011
Büyük Atatürk’ün Anadolu topraklarını, üzerinde yaşayan insanlara armağan ettiği gün çok değil bundan 87 yıl önceydi. O zamandan bu zamana çok şey söylendi, çok şey yapıldı ve Atatürk’ün Büyük Nutku’nda altını çizerek dile getirdiği gibi bugün Anadolu toprakları içerden tehlike altında bulunmaktadır. Ormanların, dağların, her şeyin yaşam kaynağı olan suyun, tohumların tehlike altında olduğu gündür [...]
22 Mart 2011
Bir zamanlar bu soruyu Kafka sormuş. Yorgunluktan mı yetmezlikten mi bilinmez ama son zamanlarda ben de bu soruya cevap arar oldum! Her yeni gün yeni bir karşılama ile gelse güzel olurdu ama bir süre sonra dünyanın iki yönlü doğası her şeyin ikili doğasına yenilerek kendini durağanlığa terk ediyor. Bu iki yönden çıkan çok yönlülükse bir [...]
18 Mart 2011
Okyanusun masmavi koyu karanlığının içinde özgürce yüzdükleri söylenebilir mi? Uzundur sahillere intihar etmek niyeti ve kararlılığıyla kendilerini atmalarından sonra artık özgürce yüzdüklerini düşünemiyorum! Bunu duyduğum ilk seferde neden demiştim kendi kendime, nasıl olur, neden yüzlercesi hep birden ölmek ister? Ortak bir kararmış gibi! Sonra sonra bir kitapta buldum cevabını. Dünya birbirinden ayrıymış gibi duran bu [...]
07 Şubat 2011
‘Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve “Sen bu dünyanın en bilge kişisisin. Sen hayata dair her şeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki, bütün kapıları açmamı sağlasın” der. Bilge Platon’a döner ve “Ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin?” diye [...]
26 Ocak 2011
Depresyon… Yaşamımız süresince uğradığımız istasyon. Uğramayı düşünmeden, hiç istemeden girdiğimiz, nasıl ve ne zaman ayrılacağımızı bilmediğimiz o yer… Korkunç ve ürpertici bir hüzünle beraber, yalnızlığı hiçbir şeyin paylaşamadığı bir ruh hali, kendimizi artık patlama noktasına gelmiş bir yanardağ gibi ortaya çıkacak olandan korumaya aldığımız kalkan… Depresyona neden olan çoğu zaman toplum içinde olmak zorunda olduklarımızla [...]
23 Ocak 2011
“… Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar… Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük [...]
22 Ocak 2011
Sallana sallana çölün içinden kıvrılarak akan eski ve süslü bir Pakistan otobüsünde tanıdım onu. Polis kontrol noktasında indirildiğimizde iki yabancı vardı odada. Biri ben biri de Özgür… Bir karşılaşma; öngörülemeyen ve bilinmeyende. Şöyle bir süzdüm onu; uzun örülü sakalları, tepesinde topladığı topuz saçlarıyla sevimli sevimli gülüyordu. Hindistan’da yaşadığını öğrendim. Ara ara Pakistan ve İran karayolunu [...]
20 Ocak 2011
Sevgili arkadaşım Barış; bundan iki yıl önce kendi ifadesi ile sürünmekte olduğu Türkiye’de ki hayatına Hollanda’da devam etme kararı aldı. Öncesinde yazları rafting rehberliği yapıyor, safari rehberliği yapıyor, kışları ise kazanıp biriktirdiği paralarla yurtdışına çıkıyordu. Endonezyalı kız arkadaşı ile birlikte bir 10 günlüğüne ‘sevgili ülkem’ diye koşarak geldi. Barış’la Kaş’a doğru giderken yolda o güzelim [...]
18 Ocak 2011
Everest ‘karın evi’ demek… Dünyanın en yüksek dağı; 8.884 metre ile dünyanın çatısı; ‘kutsal ve tehlikeli…’ Nepal’de ona ‘Sagarmatha’ derler ve bu adın onun enerjisini taşıdığına inanılır. Doğrusu da budur. Bu dağın batıdaki adı Everest, doğudaki adı da sonsuza dek Sagarmatha’dır. Büyülü çekiciliği ile aynı zamanda da ‘Tanrıların Evi’dir; insanların yaşayamayacağı ölümcül bir yer… ‘Ccomalumba’ [...]
16 Ocak 2011
‘Yeniden doğmak… Ve yol zordur. Apaçi, yüce yasalara sadık kalırsan ruh bedenini güçlendireceğine inanır. Tekerlek’e ulaştığın her sefer… Yani dünyada maddi bir bedene tekrar girdiğin zaman bu yüce yasaları maddi dünyanın bağlı olduğu aşağı yasalara karşı uygularsın. Böylece ruh bedenin daha da güçlü olur. Ruh bedenini güçlendirirken daha yüksek yaylalara çıkarsın. En yüksekteki düzlük doğal [...]
14 Ocak 2011
Aynı korkuları, aynı beklentileri, aynı yaşam biçimlerini destekleyen… Ve bir şekilde içimizdeki o sesin yükselmeye imkân bulduğu ve bizi kendi yaşam yolumuza çağırdığı gerçeğini fark ettiğimizde başlayan dönüşüm… Şamanlar der ki; “zihniniz size ait değildir.” Sürekli kendi kendimizle konuştuğumuz ve bu içsel konuşmayı sürdürdüğümüzü hatırlarsak eğer bir an bile bu konuşmayı kesemediğimizi. Bu tam da [...]
12 Ocak 2011
Şamanlar aynı zamanda insan olmaktan büyücü olmaya giden o gözle görülemeyen ama dönüşülmesi mümkün olan ancak aklımızla algılayabileceğimiz şekilde anlamamıza imkân vermeyen o yolda yürürler; sonsuzluğa doğru… Şaman büyücüler kara büyücü ve beyaz büyücü olarak ikiye ayrılır. Kara büyücüler yeraltını, beyaz büyücüler de göksel olanı sembolize eder. Bu sözlerin kısır ve yeteri kadar derinlikten yoksun [...]