Cehalet Mutluluktur!

12 Aralık of 2010 by

Bir bilgeye sormuşlar; ‘şu yeryüzündeki en mutlu insan kim?’ diye, ’dağdaki çoban’ demiş. Sebebini arzuhal etmişler; ’çok fazla düşünecek şeyi olmadığından, basit, yalın ve sade bir yaşamı olduğundan’ cevabını vermiş…

Bilmem ki. Düşünecek çok fazla şey olmadığında, kendi zamanımızı yaşayabildiğimizde; ister çalışarak, ister dinlenerek, ister eğlenerek… Sanki huzur yerleşiverirmiş gibi geliyor insanoğlunun kalbine…

Öyleyse ne? Kedinin kuyruğunu yakalamaya çalıştığı gibi mutluluk ta onu aradıkça bizden uzaklaşmakta mı? Günümüzde mutlu olmak bir şeylere endeksli olduğundan herhalde onu bulmak için gereksindiğimiz bir sürü şey sıralayabiliriz. Onun aslında ihtiyaçlardan beslenmediğini, kafa ve kalp dinginliğinden beslendiğini unutarak…

Hepimiz dağdaki çoban değiliz. Ne var ki onun da dertleri olur olmasına da her birimizin yükü diğerine hafif gözükür. Cehalet mutluluk mudur? Ben derim ki; ‘olabilir, niye olmasın ki.’ Zira her bilinç düzeyinin mutluluğu farklıdır. Her birimizin yüzdüğü sular birbirinin aynı değil ki. Dolayısıyla onun mutluluğu mutluluk, hüznü de hüzündür. Bir farkla…

Bu fark ki adamın kuyruğunu köşeye sıkıştıran, ‘ bilmek lanetlenmektir’ sözünde söylenmek istenen anlamın dehşetidir. Her birimiz bildiğimiz şeyden sorumluyuz. Çoban da bildiklerinden sorumludur ama bildikleri onun hayatını darmadağın etmez, yaşamı yapabileceği ve yaparken de zorlanmayacağı şeylerden oluşur.

Bilmek lanetlenmektir. Çünkü bilmiyormuş gibi yapamaz, öyle davranamazsınız. Hele bir deneyin. İçinizin nasıl bir sıkıntıyla dolduğunu ve kendinize vereceğiniz hesabın bir başkasına vereceğinizden çok daha ağır olduğunu göreceksiniz. Hatta en ağırı olduğunu…

Cehalet mutluluk olabilir. Ancak sürekli evrilen bir doğamız olmasından elbette onun da bir noktada mutluluktan mutsuzluğa dönüşeceği gerçeği de yadsınamaz. Yaşam değişimdir ve şeyler birbiriyle kendi zamanı geldiğinde yer değiştirir. Bilgi bir denizse bizler de ona dökülen nehir, ırmak, dereleriz. Er ya da geç lanetlenecek ve bildiğimiz şeyin sorumluluğuyla yaşamaktan başka seçeneğimizin olmayacağı bir noktaya geleceğiz. İnsan olarak bu bizim yazgımızdır. Ne de olsa mutluluk insanın kendisini tembel bir rahatlığa terk etmesi demek değildir. Onun adı olsa olsa tembellik olabilir. İnsanın bilgiye giderken karnına ağrılar girmesi, öğrenme arzusuyla dolu olması (bu içinde bulunduğu güvenli şartları darmadağın etse bile) bildikçe genişlemesi anlayışının, varlığının ve yazgısının…

İşte bunun önüne geçilemez. Sizce?

Olympos, Şubat 2009

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Yol

Next:

Konuşmayı Bilmek

You may also like

Post a new comment