Chitwan

17 Ağustos of 2011 by

10.08.2011

“Sesin gönlümüzün sesine, gönlümüzün huyuna uysun. Gece, gündüz neşelensin, söyledikçe söylesin… Sesin yorulunca, biz de yoruluruz, hasta oluruz. Sesin, kamış gibi şekerler çiğnesin, ballar yesin. Bir kurnazlık ederek sarhoş gibi kendimi oraya atayım, atayım da bakayım, O cihanın canı orada mıdır? Ya maksadına erişeyim, o yurda ayak basayım yahut da gönlüm gibi, başımı da, vereyim elden çıkarayım, gitsin.”

Gece yüreğime çalınan bu sözler bir dosta aitti. Huzurunu, sıcağını yaren bildiğim bir dost. Güne de onunla başladım. Her şey ilk gözlerini açtığında hissettiğinle ilgili aslında. Bu gün ben hissettim. Hissettiğim içinde görebildim.

Özgür filleri hepimiz severiz, iri cüsseleri ve hortumlarıyla aslında ne kadar da narin görünürler. Birbirlerine dokunuşları, bakışları bir insan parçasını taşıyormuş hissi verir. Bende seviyorum. Ama üzerindeki 4 – 5 tane turisti sırf gezdirsin diye bir filin kafasına demirle vuran zihniyeti kabul edemiyorum. Bu bir evcilleştirme yöntemi mi?

Zamanla görüyorum ki bu fil sürme işi babadan oğla geçen bir meslek olmuş. Filler içinde öyle, insanlar içinde. Jenerasyonlarını beraberce geçiriyorlar. Fil o adamın her şeyi. Doğumundan ölümüne kadar beraberler; aynı yerde yatıp, aynı yerde kalkıp, beraberce yıkanıyorlar. Tamamıyla beraber yaşıyorlar. Fil bakıcısının evi bile filin bir hortum uzağında. İkisinin arasındaki bu ilişkiyi gözlemledikçe yüreğim el vermese de alışmaya çalışıyorum. Nedense mutlu gözüktüler gözüme. Ve onlar mutlu olduktan sonra gerisi hikâye.

Tarih boyunca gerek yük ve insan taşımacılığı, gerek savaşlarda ek kuvvet olarak filleri hep hayatımızda tuttuk. Bizim gözümüzde filler vahşi yaşama ait değiller ve kolayca evcilleştirilebilirler. Gerektiğinde zincire vurulup,  gelen insanları eğlendirmesi için bir iki numara öğretilip, fotoğraflara poz vermesi sağlanarak üzerinden para kazanılır. Bebek filler iki ayağından zincirlenerek hareket etmesi bile engellenir ki yaramazlık yapmasın. Evet, tüm bunların kabul edilmesi zor biliyorum ama burada öylesine normal olmuş ki bu durumlar. Öyle 3 – 5 yıldır olan bir şeyde değil. Yüzlerce yıldır sürüp giden bir olay. Sokaklarda araçlardan çok, tek sıra halinde sanki trafikte akan arabalar gibi onlarca fil var. Yanınızdan geçişi bile ürkütücü ama bir yandan da heyecan verici. Üzüntülü, mutlu, korkutucu, kızgın, isyankâr, kafa karışıklığının ve duygu yükünün çok olduğu, fillerle geçen bir gün…

 

Previous:

Chitwan

Next:

Chitwan

You may also like

Post a new comment