Chitwan

16 Ağustos of 2011 by

09.08.2011

“Yüreğimin büklümleri hep birbirine yapışmaya çalışır, ben de yüreğimi açmak için büklümleri hep yeniden çekip koparmak zorunda kalırım.”

Chitwan’da tüm Nepal’de olduğu gibi yine her yerde kadınlar var. Bakkallarda kadınlar, tarlalarda pirinç toplamada kadınlar, sokaklarda meyve sebze satmada kadınlar hatta inşaatlarda hamal olarak bile kadınlar var. Güzel olan; kadınların sosyal yaşamın böylesine içinde olması. Buna karşıt olan ise daha çocuk yaşta olan kız çocuklarının bile inşaatlarda kilolarca ağırlıktaki tuğlaları yüzleri acı içinde taşıyor olması. Ülkenin fakirliği renk, dil, din, ırk, cinsiyet, yaş gözetmeksizin her işi herkesin yapması gerektiğini getirmiş. Bizim düşüncelerdeki ortak paydamız; özellikle şehir yaşamının dışına doğaya, daha yerel halkın yaşamını sürdürdüğü bölgelere geldikçe, insanların daha sıcak olduğu ve yüzlerindeki mutluluk çizgilerinin daha da belirginleştiği. Sonuç olarak sanayinin girmediği bu yeşil bölge Chitwan’da insanlar pekâlâ mutlular. Peki ya burada doğal ortamında olan hayvanlar?

Kapalı kapılar ardından, demir parmaklıkların ardına gizlenmiş hayvanları gördüğümde öylesine çok kızardım ki. Toplasak 10 metrekare yere sıkıştırılmış o hayvanların yaşam yerleri asla hayvanat bahçeleri değildi benim gözümde. Yaptığımız belki yaşam kurtarmak adına, soy kurtarmak adına belki, ama bana göre doğaya müdahale etmekten başka bir şey değil bu. Bazen bir türün soyunun tükenmesi onun yok olması değildir, (burada o hayvanın yine insanların yüzünden soylarının tükendiği gerçeğini göz önünde tutmakta fayda var) bazen türlerin yok olması başka türlerin oluşmasına imkân tanır. Bu doğa eliyle olmalıdır insan eliyle değil. Hep kabul edilemez buldum hepte bulacağım.

Burada Chitwan’da ise durum daha farklı. Kocaman bir ormana yayılmış içinde nehirleri ve düz bozkır alanları olan koruma altına alınmış ama müdahale edilmemiş bir milli park var. Elimizden geldiğince gezip çeşit çeşit hayvanı doğal yaşamında gözetlemek üzere buraya geldik zaten.

Kendimi bırakıyorum bol fotosentezli, yeşil havaya. Açık alanda, yakıcı güneş altında saatlerce geziyorum, nerede özgürlük diye. Vahşi yaşamda özgürlük aynı zamanda tehlikelidir. Biliyorum ki çizgi filmlerdeki gibi konuşan, sıcak, sevecen, arkadaşça, özgür kaplanları, filleri, gergedanları bulmayacağım. Beni aralarına alıp sohbet etmeyecekler. Bu his böyle bir şey değil, yinede görmek istiyorum o özgürlüğü.

Previous:

Kathmandu – Chitwan

Next:

Chitwan

You may also like

Post a new comment