Dalyanda Tekne Turu Yapılır

07 Temmuz of 2011 by

Dalyan bana göre mutlaka görülmesi gerekli bir yer. Doğası harika. İnsanları sıcacık. Yemekler çok güzel. Özellikle mavi yengeç yemeğiyle ünlü. Mavi yengeci yemek istiyorsanız lokantaya bir gün önceden sipariş vermek gerekiyor. Çabuk bozulduğu için sipariş olmazsa bulundurmuyorlarmış… 

Tanesi 7 – 8 TL civarında. Masaya oturunca garson sizin mavi yengeçler bunlar diyerek karton bir kutunun içinde yengeçleri masaya getirip gösteriyor. Bu gösteri kısmı bana hem komik geliyor hem de yengeçleri öyle görünce hafif bir pişmanlık duygusuyla yüzleşiyorum. Hayvanları yemesek mi diye düşünüyorum. Sonra onlar bu dünyaya bize hizmet etmek için geldiler bir parçaları benim içimde yaşayacak deyip teselli oluyorum ve mavi yengece teşekkür ediyorum. Pişirip müthiş bir sunumla masaya getiriyorlar ve tadları da inanılmaz güzel…

Dalyanda tekne turu ise en az bir kere yaşanması gerekli bir deneyim. Tekne turu için bir gün önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Turlar çok kalabalık. Her taraf tekne dolu… Önce binilecek tekneyi seçmek gerekiyor. Daha samimi ortamları tercih ettiğimden orta boy en fazla 20 kişilik bir tekne seçiyorum.

Ertesi gün biraz rüzgârlı. Ama tekneye binemeyecek kadar değil. Denize açılıyoruz. Yamaçlarda kral mezarlarını görerek seyrimize başlıyoruz. Arkasından derede yol almaya devam ediyoruz. Derenin genişliği kimi yerlerde iki metreye kadar düşerken kimi yerlerde hayli geniş. Kıvrıla kıvrıla gidiyoruz. Etraf sazlıklarla dolu.

Arkasından İztuzu Plajı’na varıyoruz. Burada kumlar altın sarısı ve yumuşacık. Deniz çok temiz. Kaplumbağalar her sene buraya gelip yumurtluyorlar ve yaşam savaşlarına burada başlıyorlarmış. Kaplumbağaların bölgesi koruma altında ve diğer taraflardan iplerle ayrılmış durumda. Yumuşacık kumların üzerinde keyifle yürüyorum…

Ardından kısa bir öğle yemeği molası veriliyor. Dere kenarında yemeklerimizi yerken ortamın keyfini çıkarıyoruz. Yemek yerken büyükçe boy bir kaplumbağa derenin ortasından bize bakıyor. Masada bulduğum bütün ekmekleri kaptığım gibi kaplumbağaya atıyorum. Fakat yemeden gidiveriyor.

Sonra çamuru meşhur bir yere götürüyorlar bizi. Çamuru sürmek çok faydalıymış. Bütün vücudunuza çamuru sürüp bir süre bekliyorsunuz. Sonra duşlarda iyice temizlenmek gerekiyor. Çamurdan hafif bir koku da geliyor ama kimse rahatsız olmuyor. Ben sadece kollarıma sürmekle yetiniyorum.

Sırada benim gibi tarihi kentleri sevenler için Caunus durağı var. Tarihi şehrin içinde dinlenen eşekler, etrafta dolanan keçiler geziyi daha da bir renkli kılıyor. Hele sütunları daha da detaylı gezeyim derken uzun ve kocaman bir yılan görüp kaçmam dillere destandır. Siyah yılan için zararsız dediler. Ama ben yıldırım gibi kaçışımı kolay kolay unutamam. Neyse tiyatrosu, pazarı, sütunları derken koca şehri bir çırpıda gezip tekneye doluşuveriyoruz…

Son durak Köyceğiz. İsteyenler oradan denize giriyor. Kurulanalım derken kaptan tekneyi çalıştırmaya başlıyor. Dönerken keyifle arkamıza yaslanıp manzaranın ve batan güneşin tadını çıkarıyoruz…

Sağlıcakla,

Yazı ve fotoğraflar: Anette Inselberg

Previous:

Kızılbük (Gabaklar): Tatilli Meditasyon

Next:

Kaş: Uyuyan Adam Kayası

You may also like

Post a new comment