Delhi

04 Eylül of 2011 by

27.08.2011

“Gam da ne oluyor ki, adını analım, onu, gönüle değil, toprağa ekelim, gam, bir bademdir fakat içsizdir. Gam bize uymaz, başını yere koymazsa, onun başını kıralım beynini çıkaralım.” 

Delhi’den çıkmadıkça, bu beton kentten kurtulmadıkça, üzerimdeki bu kasvetten kurtulamayacağımı anladım. Şurası için söyleyebileceğim tek şey; içtiğim ucuz, taptaze meyve sularından aldığım keyif ve bugün görmek istediğim Anna Hazare eylemi. İnsani olarak bakınca da, köylerde yaşayan Hintlilerle burada yaşayan Hintliler arasında dağlar kadar fark var. Yürüyen Rupi – Hindistan’ın para birimi – olduğunuzu size hissettirmelerinde açıkçası üstlerine yok.

Anna Hazare destekçileri her yerdeler. Her gün sokaklarda, yollarda, araçlarda ‘inkılâp, inkılâp’ seslerini duyuyoruz. Çoğu mekân, ev bayraklarla donatılmış durumda. Katlanarak artan bir eylem havası Delhi’yi, hatta tüm Hindistan’ı kaplamış durumda. Hindistan’da 1947’de yaşanan bağımsızlıktan sonra meydana gelen en büyük toplumsal olay bu. Öğrendik ki Hindistan’ın yeni Gandhi’si Anna, Ramilia, Maidan Meydanı’ndaymış. Bu da demek oluyor ki bize sadece yarım saat uzaklıkta. Bu olayı fotoğraf karelerimizde ve kameralarımızda ölümsüzleştirmek için sabırsızlanıyoruz. Ayrıca hepimizin beraberce yapacağı son aktivite bu. Bugün ayrılık günü. Üç arkadaşımızı ülkemize gönderiyoruz.

Kaldığımız yerin çalışanı David koyu bir Annacı. Konuyu açtığımızda gözleri parlıyor. İlgilendiğimizi görünce çok seviniyor. Hemen küçük bir harita çizip elime tutuşturdu ve ‘gidin görün, destekleyin, çekin ve anlayın ‘ dedi. Yolda yakalarında Anna etiketleri gördüğümüz birilerine sora sora ilerlerken, tam yolumuzu şaşırdığımız bir noktada devreye Delhi sokaklarında dolaşan,  baştan aşağı bayraklar, boyalar ve stikerlarla donanmış bir ‘deli’ girdi. Tek kelime İngilizce bilmemesine rağmen işaretlerle nereye gitmek istediğimizi anlattım. Anladı da,  ‘gelin sizi götüreyim’ der gibi peşine takılmamızı işaret etti. Yol boyu Hintçe, anlamadığımızı bile bile hiç durmadan bir şeyler anlattı. Bende kendimi kasmadan ona sürekli Türkçe karşılık verdim. Zaten nasıl olsa birbirimizi anlamıyoruz. Takıldık gidiyoruz peşine ama sanki başka bir yere gidiyoruz hissi ağır basınca yoldakilere sormaya başladık. Yanlış yere gidiyorsunuz cevabı yinede beni yıldırmadı. Garip, bu adamın peşine takılmak onunla anlaşamamak hoşuma gitmişti. Etrafa bağırarak, hareketler yaparak, Anna destekçilere yumruklarımızı sıkarak ilerliyorduk. Sonunda bizi bir tapınağa soktu. İçerisi, Saduların, evsizlerin, meditasyon yapanların, yüzlerce kilometre uzaktan yürüyerek gelen yaşlıların kaldığı bir yermiş. Hepsini selamlayarak ve gülücükler alarak çatıya çıktık. Meğer bizim eleman, eylem alanını yukarıdan, kuş bakışı gören bir yere getirmiş bizi. Onbinlerin akın ettiği yeri buradan izlemek başka bir ayrıcalık oldu. Sonra orada yaşayan bir sürü kişi yanımıza geldi. Hindistan hakkında, Anna hakkında, yaşam, din, dil, ırk, nüfus her şey hakkında sohbet ettik. Tatlı sohbetlerimizi bir süre sonra yarıda kesmek zorunda kaldık çünkü zaman az ve Anna Hazare’yi görmemiz lazım.

Anna Hazare, bir aktivist. Hindistan’da 1947’den sonra meydana gelen korkutucu boyutlardaki yolsuzluğa karşı tek başına bir direniş başlatmış. Açlık grevi… Hükümet bir yasa tasarısı hazırlamayı bile kabul etmiş. Bunun üzerine Anna grevi bırakmış. Zaman geçince görmüş ki bu tasarı insanları oyalamaktan, ağızlarına sus payı vermekten öte bir şey değil. Eylemini sürdürmek istemiş. Bu seferde, eylemi yaptığı yerde 3 günden fazla duramaz gerekçesi ile tutuklanmış. Onbinlerce kişi sokağa dökülmüş ve Hükümet baskılara dayanamayıp onu bırakmak zorunda kalmış. Anna Hazare cezaevinden çıkmayı reddetmiş. Bunun üzerine kendisine Ramilia Maidan Meydanı verilmiş. Anna’da Hükümet’e gerçek bir tasarı hazırlamaları üzerine 15 gün süre vermiş. Yani son gün 30 Ağustos. Şimdi herkes Hindistan’da bu tarihi bekliyor. Otel görevlisi David Libya örneği vererek demişti; ‘çok büyük şeyler olabilir Hindistan’da.’ Bu arada Anna Hazare tamı tamına 74 yaşında.  Bu bile yarattığı kitlesel etkinin ötesinde, yapmak istediklerini görmeye, öğrenmeye değer. Fiziksel olarak ta, düşünsel olarak ta Mahatma Gandhi’ye çok yakın olduğu için, herkes bizim yeni Gandhi’miz diyor ona.

Eylem alanı hınca hınç insanla dolu. Çoluk çocuk, yaşlısı genci, kadını erkeği, herkes burada. Eğlenceye dönüşmüş. Müzikler, eğlenceler, sloganlar. İlk defa ortak bir bilinçte yaşamak isteyen Hintlileri gördüm. İlginç olan şeylerde var. Mesela dev çadırlar kurulmuş. İnsanlar buraya gelip yatabiliyorlar. Hatta evsizlerin kaldığı bir yere dönüşmüş. Aralıksız bir şekilde bedava su dağıtılıyor. Etraftaki boş yemek kaplarından da anladığımız üzere bedava yemekte dağıtılıyor. Hem bir eylem alanı, hem de bir yardım kampanyası olmuş. Anna Hazare gibi bir idealistten beklenebilecek doğru davranışta bu zaten. Çok etkileniyoruz. Etkilenişimiz, oradaki insanları da etkiliyor. Yanımıza geliyorlar. Destek verdiğimiz için teşekkür ediyorlar. Bizim için pozlar verip, düşüncelerini söylüyorlar. Ortak söylem şu; ‘Anne Hazare’nin sözleri çok güzel, o çok iyi bir insan, bizim için kendini feda ediyor.’  Mahatma Gandhi’de zamanında, insanlığın doğuştan sahip olduğu iki hakkı reddederek onları bir silaha dönüştürmüştü. Konuşmayı reddetmek ve yemeyi reddetmek…

Anna sahneye çıkıp sözlerini sarf ettiğinde kalabalık doruğa ulaşıyor. Onu görmek isteyen insanlar sahne önüne yığılıyorlar. Ezilmemek için arkalara geçip izliyoruz. Saatlerin nasıl geçtiği konusunda hiç fikrimiz yok. Dönüş hazırlıkları yapmak için dönmek zorundayız. Üzücü bir zaman dilimi kapımızda artık. En başta demiştim kendi kendime ‘kalabalık yolculuk yapmak zor olacak.’ Düşününce gerçekten iyi idare ettik. Uyumlu olduk. Saygılı olduk. Hatta bu kalabalıklığa alışmıştım bile. Ama söylediğim gibi, yolu şekillendiren bizler değiliz. Yol bizi şekillendiriyor. Ve yol şuan ayrılığı gerektiriyorsa elden hiçbir şey gelmez. Biliyorum ki herkes kendi için geldi, kendini bulmak, aramak, çabalamak, bir şeylerin yapılabileceğini göstermek için geldi. Ben kendi adıma yanımda olan arkadaşlarıma teşekkürü borç biliyorum. Her katkıları hayat boyu unutulmayacak anılara yol açtı. Onlara iyi yolculuklar diliyorum.

Previous:

Delhi

Next:

Delhi

You may also like

Post a new comment