Doğa ve Kültür Tutkunlarına Merhaba!

04 Aralık of 2010 by

Dünyada, Anadolu kadar ilginç, zengin ve gizemli bir kara parçasının olduğunu sanmıyorum. Mutlaka çok güzel yerler ve coğrafyalar vardır. Ancak hiç biri ne kültürel zenginlikleri ne de doğal zenginlikleri bakımından asla Anadolu ile kıyaslanamaz. Anadolu gönlü yüceliklerle dolu bir masal ülkesidir. Her köşesi ayrı bir güzellik, farklı bir kültür zenginliği ve engin coğrafyalar sunar.

Bütün bunlara rağmen Akdeniz dendiği zaman cümle âlem şöyle bir irkilir. Sanki Akdeniz ayrı bir kıta gibidir. Hele Batı Akdeniz’den ve Batı Toroslar’dan söz açılırsa duygular köpük köpük kabarır Akdeniz’in mavi derinliklerinde kaybolur gider. Batı Akdeniz antik çağdan günümüze kadar insanoğlunun fazlasıyla ilgisini çekmiş, her türlü zenginliğin ve bereketin sembolü haline gelmiştir. Antik çağın en görkemli uygarlıklarından birisi olan Likya Uygarlığı bu topraklarda yükselmiş, insanlığa sayısız zenginlikler kazandırmıştır.

Günümüzde bile arkeologlardan botanikçilere kadar birçok bilim insanının Likya Bölgesi’nde çalışma hayali vardır. Gerçekten de Likya, kültürel ve doğal zenginlikleriyle ve bin bir söylencesiyle sanki bir masal ülkesidir. Acaba bizler bu masal ülkesini yeteri kadar tanıyor muyuz? Tanıyorsak koruyabiliyor muyuz? Ne yazık ki bu sorulara olumlu yanıt vermemiz mümkün değildir. Günümüzde bile bereket ve bolluk sunan antik çağın Likya Ovaları’nı, antik kentlerini, hemen arkalarında duran Batı Toroslar’ı ve muhteşem ormanlarını bizim insanlarımız ne kadar tanıyordur? Kaçımız Phaselis Limanları’nda hayal kurduk ya da Olympos Çıralı sahillerinin ürkütücü sessizliğinde ıslık çaldık? Yanartaş’ta seyyar çaycıdan bir bardak çay içmenin keyfini kaç kişi çıkarmıştır? Adrasan’ın küçücük koyunda yaşanmış bir anısı olan veya ‘Kutsal burun’ Gelidonya’da insanı ürperten vahşi güzelliğin çığlığını duymuş kaç kişi vardır? Bu soruları Kekova’dan Kaş’a ve Kalkan’dan Fethiye’ye kadar uzatmak mümkündür.

Dünyanın en gizemli bölgelerinden biri olan Batı Akdeniz’in Turizm sektöründen tarım sektörüne kadar günümüzde de birçok sorunu olduğu bilinmektedir. Ben merhaba diyerek bir sayfa açtım. Güzellikleri paylaştığımız kadar sorunları da hep birlikte yüklenerek çözüm önerilerinde bulunmak her yurt severin borcudur. Bu sayfada dağarcığında söyleyecek sözü olan tüm dostlarımızın eleştiri ve öneri yazılarını heyecanla bekliyoruz.

Yüreği güzel, gönlü zengin insanlara tekrar merhaba! 

Yazı: Celal Güzelyürek, fotoğraf: İsmail Şahinbaş     

Previous:

Kelebekler Vadisi’nden Merhaba

Next:

Olympos’un, Benim Tarafımdan Keşfi (MS Mayıs 1993)

You may also like

Post a new comment