Dostun Cinsiyeti Olmamalı

06 Şubat of 2011 by

Soğuk bir hafta geçirdik, kış mevsimini iyice duyumsadık. Şimdiye dek TV haberlerinden dinliyor, Torosların ak duvağına uzaktan bakıyorduk. Bu ay elektrik faturası dudakları uçuklattı. Eh biraz olsun. Kışı sert geçen yerlerde yaşayanların halini anlayalım. Hava böyle sert olunca, sözlere ve yazılara da yansıyor.

Hıncal Uluç, geçen gün ölen, Defne Foster hakkında vermiş veriştirmiş. Bu yazılarıyla kendi yüreğinin ne denli buzlu, bir o kadar da yoksul ve kuru oluşunu sergilemiş. “Böyle bir insana öldü diye saygı duymamı kimse beklemesin. Su testisi suyolunda kırıldı” demiş. Beklemiyoruz, ama merak da ediyoruz. Defne, insanlık suçu mu işledi? Çocuklara tecavüz mü etti? Gençlere uyuşturucu mu pazarladı? Devletin kasasını mı soydu? Hangi yolsuzluğu yaptı da bu denli nefretinizi hak etti?

Öte yandan Akit Gazetesi yazarı Serdar Arseven de “Allah rahmet etmeyecektir. Tıksırıncaya dek için” gibi sözler saçmalamış. Allah’ın kendilerine ait olduğunu sanan zavallılar da bahaneyle insanlara gözdağı veriyor. ‘Bizim gibi yaşamazsanız, işte başınıza böyle işler gelir’ diye.

Her iki tarafa da şu sözü anımsatmak isterim. ‘Öfkelendiğiniz şeye dikkat edin, o sizde olandır.’ Yani aslında olamadığınız şey, yaşayamadığınız yaşam için öfkeleniyorsunuz.

Böylesi olaylara az tanık olmadık. Demokrasiden, paylaşımdan söz edenlerin, yeri gelince ne denli bencil ve çıkarcı olduklarını gördük, çok şaşırdık, ama artık şaşırmıyoruz. Bana göre insan öğrendiklerini, düşüncelerini davranışlarına, yani yaşamına yansıtamamışsa boşuna bol keseden atmamalı. Artık etkilenmiyor, inanmıyoruz. Ben kendi adıma Hıncal Uluç’un yazdıklarına şaşırmadım. Yazısında, Defne’yi yerden yere vururken, Kerem Altan’a ‘Kerata’ diyor. Biliyorsunuz ‘Kerata’ sözü sevgiyi, hayranlığı da içerir. Hıncal Uluç’a göre, Defne Foster, Kerem Altan’ın evinde kalınca kötü oluyor, ev sahibi Kerem ‘Kerata.’

Bu tür eril ağızlara alışığız. Namus, kadının omzuna yüklenir, çünkü ağırdır. Öte yandan namusun tarifini de eril sistem eder. Kendine göre evirir, çevirir, işine geldiği gibi kullanır.

Bunca ilerlemiş yaşlarına karşın, hangisi Defne Foster kadar kendini halka sevdirebildi dersiniz? Onlar ancak insanlara öfkelerini kusarak, dikkat çekebilir. Hani bir söz vardır ‘Geçmişi karanlık olanlar, hep temizlikten bahseder’ diye. İnsan en çok kendinde olmayandan söz edermiş.

Her insan gibi Defne Foster da eğlenmek, içmek istemiş olamaz mı? Sarhoş olunca, Kerem Altan’ın evinde kalakalmış olması onu namussuz mu yapar? İnsan canavar mı ki hemen saldırsın? Yoksa ‘İnsan herkesi kendi gibi sanır’ sözü mü devreye giriyor? Bana göre böylesi düşüncelerin sahipleri, aydın değil, aydınlatılmaya muhtaç kişiler. Umarım en kısa zamanda ışıktan nasiplerini alırlar.

‘Dostluk’ sözcüğünün anlamına bakacak olursak, orada cinsiyetinin olmadığını görürüz. Dostluk üzerine yazılmış şiirler, yazılarda da cinsiyetten bahsedildiğini hiç okumadım. İnsan, çoğu kez karşı cinsle daha güzel dostluklar kurabilir. Doyumsuz sohbetler edebilir. İşte o zaman anlarız ne kadar insan, ne kadar aydın olduğumuzu.

Programını hiç izleyemediğim Defne Foster rahat uyusun, o çok genç yaşında halkın yüreğine girebilmeyi başarmış. Ardından kendilerini mahallenin namus bekçisi sayanları da Allah ıslah

Previous:

Erkek Adalet Değil, Gerçek Adalet İstiyoruz

Next:

Sevgi Düşü

You may also like

Post a new comment