Dr. Chakra

16 Ocak of 2011 by

Ayaklarım yorulana kadar sokakları arşınlıyorum. Evlerin arasından, dar geçitlerden geçerek keşfettiğim avlularda yine sunak ve tapınaklar buluyorum. Bu daracık, etrafı iki, üç katlı evlerle dolu avlularda pişen yemek kokuları, konuşmalar avlularda çınlıyor, keşke dillerini anlasaydım diyorum.

Sokak aralarında herkesin ortak banyosu olan çeşme başlarında saçlarını yıkayan bayanlar, yarı çıplak sabunlanan yıkanan erkekler, gün bitmeden tamamlaması için çok işi olan annelerin sahip olduğu el çabukluğu ve telaşıyla çocuklarını paklayan bayanlar, taşlar üzerinde çamaşır döven kızlar, renk renk serilen sariler, kırsal bölgelerden göçle dolan şehrin kolay olmayan günlük yaşamını şehre döküyor, adeta taşıyor…

İki gün içinde monarşinin yıkılması, parlamenter sistemin kurulması için yapılan ayaklanmalar üzerine Kathmandu ve olay çıkan bir iki diğer şehirde birkaç günlüğüne akşam 21.00’den sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Her akşam Nepalliler, telaşla restoran ve barlardan herkesi çıkarıp kapanma saatinin geldiğini söylüyordu, turistler içkilerini yarım bırakmak istemeyerek nazlanıyor, ağırdan ağırdan mekanları terk ediyordu. Geceleri oldukça dolu olan sokaklar, bangır bangır canlı müzik yapan barların sesleri bir anda kesiliyor,  60’larda başlayan bugün bile dünyanın her yerinden gelen çoğunluğu orta yaşlı çiçekçi hippi turistlerin doldurduğu bu sokaklar birden alışık olmadıkları boşluğa dönüşüyor. Askerler sokaklarda nöbetteler. Otele dönmekte geç kalan bana ve bir-iki turiste kibarca hemen otelimize dönmemiz gerektiğini söylüyorlar. Çocuk gibi özür dileyip otelin yolunu tutuyorum.

Akşamları hafif serin, dışarıda oturmak mümkün. Kaldığım turistik Thamel’de otele yakın bahçe içinde yöresel müzik ve dans gösterisi yapan, tek tük turistin oturduğu bir restorantta, yanan açık bir şöminenin başında sebzeli körili tavuğumu yerken, devlet ve halk bu kadar içinden çıkılmaz bir meselenin içindeyken bile yaşamın çok normal devam edişini izliyorum. İnsanların yüzünde turistlere sunulan tebessümde bu sorunları hiç okunmuyor, aksine bu güler yüzlü esmer insanlar ülkede bulunan yabancılara teselli niyeti ile açıklamalar yapıyorlar. Sizin kılınıza bir şey olmaz gibi şeyler söylüyorlar. İçim rahat. Politik gerginlikten dolayı ülkeye giren turist sayısı düşmüş, halk bir çıkmaza girmiş olmanın verdiği endişeyle yine de bizim getirdiğimiz geliri nimetleri olarak bilmenin bilinciyle endişeleri olanlara destek oluyor. Samimiyetlerini alabiliyorum.

Merkezden uzak otelimi 2. günün sonunda bir dükkân sahibinden aldığım bir tavsiye ile değiştiriyorum. Çok da güzel dostluklar kurduğum Mandap Oteli’nde akşamları yanan şöminesinin başındaki yerli yabancı kişilerle sıcak sohbetlerim, işletmecisi sevgili Deepack’ın misafirperverliğiyle ve tüm ailesi ile kurduğum sıcak bağlar aklımda. Biliyorum bu bağ her zaman devam edecek.

Nepal’e gitmeden önce oraları gezmiş, bu ülke insanları ve toprakları üzerine kitaplar yazmış, gıyaben tanıdığım bir kişi tarafından bana yüklenen bir görev var. O tarihten 13 yıl önce ülkemizde Ankara’da hekimliği okumuş ve çalışmış olan Nepalli bir arkadaşına götüreceğim sürpriz irmik. Bu Nepalli bey, Türk tatlılarını çok severmiş. Kendilerine telefon ettiğimde eşinin mükemmel Türkçesiyle karşılaştım. Konuşmamızın ardından kaldığım otele beni ziyarete geldiler. Güler yüzlü Songra’nın üzerinde oldukça sade yeşil, tipik Hindu sari kıyafeti vardı. Ve gözlüklerin ardında boncuk boncuk bakan çok kibar, biraz da çekingen, siyah bir elbise giymiş Dr. Chakra…

Dünya tatlısı insanlar. Konuştukça daha iyi anlıyorum. Nezaketlerine ise hayran kaldım. Hiç kaybetmedikleri düzgün Türkçeleriyle ana dilimle sohbet ediyoruz. Getirdiğim 4 kg. irmik ve özlemle andıkları topraklardan selam getirme zahmetine katlandığım için defalarca teşekkür ettiler. Asıl bu bahaneyle onlarla tanışma fırsatı bulan ben de onlara teşekkür ediyordum. Otelin işletmecisi Deepack ise lobisinde oturan bu kişiyi ve eşini görünce çok şaşırmıştı. Meğer Dr. Chakra ülkenin en iyi ortopedisti ve kralın doktoru imiş.

Sokağa çıkma yasağı kalkana kadar süren sohbetimizde, ikinci vatanı saydıkları Türkiye’yi ne kadar özlediklerini dinliyorum. Ben de onlara kendi ülkelerinde gitmek istediğim yerleri söyleyince bana kendilerinin bile bu yerlere gitmemiş olduklarını buna karşın Türkiye’yi karış karış gezdiklerini gülerek anlattılar.  Bu güzel insanları daha sonraki yıl tekrar gittiğimde de görecektim. Her gidişimde de elim daha da dolu olarak göreceğim. Dr. Chakra baklava bekliyor…

Previous:

Kumari

Next:

Kathmandu’da Ölüm

You may also like

Post a new comment