Dünya Haritası

07 Nisan of 2011 by

Aralık 2008, Petra, Ürdün.

Petra’da kaldığım otelde etrafa şöyle bir göz gezdirirken bir dünya haritası ilişti gözüme. Haritaya baktım. Yavaş yavaş bulunduğum rotanın içine girdim. Kat ettiğim yol kocaman haritada minicik kalıyordu. Benim için büyük olmasına rağmen ki uzaklıklar bana pek bir şey ifade etmez.

Hiçbir yer gidemeyeceğim kadar uzak gelmedi bana. Öyle çok fazla uzaklara gitmişliğim de yoktur ancak kat ettiğim yol pek çok insana göre de ciddi uzak sayılabilecek bir yoldur. Haritaya bakmayı severim; baktığım zaman her şeyi olası görürüm. Tek önemli olan şey beni ateşleyecek olan gitme isteğinin gücüdür. Eğer bu istek içimde yanmaya başlamışsa oraya nasıl ulaşacağımın önemi yoktur; kendimi gideceğim yerde, o resmin içinde görürüm…

Haritaya bakmaya devam ediyorum. Gözüm kocaman harflerle Asia yazan kısma takılıyor. Asya beni çok heyecanlandıran ve çekim gücüne engel olamadığım bir coğrafyadır. Kim bilir hem genetik olarak hem de inanç olarak çekiliyorum. Asya insanı; ilgilendiğim şey kadim bilgiler, günümüzde unutulmuş, üstü örtülmüş yaşam biçimleri. Bir Asya insanı olarak köklerime olan ilgim ve bir yerlerde hala var olduklarına olan inancım içimde yaşayan bilgiyle örtüşüyor. Ve ben o izi sürmeye devam ediyorum. Hiçbir zaman vazgeçemediğim bir kararlılıkla…

Denir ki insan bilgiye hem korkuyla hem de saygıyla gitmelidir. Bilmek okumak demek değildir. Okuduğun şey deneyimle yoğrulmadıkça pek bir işe yaramaz çoğu zaman. Unutulur gider. Oysa yaşadığın şeyi unutmazsın, unutamazsın. Asya’ya doğru günün birinde bir yolculuk yapacağım, bunu biliyorum ve hissediyorum bu yolculuk diğerlerine benzemeyecek…

Haritaya bakmaya devam ediyorum; dünyada var olan insan tiplerini düşünüyorum; Asya insanı, Avrupa insanı, Orta doğu insanı, Afrika insanı, vs. Her birinin yaşam alanı birtakım karakteristik özelliklerle örülü. Ve bu ağ gün geçtikçe birbirine karışıyor. Özellikler belirgin olmaktan çıkıp iç içe geçiyor; savaşlarla, politikalarla, zorlamalarla… Ve bakıyorum da her bir coğrafyanın kendine özgü kadim inançları, yaşam biçimleri yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuş. Bilinçli olarak asimile edilmiş; gün geçtikçe birbirine benzemeye doğru hızlı adımlarla koşan dünya insanı globalleşmenin zincirini geçirmiş boynuna; karşılığında özgürlüğünü verdiğini unutmuşçasına. Derler ki her şeyin bir bedeli vardır. Ve yaşarız yaşamasına da nasıl yasadığımızın bedelini de öderiz. Bu unutulmuş ve es geçilmiş bir farkındalıktır yazık ki!

Gelgelelim yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir gerçek bilgi kaybolmamıştır. Uygarlıklar yerini toza toprağa bıraksa da mesajları hiçbir zaman silinmeyecektir. Samimi bir şekilde arayan onlara ulaşacaktır; zira araştırmanın her anı sonsuzlukla karsılaşma anıdır…

Bu coğrafyada dolaşırken düşünmeden edemedim. Bir zamanlar İran’da Persianlardan, Suriye’de Aramlardan, Lübnan’da Finiklerden bahsedilirken şimdi hem insanlar hem de yaşam biçimleri değişmiş durumda. Suriye’de Damascus’ta National Museum’da bulunduğum sırada gördüğüm bir tablo bu kronolojiyi anlatması bakımından ilgimi çekmişti; tabloda Orta Doğu’da ki medeniyetler sıralanmış. İnsan okuyunca heyecanlanıyor doğrusu…

Buna göre; Kush, Sümer, Babylonia, Arabia Felix, Punt, Akkad, Ebla, Trade Routes, Phoenicia, Persia, Elam, Kassites, Assyria, Urartu, Hatti, Minoan, Canaan, Egypt, Mesopotamia, Eblaite…

Tüm bu medeniyetler insanlık evrimi açısından çok büyük bir önem arz etmektedir; mesele bu kültürlerin bıraktığı izleri sürme meselesidir. Yoksa bunaltıcı kitap sayfalarında ezberleme meselesi değil…

Eski zamanlarda insanlar olanların kayıtlarını tutarlarmış; nitekim göksel (astrolojik) ve yersel (arkeolojik) bilgilere de böyle ulaşılmış, böyle gelişilmiş. Günümüzde insanlık kendi tarihini ve dünya tarihini bilmekten ve anlamaktan bilinçli olarak uzaklaştırılıyor, nerden gelip nereye gittiğini unutmuş insanlar ellerine verilen birtakım teknolojik oyuncaklarla kandırılıyorlar. Ve kendi tarihini unutan her medeniyet gibi sıradanlaşmaya, ezilmeye ve sömürülmeye mahkûm oluyorlar.

Oysa unutulan çok basit bir şey var; tarih tekerrürden ibarettir…

– SON –

Previous:

Doğu ve Batı

You may also like

Post a new comment