Dünyanın ilk kayıtlı – belgeli hayırseveri: Opramoas

24 Ocak of 2011 by

2000 yılında, Antalya’ya 93 km uzaklıkta kurulu Kumluca ilçesinin batı yönünde çıkan bir orman yangını Kumlucalının korkulu günler yaşamasına neden olurken kara dumanlar bir sürpriz hazırlıyordu. Günlerce süren söndürme çalışmaları bitip te, dumanlar çekilince,  yetkililer yapılan keşiften farklı duygular ile ayrılmıştılar. Kaymakamlık hemen Akdeniz Üniversitesine durumu bildirdi.

Uzmanlar karış, karış, adım adım incelerken bu sürpriz şehri önce adını belirlediler yazıtlardan. Künyesini çıkardılar;

Adı: Rhodiapolis  

Kuruluş: MÖ 7. yüzyıldan sonraki dönem.

Kurucusu: Likyalılar…

Künye uzayıp giderken en önemli özelliğini söyledi uzmanlar; Likya’nın en zengini Opramoas isimli şahıs burada yaşamış. Ama en önemlisi mezarına ölmeden önce yaptırttığı kitabe. Anadolu’da bulunan en uzun kitabe. Hepsi bu kadar mı? Hayır. Bu kitabe de Opramoas yaptığı yardımları tek tek anlatıyordu. Bu ne demekti? Kayıtlı, belgeli dünyanın ilk hayırseveri. Ya da pek moda ismiyle Dünyanın ilk sponsoru. Opramoas başkalarına da örnek olsun diye mi? İyilikseverliğinin unutulmaması için mi? Böbürlenmek için mi? Bilinmez her şeyi bir bir yazdırmış taş ustalarına.

5 yıldır Rhodiapolis kentinin kazı çalışmalarını yapan ekibin başkanı Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm den Doç. Dr. İsa Kızgut “Kentin en ünlü siması Opramoas’tır. Ve en iyi bilinen yapısı da Opramoas’ın anıt mezarıdır. MS 138 – 161 yılları arasında yaşamış olan bu kişi Likya’nın en zengin ve en ünlü hayırseveriydi. Ataları Likya Birliği Başkanı, ordu komutanlığı ve süvari birliği başkanlığı gibi çok yüksek makamlara gelmişlerdi. Opramoas, imparator kültü başrahipliği, Likya Birliği yazmanı ve Lykiarkhos olarak görev yapmıştır. Çok kez onurlandırılmıştır. Opramoas’ın neredeyse tüm Likya’da yardım etmediği kent yok gibidir. Özellikle 141 depreminden sonra yıkılan pek çok yapı Opramoas tarafından parası verilerek onarılmıştır. 3 bin dinardan 100 bin dinara kadar değişen miktarlarda yardım etmiştir“ diyor.

İnsanın aklına ister istemez 1999 depremi geliyor hala çadırda yaşayan depremzedeleri düşününce. 21 yüzyılda da bir Opramoas çıkartsa bu topraklar ne güzel olurdu. Üstelik Opramoas sadece kentlere yardım yapmamış. Genç kızlar için çeyizlik, yoksullara yemek parası, yaşlılara kefen parası vermiş. Yardımların listesi ve onurlandırmalar yanında Roma kayzerleriyle olan mektuplaşmaları içeren 12 yazıt, prokuratorlardan gelen 19 mektup, Likya Birliği’ne ait 33 döküman Opramoas’ın anıt mezarının duvarlarını doldurmakta.   

Rhodiapolis sadece Opramoas’ın anıt mezarından ibaret değil elbette ama insan takılıp kalıyor bu anıt mezarı seyrederken. Kazı tamamlandığında burada muhteşem bir şehir çıkacağı anlaşılıyor. Şehrin tiyatrosu, hamamı, kilisesi, kaya mezarları, lahitleri çok sayıda su sarnıcı bulunmakta. Tiyatronun skenesinde yazılı 12 imparator mektubu, 19 procurator mektubu ve 33’ü birlik toplantısına ait yazılı anıt define arayıcıları tarafından tahrip edilmiş durumda. 

7. yüzyılın sonlarına doğru kurulduğu düşünülen antik kentte Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılarda mevcut.  Kazı Başkanı Prof.Dr.Nevzat Çevik “Rodos Kolonizasyon döneminde kurulduğunu düşündüğümüz Rhodiapolis, deniz bağlantıları güçlü bir kent olarak da önem taşıyor” diyor. 

15.yüzyılda Osmanlı topraklarına katılan Rhodiapolisi de içine alan Kumluca ilçesinin çevresinde görülen antik kentler , yüzyıllar boyunca Fenikeliler, Likyalılar, Bizans ve Romalılar tarafından sürekli iskan edilmiş olduğunu göstermekte. Anadolu Selçuklularında egemenliği altına giren bu topraklarda nedendir bilinmez Selçuklulara ait bir esere henüz rastlanmadı.

Şimdilerde bol sulu ve tatlı portakalı, etli iri limonu, kıpkırmızı narı  ve örtü altı sebzeciliği ile bölgenin tarım merkezi durumunda. Olimpos-Beydağları Milli Parkının bir bölümünü de içine alan Kumluca doğal plajlarıyla, dünya harikası doğasıyla yürüyüş severlerin, doğayla iç içe yaşamak isteyenlerin, taş duvarlardan, şehir karmaşasından kaçmak isteyenlerin sığınağı. 

Fotoğraf: Haluk Sağlamer

Previous:

Antalya’da Şarabi Akşamlar

Next:

Toroslar… Boğa Dağları… Beydağları

You may also like

Post a new comment