Erkek Oğlu Erkek, Bir Meclis Daha

17 Nisan of 2011 by

Antalya’da doğa yine düğüne durdu. Antalya’da yaşayanlar, ne denli farkındadır bilinmez, ama dünyanın en güzel baharı buradadır. Yaşam kaygısı bize denizin rengini bile unuttursa da güzel yine güzeldir, biz görmesek de bakmasak da. Yeşil kırk tondur, pembe yedi renk, turuncu güneşi kıskandırır, beyaz her renge çalım atar, kırmızıyı, moru sorma gitsin, Antalya bir renk cümbüşü ile cilveleşmekte.

Havada portakal çiçeği kokusu savrulur, ne denli yok edilmeye çalışılsa da. Atar tekmeyi bu kokular, Dolar’a, Euro’ya. ‘Kalıcı olan benim’ dercesine. Böylesi bir bahar yaşamaktayken Antalya, kadınlar var gücüyle koşturdular, ‘Meclise 275 kadın vekil’ diye. Umutları dağ gibiydi, yürekleri pır pır.

Oysa ‘Erkek egemen’ ülkenin her gün sergilediği kadına şiddet, sadece onu uygulayan kafadan ibaret değildi. Meclis de bu toplumun içinden çıkıyordu. Üstelik kirlenmişti yüz yıldır. Kolay kolay temizlenmezdi. Kadınlar iyi bilirdi kirin nasıl temizlendiğini, ama tahammül yoktu mecliste topuk tıkırtısına. TBMM’de az da olsa var olan kadın vekiller iyi biliyordu bunu. Kendilerine mümkün olduğunca mikrofon uzatılmadığını, ezberlettiklerini söylemeyeceklere hele hiç söz hakkı verilmediğini de. O alanda ne denli kadın olduğunu unuturlarsa var olacaklarını iyi bilirlerdi.

Bazı partiler hiç aldırmadı kadınların emeğine, alışıktılar onları çalıştırıp üstüne konmaya, yer verenler de göstermelik bir yer verdiler, son sıralarda. Zaten kadınlar da alışıktı karşılıksız çalışmaya, yok sayılmaya. Bu yol çok çetin bir yoldu, aşılması oldukça zor. Yüz yıllardır gelinen bu sonuçtan vazgeçmek de isterdi yine yüz yıl. Şunu unuttular kadın sabırlıdır, inatçıdır, beklemeyi iyi bilir, ama bilmez hiç vazgeçmeyi. Yolun çetin olması yıldırmaz kadını. Bugün olmazsa yarın, öbür gün mutlaka kadın istediğini alır söke söke, yeter ki öğrensin doğruyu, gerçeği.

Son yıllarda kadın öldürüşleri arttı, onu seyredenler daha da arttı. Kılı kıpırdamıyor görenlerin, bütün bunlar kendiliğinden olmasa gerek. Hani mahallenin namusu uğruna öfkelenenler? Hani ‘Erkek sözü’ diye caka satanlar? Niye kadını sokak ortasında döven adama haddini bildirmiyor bu ‘Erkek oğlu erkekler?’ Nereye kayboldular? Uzayın kara deliği mi yuttu bunları?

15 yaşındaki Avrupalı kadınlar, dünyayı dolaşmaya çıkabilirken, bizim ülkemizin kadınları bindiği arabada ölümü hak ediyor. ’Binmesin efendim binmesin o arabaya’ diyerek, ölen kadın suçlanıyor. Tecavüz edilen kız çocuğuna ‘Gönüllü’ yaftası yapıştırılıyor. Bütün bunlar olurken, kadınlar ayağa kalkmalı, derin uykudan artık uyanmalı. ‘Biz aday listelerinden memnunuz’ ezberini yırtıp atmalı. Bunun çözümünün yalnızca kadınlarda olduğunun ayırdına varmalı.

Bilmeli ki Einstein, yıllar önce uyarmıştı; “Dünya kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir” diyerek. Kadınlar artık rahat yüzü görmeli, tehlikesiz yaşamalı, çekebilmeli kaygısız baharın kokusunu içine. Geçirmemeli ‘Dilberim gülmeleri sırıtmayla…’ Kalk borusu çalıyor uzun yıllardır, duymasının zamanıdır sağır sultanın…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

İki Tutam Saç

Next:

Sevgi Bağımlılığı

You may also like

Post a new comment