Eski Saray Meydanı

14 Ocak of 2011 by

Eşyaları atıp bir harita ile taksinin beni götürdüğü yolu takip ederek kendimi turistik Thamel’in dar sokaklarına attım. Cıngıl cıngıl hediyelik eşya dükkânları, renkli pasminalar, her türlü müziğin çaldığı ‘cd’ciler, cafeler, kitapçılar, barlar, restoranların tütsülü kapılarından gelen ‘namaste’ selamına yanıt vererek rikşaların, kalabalığın içinden geçiyorum. İlk anlar, dar sokaklardaki tıkış tıkış binalar üstüme gelir gibi oluyor malum. Son 22 yıldır şehirde yaşayan biri değilim. Kalabalık…

Hiçbir şeyin atılmadığı, ıvır zıvır eşyalarla dolu, fakir bir eve girmiş hissine kapılıyorum. Tekerlekli bisiklet taksicilerden- rikşalardan- ardı ardına tapınaklara götürme tekliflerine, hayır bir dakika, bir bakayım etrafıma, bana zaman verin demeden, diyemeden kendimi prenses gibi arka koltuğa atıverdim. Sıska bacaklarıyla beni çeken rikşacı kalabalığı marifetli manevralarla geçiyor. Bu eski merkez sokakları o zamanın kalabalığına göre yapılmış. Eskiden sadece atlarla, el arabalarıyla geçilen bu dar sokaklar bugünkü kalabalığa yetmiyor, kaldırım yok, taşıtlar, rikşalar ve halkla dolu dopdolu bir sele kapılmış ilerliyoruz. İçimdeki merak ve heyecanın yüzüme verdiği tebessümden emin Durbar Meydanı’na gidiyorum; şehrin can damarına.

Eski sarayın olduğu meydandayım. Aman Allahım! Görüntüsüyle panayır gibi bir yer. Küçük meydanda ve açılan kollarında 50’yi aşkın tapınak, insan, hayvan karışımı tanrı, tanrıça figürleri, önlerinde dua edenler, yüksek stupaların eteklerinde oturanlar, sunak satıcıları, yerlere açılmış kadife çiçekçileri, yanan kandiller her köşede. Havada baharat, tütsü, toz mumlardan gelen yanık yağ kokusu karışımını soluyorsunuz. Turistik satıcılardan çok günlük ibadetlerine hitab eden sunaklarda olanlar, çiçekçi köylüler ile taze sebze ve meyvecilerle dolu etraf.

Tapınakların basamaklarında kış güneşi altında şekerleme yapanlar, dar sokaklardan, güneş görmeyen evlerden getirdikleri ıslak çamaşırları tapınakların güneşe bakan basamaklarına serenler, simsiyah uzun saçlı kadınların oturmuş günlük dedikoduları, onların yanında oynayan çocukları…

İnanılmaz karma bir görüntü. Bu görüntüyü izleyen, her şeyi fotoğraflayan, ‘’no, thank you’’ diyen turistler, dilencileri, çöpleri karıştıran maymunları, köpekleri de unutmamalıyım.

Günümü bu meydanda oturup seyrederek geçirmek istiyorum. O kadar çok şey var ki! Eskici dükkânına girmiş de tüm aradıklarımı bir kutunun içinde bulmuş gibiyim. Sabah sisini, ilk kış güneşine devrettiği öğlen saatlerinde bir stupanın basamağında oturduğumda meydandaki gençler bana rehberlik yapmak istiyor, sırayla hepsine ‘’hayır’’ diyorum. Bu kez de gözlerimin içine bakarak fütursuzca ‘’has, maruana ster misin?’’ diyorlar kibarca. Yok, kardeşim istemiyorum diye diye artık meydandaki tüm rehber bozuntuları beni rahatsız etmekten vazgeçiyor. Bunlar hariç etrafımdaki görüntüler bana mutlak hissedilen, bir sükûnet havası veriyor. Böyle bir karmaşada sükûnet nasıl oluyor? Anlayamıyorum.

Kast sistemi kültürleriyle, Hinduların, Budistlerin, Tantrizm ve eski kabilecilerin bir arada, bu tapınaklarda kardeşçe ibadet etmelerinden mi? Söylenenlere göre toplam 33 milyon tanrı, tanrıça, batıl öğreti ve hikâyeler var. Bunları, bugün de dün gibi kabul edip uygulamaları ve reenkarnasyona inandıkları için mi? İbadetlerin ilahi uğultusu sizi sarmalıyor, bir nevi izlemek de terapi yapıyor gibi bir şey. Kaldıkça öğreniyorum herkesin kendi yaşamıyla, kişiliğiyle seçtikleri tanrılarını kutsallaştırması, her gün sundukları sunaklarla yaptıkları ibadetleri masal niteliğinde hikâyelere dönüştürmeleri günlük hayatlarındaki yaşam gücü, temel öge.

Bu meydanda en önemli tapınak Kasthamandap. Başkente adını veren bu tapınak 12. yüzyıldan kalma kat kat açılan üç etek gibi. Kiremit çatısıyla tamamen sal ağacından yapılma, tanrıyı ifade ediyormuş. İçerisi sarili renkli kadınların, erkeklerin yaşlı genç herkesin mum yakma sırasıyla tıkış, tıkış. İbadet edenleri izlemek için bende bir mum alıp yakıyorum, kimse bir şey demiyor, herkes geldiği niyeti gerçekleştirmede…

Previous:

Büyülü Kathmandu

Next:

Kumari

You may also like

Post a new comment