Geçmiş Bir Saplantıdır

28 Eylül of 2011 by

Geçmiş bir saplantıdır, sapkınlıktır. Ruhunuzun size haykırışıdır. Bu haykırışın sapıklığında onun yine sizin tarafından iğdiş edilmesidir.

Dışarıya çıktığınızda acaba ocağı kapattımmıdır. Aslında o ocak hep kapalıdır ama o lanet olası beyniniz onun kapalı olduğunu görmeden rahat etmeyecektir…

Geçmiş bir çılgınlıktır… İçilmiş ama çalkalanmamış bir ayranın dibinde kalan yoğurttur. Onun bir zamanlar yoğurt olduğunu hatırlamamızı ister. Siz üzerine su çekip onu yok edemedikçe, o orda öyle sizin gözünüze bata bata durur.

Geçmiş kavurucu bir yaz günü evde duran ve bir sağa, bir sola dönen vantilatördür. Sizden hiç vazgeçmez ama faydalı da olmaz. Ta ki siz gemileri yakıp onu kapatana kadar. Önce gerilirsiniz, yavaş yavaş bunalımlar artar, yakanızı başınızı gerip kendinizi şekilden şekle sokarsınız, deriniz kazınır. Ve uyursunuz… Ama bir bakmışsınız ki alışmışsınız. Hiçbir şey eskisi kadar sıradan gelmez.

Geçmiş bir doğum olabildiği gibi aynı zamanda da bir ölümdür. Geleceğe ölü ya da diri olarak girebileceğinizi tayin eden bir pagan tanrısıdır…

Geçmişimiz kişilik çatışması yaşayan bir müptezeldir.  Belki de çifte bildirişim yapamayan bir meczuptur.  Kim bir mecnun olmadığını iddia edebilir ki bizden başka…

Hepimizin temiz yüzlü bir geçmişi var. O, süveter giyer, gözlük takar. Saçları her daim taralı ve yumuşaktır. Pantolonu ütülü, ruganları gıcır olur. Elinde bir kitap, herdaim okur. Düşünebilirde. Diğer geçmişimizin ise genelde kalbinde bir yara izi olur. Utançtan kararmış bir yüzü, kırpık saçları, yırtık ceketi, kirli pantolonu ve başparmağı çıkmış delik potini ile sokaklarda dolaşır. Şarap içer, şiir okur ama anlamını bilmez. Denk gelirse insanlardan para ister. Temiz geçmişimiz olurda bir gün bu kara geçmişimizi görse kesin yolunu değiştirir.

Geçmiş bir pandoradır. Pandora da geçmiştedir. Ama kimse pandora geçmiştedir dememiştir.

Geçmişlerimizi bırakın, siz şeytani varlıklar. Nolur bizi rahat bırakın… Bırakın ki artık yolumuzu değiştirmeden yürüyebilelim.  Bu yüzden hep geç kalıyoruz ve geç kalmaktan hep nefret ettik.

Artık bizim olmanızı istemiyoruz. Bir zamanlar bizim olan siz artık bizde ki siz bile değilsiniz. Bambaşka biri oldunuz ve siz kendiniz de bile değilsiniz. Bizim olmayın nolur onların olun, onları sevin, onlara bakın, onlara dokunun ama bize söylediğiniz o iğrenç yalanları da yanınızda götürün.  Onlara da söyleyin. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki böyle yaşarsanız bir gün kimseye ait olamazsınız, özgür de olamazsınız çünkü kendinize bile ait olmamış olacaksınız. Belki de ölün lütfen.

Evet, evet ölün. Yaşamınız gittiğiniz için değerliyse ve o değer size yaşamak için bir anlam katıyorsa yaşayın sadece. Yoksa ölün lütfen. Kendiniz için yaşayacağınız zamanları çoktan geçtiniz çünkü. Bizi bize bırakın ve defolun gidin. Size kızgınlığımızı, size susuzluğumuzu bile görmenizi istemiyoruz. Bize ait olan hiçbir şeyde hakkınız yok… Ve biz herzaman sadece kendimize ait olacağız…

Fotoğraf: İsmail Şahinbaş

Previous:

Balon

Next:

Hinduizm, Yemek Ve Hindistan

You may also like

Post a new comment