Geri Dönüşüm Emekçileri

05 Haziran of 2011 by

Antalya’nın bir günde ateş gibi yanarak yaza giriverdiği bir gündü, Haziran’ın 3. günü. Yaz sıcağı gibi içleri yanan ‘Geri dönüşüm Emekçileri’ hakkında bir panel gerçekleşti. Önemli bir sorunun çözüm yolları konuşulacak diye neredeyse uçarak gittim.

Muratpaşa Belediyesi’nin cennete çevirdiği ‘Değirmenönü Kültür Binaları’ndan birinin salonuna. Oturumu sevgili Gülser Öztunalı Kayır yönetti (Gülser Prof. Dr. unvanını önemsemediği için kullanmadım). “Çevre sorunları, demokratikleşmeyle ilgilidir. İnsanla ilgilidir” diyerek oturumu açtı. İlk sözü Prof. DR. Bülent Topkaya’ya verdi.

Bülent Hoca; atıkları üçe ayırdı. Katı, sıvı, gaz atıklar diye. “İnsanlar bilinçlendikçe atık azalıyor. Bir insan günde 1kg 80 gram atık üretiyor. Almanya, 2 yıl sonra organik atık toplamayacak, insanlar bu konuda kendileri çözüm üretecek. Bizim ülkemizde atıkların % 99’u yer altına gömülerek depolanıyor. Üstüne yağmur yağınca, içinden geçerek, toprağı, suyu, havayı kirletiyor. Havaya metan gazı salıyor. Bunun önlenmesi için çöplerin ayrılması gerekiyor. İnsanlar en azından katı ve sıvı atıkları ayırmalı” dedi.

Avukat Münip Ermiş, “Sonunda çöpü de Adliye’lik sorun yaptık. Aslında Adliye’de hane başına 2,5 dosya düşüyor. Geri dönüşüm işçilerimizi dövüyoruz. Niye dövdüğümüzü de bilmiyoruz. Sokakta, açıkta olan mal kimsenin değildir. Hukuka göre, çöp toplayanlar, ‘parça başı iş yapan işçilerdir.’ Belediye ve hükümet böyle bakmalı. Katı atık toplama, kamu hizmetidir. Belediyenin bundan para kazanmak gibi bir rolü olmamalı. Ayrıca insanlardan iki de bir de ‘sabıka kaydı’ istenmemeli. Çünkü sabıka kaydı isteme kalktı. İsterse kurum, TC numarasını girer ve öğrenir” diyerek gözlerimizi açtı.

Serpil Eryiğit, “Muratpaşa Belediyesi, bilgilendirme eğitimleri yapıyor. Kamu kurumlarında katı atık kumbaraları var. Evsel atıklarda her saat atabilme olanağı sağlanacak. Rast gele toplayanlar sorun oluyor” diyerek, belediyenin düşüncelerini ortaya koydu.

Sıra asıl sorunun sahibine gelmişti. Asıl canı yanan, sözü olan, ‘Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nden Şevket Temel. Hem sinevizyon olarak görsel sunu yaptı, hem de sakin sakin anlattı. Haklı ile suçlunun nasıl aynı cümleyle açıklandığına şaşarak, yaşamın en alt kademesinden sesini duyurmaya çalıştı. Öyle haklı, öyle gerçekti ki, üstüne başka söze hiç gerek yoktu. Sevgili Gülser de onu sonuna dek hiç uyarmadan, sözünü kesmeden dinledi, gözlerinde insan sevgisinin en sıcağını taşıyarak. Bu konunun buraya dek gelmesi için bile Gülser’in nasıl çırpındığına tanık olmaktan boğazıma takılan düğümü suyla çözmeye çalışarak, neredeyse Şevket Temel’in sözlerini herkes gibi ben de nefes almadan dinledim. İçimize akan acı damlalardı.

“Halk da belediye de bizi yanlış tanıyor. Biz atıkları topluyoruz, depolamaya teslim ediyoruz, 24 saat çalışıyoruz. Kendimizi geliştirmek için kitap bile okuyamıyoruz. Sahipli konteynırdan almıyoruz. Biz de bu toplumun evlatlarıyız. Yasa toplumu kavramalı. Evsel atıkların içinden, katı atıkları alıyoruz. Bizim istatistiğimiz neden yapılmıyor? Ozon tabakasını sadece biz mi deliyoruz? Kendimizi dışlanmış hissediyoruz. Ekmeğimizden elinizi çekin. Zabıtalar arabalarımıza el koydu. 1990’dan beri bu işi yapıyoruz. Şubat 2011’de arabalarımız alındı. Bu bizi silme politikasıdır. Ne yedik, ne içtik bunca zamandır merak eden var mı? Biz bu sosyal devletin içinde değil miyiz? Bize ‘hırsız’ diyorlar, suçlu varsa cezasını çeker. Bir doktor hırsız olsa, bütün doktorları mı suçlarsınız? Topluma mal etmek ne denli doğrudur? İçimizde sabıkalının çok olduğunu söylüyorlar, doğrudur. Yoksulluk, eğitimin düşüklüğü buna neden olmuştur, bunun da çözümü bellidir. Bizi açlığa mahkûm ederek çözülmez. Arabalarımız için dilekçe topladık, valiliğe ve belediyeye verdik, yanıt bile alamadık. Bu uygulamalar anayasaya aykırıdır. Ekmeğimizi kazanamadık. Çevre kirliliği oluşturduğumuzu söylüyorlar. Nükleer atık mı attık? Aksine onları toplayarak, çevreyi temizliyoruz. Biz gönüllü çevrecileriz. Dernekleştik, dünyadan örnek alıyoruz. 01.04.2008’de Kolombiya’da ‘Dünya Geri Dönüşüm Kongresi’ yapıldı. Türkiye’de katıldı. Kolombiya’da ‘Geri Dönüşüm İşçileri Eğitim Enstitüsü’ açıldı. Duyarlılığı arttırma kampanyası oluşturuldu. 1 Mart ‘Geri Dönüşüm Günü’ ilan edildi. Burada, Geri Dönüşüm İşçileri mağdurdur. Biz ne kadar yok sayılsak da, varız. Arabalarımızı geri verin. Derneğimizi muhatap alın. Sağlık güvencemizi sağlayın” diyerek noktayı koydu. Bütün bu sözlerin üstüne ne denebilir ki? Koskoca bir gerçek gözümüze bakarken.

Gülser, “Bizim amacımız, bu alanda çalışanların artması değil, sağlık sorunlarının çözümü, insanca yaşama kavuşmalarıdır” diyerek, halkın ve ilgili kişilerin bu konuda duyarlılığının artmasını diledi. Bir bilim kadını olarak toplumu kucaklayan, bu duyarlılığından dolayı içime serin bir su serpilerek ayrıldım. İnsanı insan olarak görüp saygı duyacağımız, emeğe sahip çıkacağımız günlerin umuduyla.

 

 

 

Previous:

Yaramdan Değil, Sorandan Öldüm

Next:

‘Yaşama Cezası’

You may also like

Post a new comment