Gerze – İnebolu – Eynesil

04 Ocak of 2011 by

Karadeniz’in Sinop İli, Gerze Sahili’nde deniz seviyesine yakın bir burunda dalgalarla çarpışan, adeta sürekli yıkanan deniz feneri, çevresinde dolaşma imkânı bulunan geniş bir platformla ziyaretçileri karşılıyor.

Kıyıda ki yeri, yerleşim birimlerine çok yakın olmasına karşın, yalnızlığın buram buram yaşanıp, hissedildiği, huzur veren, senarist olup film, fotoğraf çekmeye özendiren özel bir konuma sahip. Etrafında bulunan balıkçı barınağı ve dalgakıran, arkasında yer alan restoranla bütünleşip seyir ve hoşça vakit geçirecek kompozisyonlar oluşturuyor. Fenerde yaşayan bulunmuyor.

Kurucaşile – Cide – Aydıncık – Doğanyurt – Eyrik – Gemiciler – Abana –Yakaören – Abana – Çatalzeytin – Türkeli- Güzelkent – Ayancık ve Sinop’a oradan, Gerze – Yakakent – Alaçam – Bafra – Samsun – Tersane – Ünye – Fatsa – Bolaman – Yalıköy – Çaytepe – Yason Burnu – Çamburnu – Perşembe – Ordu – Gülyalı – Bulancak – Giresun ve nihayetinde İnebolu’ya vardık. Gece çekimlerini de tamamlayıp Öğretmen Evi’nde konakladıktan sonra İnebolu Türk Ocağı ziyaretini tamamlayıp tarihi İnebolu Evleri’ni gezdik. İnebolu, Kurtuluş Savaşı’nda Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası alan nadir kentlerimizden.

Dönemin önemli bir ticaret merkezi olan İnebolu ve İnebolu Limanı Kurtuluş Savaşı’nda stratejik olarak önemli bir rol oynamıştır. Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Ankara’ya gitmek isteyenlerin bir bölümü teknelerle İnebolu İskelesi’ne geliyor ve buradan Anadolu’ya geçiyordu. İstanbul ve SSCB’den gelen savaş gereçlerinin Anadolu’ya giriş noktası da İnebolu iskelesi olmuştu. Bunu fark eden Yunanlılar Karadeniz’deki donanmalarıyla iskeleyi denetlemeye başladı. Bundan sonuç alamayan Yunan savaş gemilerinden Panter ve Kılkış adlı iki Yunan zırhlısı 9 Haziran 1921’de İnebolu Limanı’na geldi. Şehrin ileri gelenlerine ültimatom vererek cephane ve silahları iki saat içinde teslim etmesini söyledi. Savaş gemilerinin İnebolu’ya doğru hareket ettiği haberi zırhlılardan önce İnebolu’ya ulaşmış ve cephaneler bombalama karşında zarar görmemesi için iç kısımda kalan iki çay mevkiine, tepenin arkasında kalan ve zırhlıların top atışlarının ulaşamayacağı yerlere taşınmaya başlamıştı. Cephanelerin teslim edilmemesi üzerine Yunan savaş gemileri İnebolu’yu bombaladı. Ama Yunanlılar Kurtuluş Savaşı’nın gereksinimi olan insan ve cephanenin Anadolu’ya giriş yeri olan bu iskeledeki etkinliği önleyemedi.

Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası

Atatürk İnebolu’da, İnebolu kayıkçılarının gayret ve başarıları 9 Nisan 1924 tarihli TBMM kararıyla Beyaz Şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

İnebolu’nun Kurtuluş Savaşı’ndaki en önemli tarihlerinden biri ve isimleri: Mustafa Salim, Mustafa Nuri, Asker Mustafa, Cebeci Sabri, Mustafa Fehmi, bunlar İnebolu Gençler Mahfeli kurdular.

Şehit Şerife Bacı

Şehit Şerife Bacı adı, Kastamonu’da Seydiler’de, İnebolu’da Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarını simgeliyor.

Şapka ve Kıyafet Devrimi

Atatürk 23 Ağustos 1925’de Kastamonu’ya gelmiştir. Burada İnebolu heyetini kabul etmiş ve yapılan davet üzerine 25 Ağustos 1925 Salı günü saat 11.00’de Kastamonu’dan İnebolu’ya hareket etmiştir.

27 Ağustos 1925 Perşembe günü İnebolu Türk Ocağı’nda tarihi Şapka Nutku’nu söylemiştir. İlçenin, Şeref ve Kahramanlık Günü olan 9 Haziran her yıl büyük bir coşkuyla kutlanılmakta, ayrıca Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önce İstiklal Madalyası ve Beratı ile taltif ettiği kayıkla kağnının mucizeler yarattığı belde İnebolu’ya 1 gün için gelip, 3 gün onurlandırdığı Şapka ve Kıyafet Devrimi’nin ilk Nutkunu söylediği “Bu serpuşun ismine şapka denir” dediği 25 – 28 Ağustos tarihler arasında her yıl törenler yapılmaktadır.

İnebolu Feneri ve çakarlarının çekimini tamamlayıp yolumuza devam ettik. Görele – Eynesil – Beşikdüzü – Vakfıkebir – Çarşıbaşı – Yaros Feneri – Akçaabat – Akçakale – Trabzon – Çayeli diye kıyı kıyı adım adım ilerledik.

Eynesil daha önce adını duymadığım ama gördüğümde tarihte önemli bir yer teşkil ettiğini anladığım nadir yerlerden biridir. 1975’te kale içine yapılan çakar gemicilere göz kırpmaya devam ediyor. Eynesil’in bilinen tarihi MÖ 1500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Bu dönemde Büyük Hitit İmparatorluğu egemenliğinde olan Eynesil, 300 yıl kadar bu imparatorluğun yönetiminde kaldıktan sonra MÖ 1200 yıllarında Frigya Konfederasyonu emrine girmiştir.

Yunanlıların yöreye gelişleri MÖ 756 yılına kadar dayanmaktadır. Yunanlılardan sonra MÖ 670 yılında yöre Miletoslularla tanışmıştır. Miletoslular Eynesil’in de içinde yer aldığı Karadeniz kıyılarında 90 civarında ticaret kolonisi kurmuştur. Eynesil’deki metruk ve büyük bir bölümü yıkılmış olan kalenin de, (Görele Kalesi) ilk olarak bu dönemde inşa edildiği sanılıyor.

MÖ 520 yılında, Eynesil Pontos Satraplığı içinde bulunmuştur. Bu dönemde Pers İmparatorluğu’nun 19. eyaleti olan Pontos Satraplığı, 200 yıl kadar sonra Kapadokya Krallığı egemenliğine girmiştir. Ancak Pontos Satraplığı’nda çıkan karışıklıklar bitmek bilmemiş, MÖ 298 yılında Büyük Pontos Krallığı kurulmuştur. Bu devlet MÖ 91 yılında Anadolu’daki en güçlü krallık haline gelmiştir. Bu durum, Romalıların Pontos Ülkesi’ne saldırmasına kadar sürmüş, Romalıların saldırıları sonucu, MÖ 63 yılında Pontos Krallığı ortadan kalkmıştır. Pontos’ un yıkılması ile yöre Roma’ya bağlı Galatya egemenliği altına girmiştir. Eynesil ve tüm Doğu Karadeniz sahillerinin Roma İmparatorluğu egemenliği altındaki dönemi MS 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ile sona ermiş gibi görünse de, Doğu Roma İmparatorluğu’nun ilçedeki egemenliği 1204 yılına kadar devam etmiştir.

1204 yılında Eynesil, Megalon Kommenon İmparatorluğu egemenliğine girdi. Diğer adıyla Trabzon İmparatorluğu olarak bilinen bu devlet, Ekim 1461’de yöreye Osmanlıların gelişiyle son buldu.

Ekim 1461 tarihinde, Trabzon’un Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınmasından iki ay kadar sonra Aralık 1461 tarihinde Eynesil de Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir.

Yöreye ilk gelen Türk boyu olan Çepnilerdir. Çepniler, aynı zamanda Alevilikleri ve Hacı Bektaşi Veli’nin de müritleri olması ile bilinen bir Türk boyudur. Çepnilerin Aleviliği ve yöredeki Alevilik olgusuyla ilgili olarak, Avukat Halil İbrahim Türkyılmaz tarafından yazılan ‘Dünden Yarına Tüm Yönleriyle Eynesil’ isimli kitap hayli ayrıntılı bilgi vermektedir.

Eynesil uzun bir süre Trabzon’a bağlı bir köy olarak kalmıştır. Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Görele’ye bağlı bir köy olan Eynesil, 1953 yılında yine bu ilçeye bağlı bir bucak olmuş, 1 Nisan 1960 tarihinde de ilçe olmuştur.

Eynesil adı nereden gelmektedir? Kimilerince Eynesil adı, iyi nesil kelimesinden dönüşerek bu güne kadar gelmiştir. Ancak gerçeğe daha yakin olan görüş; Türklerin ‘Ine’ yahut ‘Eyne’ isimli bir bey öncülüğünde Eynesil’e geldikleri, bu nedenle de yerleştikleri bu yere İne Bey’in yeri anlamında ‘İnesi’ adını verdikleridir.

Previous:

Samsun

Next:

Yason Burnu – Çamburnu – Yoroz

You may also like

Post a new comment