Gorakhpur

26 Ağustos of 2011 by

18.08.2011

“Çünkü bu muammayı kimse hikmetle, felsefeyle halledemedi, halledemezde. Her sabah bir gün doğarken, bir gün de eksilir ömründen.”

İnsan seline alışmak zor. Sabah saatlerinde boş olan tren istasyonu, dakikalar ilerledikçe dolmaya, taşmaya başlıyor. Hatta zaman ilerledikçe dolan insanlar kendilerini hemen yerlere atıp uyuma pozisyonuna geçiyor. Herkesin bir battaniyesi var. Olurda beklemeleri gerekirse hemen serip uyuyorlar ya da uzanıyorlar öyle bekliyorlar. Üzerlerinden atlamanız, kafalarına, kollarına basmamanız gerekiyor.

Rahatsızlık derecesinde izliyorlar bizi. Karşıdan gelen biri biranda duruyor ve sizin geçmenizi bekliyor. Ama izliyor. Yürümenizle beraber kafası dönüyor hissediyorsunuz. Nepal’de bu durum hiç yoktu. Orada insanlar çok alışık olmalı ki bir bakan bir daha yüzünüze bile bakmıyordu. Ben gerçekten eğlenmeye başlıyorum. Tuhaf tuhaf bir sürü insan. Bu ülkede milyarca insan var, heyecanlanıyorum. Adamın biri geliyor ve bana “what” diyor. Ona gülerek “what, what” diyorum. “No”  diyor, gidiyor. Hindistan’daki ilk iletişimim.

Daha fazla zaman kaybetmeden kendimizi sokaklara atıyoruz. Çünkü gar çıldırtıcı olmaya başladı. İneklerin istilasına uğradık. Her yeni şehirde olduğu gibi keşif turuna çıkıyoruz. Kendimize hedef koyup, kaybolma pahasına oraya ulaşmaya çalışıyoruz. Kocaman bir göl varmış burada. Gidip bari orada zaman geçirelim. Şehrin kalabalığında bölünüyoruz, kayboluyoruz. Yollar, yapılar, insanlar, kentleşme öyle çarpık ki kaybolmamız normaldi zaten. Boğucu sıcak, yüksek nem, üstüne başlayan muson yağmuru her şey çok zor olmaya başlıyor. Koskoca şehirde gölü tarif edecek biri çıkmıyor karşımıza. Tarif edende bizi iyice batağa sürüklüyor. Bulamıyoruz. Ama ulaşan arkadaşlarımız var oraya. Neyse ki öğreniyorum kayda değecek hiçbir şey yokmuş. O kadar yol tepip orayı bulamadıktan sonra eğer çok güzel bir şeyi kaçırsaydım üzülürdüm.

Zaman ilerledikçe çok daha verimli bir şekilde uyum sağlıyorum. Tren saatimiz geliyor. Önce yemek yememiz lazım ama nasıl? Her yer inanılmaz pis, hayvanlarla beraber yemeniz lazım. Benim için hiç sorun değil ama biz bir ekibiz, uyumlu olmamız gerek. En az sineksiz yeri, görece en temiz yeri bulmaya çalışıp, afiyetle yemeklerimizi yiyoruz. Zorlayıcı bu günün ardından tren saatimiz artık gelmek üzere ve Hindistan’ın ölüm kentine doğru yola çıkmak üzereyiz…

Previous:

Sanouli – Gorakhpur

Next:

Varanasi

You may also like

Post a new comment